Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Yargı Operasyonlarının Yıl Dönümü: Yerel Demokrasiye Yönelik İddialar ve İnsan Hakları Endişeleri

CHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı, son

CHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı, son bir yılda yerel yönetimlere yönelik yürütülen soruşturmalar ve gözaltı-tutuklama uygulamalarını kapsayan kapsamlı bir rapor yayımladı. Raporda, seçilmiş belediye başkanlarına yönelik işlemlerin, demokratik iradeye müdahale ve yargı bağımsızlığında gözlemlenen erozyon bağlamında değerlendirildiği vurgulandı.

Rapor, 30 Ekim 2024’te Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasıyla başlayan sürecin aralarında İBB de olmak üzere genişleyen operasyonlarla devam ettiğini belirtiyor. Buna göre sabaha karşı ev baskınları, uzun tutukluluklar ve kayyum atama gibi adımların halkın oyuyla seçilmiş görevlilere doğrudan müdahale niteliği taşıdığı ifade ediliyor.

Yargı Süreçleri ve İddialar

Raporda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 8 Ekim 2024’ten sonra başlattığı soruşturmalardan öne çıkan örnekler ele alınıyor. Esenyurt ve Beşiktaş belediyelerinden başlayıp İBB’ye uzanan operasyonların usul ve delil eksiklikleri bakımından ciddi kuşkular doğurduğu; özellikle gizli tanık ifadelerinin subjektif anlatımlara dayandığı, maddi delille desteklenmediği ve iddianame düzenlenmesine yetersiz kaldığı belirtiliyor.

İBB soruşturması, raporda “hukuki dayanaktan uzak, spekülatif ve siyasi intikam aracı” şeklinde nitelendirildi. İddialara göre tanık beyanlarında sıkça rastlanan “duydum”, “böyle konuşuluyordu” gibi ifadeler, dosyanın sağlam bir hukuki temele oturtulmadığına işaret ediyor. Ayrıca İmamoğlu hakkında 2019’dan itibaren açılan davaların sıralandığı ve 23 Mart 2025’te tutuklandığı günün siyasi bir dönemeç olduğu kaydedildi.

Hak İhlalleri ve Cezaevi Koşulları

Rapor, gözaltı ve tutuklamaların sadece hukuki süreç olmanın ötesine geçtiğini; cezalandırma, tecrit ve yıldırma amacıyla kullanıldığına dair iddiaları içeriyor. Bu bağlamda kamuoyunda öne çıkan bazı vakalar ayrıntılı biçimde aktarılmıştır:

  • Mehmet Murat Çalık: Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın cezaevi koşullarında lösemi hastalığının nüksetme riskiyle hâlâ tutuklu olduğu vurgulanıyor.
  • Kadriye Kasapoğlu: İBB Özel Kalem Müdürü hakkında adli kontrol tedbiri uygulanırken, oğlunun doğum gününde tutuklanıp cezaevine teslim edildiği ve tutukluluk sürecinde sık sık koğuş değiştirmeler yaşandığı belirtiliyor.
  • İpek Elif Atayman: Medya A.Ş. eski genel müdürünün 72 gün tek kişilik hücrede tutulduktan sonra uzun, kelepçeli nakillerle farklı cezaevlerine sevk edildiği anlatılıyor.
  • Buğra Gökçe: İstanbul Planlama Ajansı Başkanı’nın nikahını cezaevinde kıymak zorunda kaldığı ve nikah fotoğraflarının aylardır verilmediği kaydediliyor.
  • Ramazan Gülten: İBB İmar Müdürü’nün, eşinin riskli gebelik döneminde tutuklandığı ve doğuma katılmasına izin verilmediği için bebeğini ancak açık görüşte kucağına alabildiği aktarılıyor.

Genişletilmiş Hedefler ve İfade Özgürlüğü

Raporda yalnızca belediye yöneticilerine yönelik işlemler değil; TÜSİAD yöneticileri, Manifest grubu, sanatçı Mabel Matiz, gazeteci Fatih Altaylı, yorumcu Merdan Yanardağ ve Leman Dergisi gibi farklı aktörlere yönelik soruşturma ve gözaltı uygulamalarının da yer aldığına dikkat çekiliyor. Bu durumun, ifade özgürlüğü ve demokratik çoğulculuk üzerinde baskı oluşturduğu görüşü raporda yineleniyor.

CHP’nin Değerlendirmesi ve Siyasi Mesaj

Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, rapora ilişkin değerlendirmesinde, AKP’nin sandıkla elde edemediği iktidarı yargı ve idari mekanizmalarla sağlamaya çalıştığını; CHP’nin ise belediye başkanlarının, bürokratlarının ve yol arkadaşlarının yanında olmaya devam edeceğini söyledi. Çiftci, halkın emanetine sahip çıkmanın bir görev olduğunun altını çizdi ve tam anlamıyla demokratik bir hukuk devleti tesis edilene kadar mücadeleye devam edileceğini belirtti.

Rapor, son bir yılın özetini sunarken hem hukuki süreçlerin şeffaflığı hem de insan haklarına riayet edilmesi yönünde güçlü uyarılar içeriyor. Yerel demokrasinin korunması gerektiği vurgulanarak, kamuoyunun dikkatine sunuluyor.