Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Yeniden Refah Partililerden İznik’te Papa 14. Leo’nun ziyareti öncesi protesto: ‘Atatürk’ün gösterdiği kırmızı çizginin bugün görmezden gelinmesi kabul edilemez’

Yeniden Refah Partisi’nden Papa 14. Leo’nun İznik Ziyaretine Tepki Papa

Yeniden Refah Partisi’nden Papa 14. Leo’nun İznik Ziyaretine Tepki

Papa 14. Leo’nun Türkiye ziyaretine ilişkin Yeniden Refah Partili bir grup, İznik Gölü kıyısında, yıllarca sular altında kalan Aziz Neofitos Bazilikası kalıntılarının bulunduğu arkeolojik alan yakınında basın mensupları için ayrılan bölgede açıklama yapmak istedi. Bölgeye önlem alan Cumhurbaşkanlığı korumaları başlangıçta açıklamaya izin vermek istemedi; toplananlar alandan ayrılmaları için uyarıldı. Kısa süreli tartışmanın ardından açıklamaya izin verildi.

Yeniden Refah Partisi Bursa İl Başkanı Mehmet Kaygusuz tarafından okunan açıklamada, Papa 14. Leo’nun Birinci İznik Konsili’nin 1700. yıl dönümü bahanesiyle Fener Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos ile birlikte gerçekleştirdiği ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmeyle zirveye taşınan Türkiye ziyaretinin “basit bir ‘hac’ ya da ‘turizm’ faaliyeti olarak kabul edilemeyeceği” vurgulandı.

“SİYASİ AMACI GİZLEMEYE YÖNELİK KILIF”

Açıklamada, ziyaretin zamanlaması, içeriği ve Vatikan’ın resmi açıklamalarında kullanılan dil ile boğaz köprüsüne asılan haç ve İstanbul’u tarassut eden, göz bulunan ziyaret logosu gibi unsurların meselenin tamamen siyasi ve diplomatik bir ajanda taşıdığını gösterdiği belirtildi. Vatikan’ın geziyi Hristiyanlığın ilk evrensel (ekümenik) buluşması olan Birinci Konsil’in 1700. yıl dönümü nedeniyle ‘hac’ olarak nitelendirmesinin ardındaki siyasi amacı gizlemeye yönelik bir kılıf olduğu ifade edildi.

Açıklamada, Papa’nın programında dini törenlerin değil, Cumhurbaşkanı düzeyinde resmi siyasi temasların öncelikli olmasının ziyaretin zeminini din değil diplomasi olarak gösterdiği öne sürüldü. Ayrıca 1453’ten beri bu tür taleplerin reddedildiği hatırlatıldı.

“MUSTAFA KEMAL ATATÜRK İZİN VERMEMİŞTİR”

Açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1925’te Konsil’in 1600. yılı için benzer bir Ortodoks ayinine, “Türkiye’nin dini ve milli egemenliğine gölge düşürülmesine neden olacağı” gerekçesiyle kesinlikle izin vermediği kaydedildi. Ecdadın ve Atatürk’ün çizdiği kırmızı çizginin bugün görmezden gelinmesinin kabul edilemez olduğu belirtildi.

İznik’teki eski kilisenin ve günümüzde Ayasofya Orhan Camii olarak anılan yapının sembolik kullanımının, Hristiyan mezhepleri arasında uzlaşma adı altında Türkiye topraklarında ekümenik bir diyalog merkezi oluşturma çabasının parçası olduğu iddia edildi. Rahmetli Necmettin Erbakan’ın, “Türkiye’miz üzerinde en az üç devletin kurulma planları yapılmaktadır” sözlerine atıf yapılarak, ekümeniklik iddiasıyla ortaya çıkanların İstanbul-İznik ekseninde kurmayı planladıkları girişimlerin karşısında tarihî kahramanlardan destek görecekleri savunuldu. Milletin bin yıllık egemenliğinin hiçbir siyasi desise ve tuzağa kurban edilmeyeceği vurgulandı.

“EKÜMENİK İFADESİ, TÜRKİYE’NİN TEMEL YAPISINI HİÇE SAYIYOR”

Açıklamada, Vatikan’ın resmi açıklamasında Fener Rum Patrikhanesi’nden ve İznik’teki etkinlikten “ekümenik” diye bahsedilmesinin Türkiye Cumhuriyeti’nin temel yapısını ve taraf olduğu anlaşmaları hiçe sayan bir meşrulaştırma çabası olduğu savunuldu. Lozan Antlaşması ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre Fener Rum Patriği’nin siyasi ve diplomatik bir yetkiye sahip olmadığı, yalnızca İstanbul’daki Rum cemaatinin dini ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlü bir din görevlisi olduğu belirtildi. Fener Patriği’nin hukuk önündeki statüsünün, Fatih Kaymakamlığı’na bağlı bir din görevlisinden öteye geçmediği ileri sürüldü.

“HÜKÜMETİ EGEMENLİĞİMİZİN KIRMIZI ÇİZGİLERİNİ GÖRMEYE DAVET EDİYORUZ”

Açıklamada, Fener Patriği’nin ‘ekümenik’ (evrensel) liderlik iddiasında bulunmasının hukuki dayanağı olmayan bir iddia olduğu, bu iddianın Fatih Müftüsü’nün kendisini tüm Müslümanların halifesi ilan etmesi kadar temelsiz olduğu savunuldu. Bu iddianın Türk yargısı ve uluslararası anlaşmalar karşısında yok hükmünde olduğu ifade edildi. Türkiye Cumhuriyeti’nin topraklarında, kendi kanunlarına tabi bir din görevlisine evrensel bir siyasi yetki atfedilmesine asla izin verilmeyeceği vurgulandı.

Hükümete çağrı yapan parti, milli egemenliğin pazarlık konusu yapılamayacağını belirtti. Bu tür dini görünümdeki siyasi ziyaretlerin toplumsal dezenformasyon oluşturma ve milli birliği zedeleme amacı taşıdığı iddia edildi. Ziyaretin ‘turizm’ hareketi şeklinde geçiştirilmesinin tehlikeyi görmezden gelmek anlamına geldiği savunuldu. Hükümetten, ziyareti organize edenlerin gerçek niyetlerini net bir şekilde görmesi ve milli egemenliğin kırmızı çizgilerini koruması istendi.

Açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti’nin bu tür siyasi manevralara alet edilmesine, bölücü tohumların ekilmesine ve Patrikhanenin hukuksuz ‘ekümenik’ iddiasının meşrulaştırılmasına derhal engel olunması talep edildi. Türk milletinin zeki ve feraset sahibi olduğu, olup bitenleri göreceği ve gerekli tepkiyi vereceği, failleri ve hainleri bileceği ve affetmeyeceği belirtildi. Son olarak ulusal egemenliğin pazarlık konusu yapılamayacağı bir kez daha vurgulandı.