Madagaskar kıyılarında yeni bir umut: Baobab Şelalesi yüzen kompleksi
Tasarımcı Ahmad Eghtesad, Madagaskar kıyılarında baobab ağacından ilham alan devasa bir yüzen kompleks tasarladı. Baobab Şelalesi olarak adlandırılan konsept, okyanus suyunu şelaleye dönüştürerek elektrik üretmeyi hedefleyen, aynı zamanda tarım, turizm ve deniz koruma merkezi işlevlerini bir arada sunan bütüncül bir proje olarak geliştirildi.

Şelaleden elektrik üretilecek. Jacques Rougerie Vakfı yarışması için geliştirilen bu konseptte okyanus suları dairesel bir deniz yapısı üzerinden yer altı türbinlerine akıtılıyor; amaç, yapay şelale sistemiyle temiz elektrik üretmek. Proje, Madagaskar’ın zengin biyoçeşitliliğine rağmen halkın büyük bölümünün elektriğe erişememesiyle ortaya çıkan enerji açığına yanıt vermeyi hedefliyor. Zayıf enerji altyapısı hem ekonomik büyümeyi hem sosyal istikrarı engellediği için bu tasarım kronik bir soruna çözüm sunmayı amaçlıyor.

Neden baobab ağacı? Tasarımın ilham kaynağı olan baobab ağacı, gövdesinde su depolama yeteneği ve en zorlu koşullarda bile ayakta kalabilmesiyle Madagaskar’da direncin sembolü sayılıyor. Kompleksin formu, bu ağacın siluetinden yola çıkarak şekillendirildi ve böylece hem bölgesel kimlikle hem de işlevle görsel bir bağ kurulmuş oldu.

Tek yapıda beş işlev. Yüzen kompleks yalnızca bir enerji tesisi olmanın ötesinde planlandı. Çok katlı cam seralar ve korunaklı botanik bahçeleri tarımsal üretime ayrılırken, su altı cam gözlem kubbesi deniz yaşamının izlenmesine olanak verecek şekilde düzenlendi. Yapı aynı zamanda bir rehabilitasyon merkezi, eğitim alanı ve turizm noktası olarak da işlev görecek biçimde tasarlandı.

Önce rehabilitasyon, sonra eko-resort. Projenin ilk aşamasında kompleks bir rehabilitasyon merkezi olarak kullanılması planlanıyor. Bu merkezde kalan kişiler tarım ve ticaret eğitimi alarak topluma yeniden kazandırılacak. İlerleyen dönemde yapı halka açık bir eko-resorta ve yenilenebilir enerji tesisine dönüşerek Madagaskar ekonomisine kalıcı katkı sağlaması öngörülüyor.


