Güler, uluslararası ticaretin geliştirilmesi ve ihracatın artırılması için yoğun çabalar gösterildiğini, bunun sonuçlarını aldıklarını belirtti. 2018’den beri dış ticaret fazlası verildiğini ifade etti. Tohumda yüzde 117, fidanda yüzde 550, süs bitkilerinde yüzde 169 ve genel olarak yüzde 134 dış ticaret fazlası elde edildiğini vurguladı. Sektörün yaklaşık 490 milyon dolar ihracat ve 364 milyon dolar ithalat gerçekleştirdiğini aktardı.
Asya’nın Tohumculuk Potansiyeli
Dünya tohumculuk pazarının 70 milyar dolara yakın büyüklüğe sahip olduğunu ve 2030’a kadar 100 milyar doları aşacağının tahmin edildiğini kaydetti. Türkiye’nin şu anda dünya tohumculuk pazarında 11. sırada yer aldığını, hedefin önümüzdeki 10 yılda ilk 5’e girmek olduğunu dile getirdi. İhracatın büyük kısmının Avrupa Birliği, Rusya ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ülkelerine yapıldığını belirterek, Asya’nın AB kadar önemli bir büyüme potansiyeli taşıdığını vurguladı. Mevcut pazarları korumak ve Asya gibi büyüyen bölgelerde ticari faaliyetleri artırmak için çalıştıklarını ifade etti.
Sektörün sürdürülebilirliği için ürün çeşitliliğini artırmak, yeni pazarlara açılmak, uluslararası marka değeri oluşturmak, tanıtım faaliyetlerine odaklanmak, AR-GE yatırımlarıyla tohum kalitesini yükseltmek ve kayıt dışı üretimi önlemek gibi zorlukları aşmak gerektiğini belirtti.
Sektör Başarısı ve Algı Sorunları
Kamuoyunda sektörün dışa bağımlı olduğu algısının bulunduğunu ve bunun Türk tarımına zarar verdiğini vurguladı. Bu yanlış algının tüketicileri yanıltarak Türk tohumuna olan güveni sarstığını ifade etti. İhtiyaç duyulan özel tohumların ithal edildiğini, ancak çok daha fazlasının ihraç edildiğini belirterek, katma değeri yüksek tohum ihracatının her yıl arttığını söyledi. Sektörün başarısının yanlış algılar altında kaldığını ve yerli tohumculuk için verilen emeğin boşa çıkmaması için çalıştıklarını ekledi.

