Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Suriye’nin Bölünmesi

YPG-SDG ile Şam Yönetimi Arasında İddia Edilen Uzlaşma ve Getirebileceği

YPG-SDG ile Şam Yönetimi Arasında İddia Edilen Uzlaşma ve Getirebileceği Sonuçlar

Yön/Fikret Bilâ

Terör örgütü PKK’nın Suriye kolu olarak tanımlanan YPG-SDG ile Şam yönetimi arasında uzlaşma sağlandığı yönünde haberler kamuoyuna yansıdı. Bu haberlere göre; ABD ve İsrail desteğiyle Şam yönetimine getirildiği belirtilen şeriatçı Ahmet el-Şara ile YPG lideri Mazlum Abdi arasında görüşmeler sonucunda anlaşma sağlandı.

Suriye’deki yayın organlarında yer alan habere göre YPG-SDG, Suriye ordusundan bağımsız üç tümenle ülkenin kuzeydoğusunu kontrol edecek. Birinci tümen, kuzeydoğu sınırlarının güvenliğinden sorumlu olacak. İkinci tümen, YPG-SDG’nin mevcut kadın birliklerini koruyan Kadın Tümeni olarak görev yapacak. Üçüncü tümen ise aşırı gruplara karşı operasyonlarda Şam’la doğrudan koordinasyonu yürütecek; bu tümen Terörle Mücadele Tümeni olarak tanımlanıyor.

Habere göre Suriye ordusuna bağlı birlikler, YPG-SDG tümenlerinin görev yaptığı alanlara girmeyecek. Ayrıca Suriye kaynaklı haberlere göre YPG-SDG’ye, devletin askerî ve güvenlik kurumlarında üst düzey görevler verilecek; savunma bakan yardımcılığı, içişleri bakan yardımcılığı ve genelkurmay başkan yardımcılığı görevleri YPG-SDG’nin atayacağı kişiler tarafından yürütülecek. YPG-SDG’ye bağlı 70 üst düzey asker de yeni Suriye ordusunun komuta kademesinde görev alacak.

Bu haberlerin gerçeği tam yansıtmadığına ilişkin farklı haberler de kamuoyuna yansıdı; ancak ne Şam yönetiminden ne de YPG-SDG’den resmi bir yalanlama geldi.

Şam’daki Şara yönetiminin YPG-SDG ile uzlaşmaya varmasında ABD’nin yaptığı baskının etkili olduğu yönünde haberler de yayıldı. Bu uzlaşma uygulanırsa Suriye’nin kuzeydoğusunda fiilen kurulan özerk yönetimin resmiyet kazanacağı belirtiliyor. Bunun anlamı, Suriye’nin Irak gibi bölünmesi; kuzey Irak benzeri bir Kuzeydoğu Suriye yönetiminin ortaya çıkmasıdır.

Bu gelişme ayrıca Türkiye sınırında Suriye ordusunun değil YPG-SDG’nin, diğer bir deyişle PKK’nın askerî varlığının bulunacağı anlamına geliyor. Böyle bir durumun ilerleyen süreçte “Türkiye’ye Suriye’deki askerlerini çek” yönünde baskıya yol açacağı değerlendirilmekte. Türkiye’nin daha önce Barış Pınarı Harekâtı’yla Suriye’de oluşturduğu güvenlik kantonlarından çekilmesi konusunda YPG-SDG’nin ABD üzerinden Ankara’dan taleplerde bulunması da söz konusu olabilir.

Suriye’deki bu gelişmelerin Türkiye’deki DEM Parti’nin talepleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. DEM Parti, TBMM’ye verdiği raporda Kürtçe’nin eğitim dili olmasını, Kürtlerin çoğunlukta olduğu il ve ilçelerde kamu hizmetlerinin Kürtçe verilmesini ve buna ilişkin yasal düzenlemelerin yapılmasını talep ediyor. Bu talepler, haber kaynaklarında Türkiye’nin üniter ulus devlet niteliğiyle çelişen talpler olarak nitelendiriliyor ve Güneydoğu’da fiilen özerkliğe doğru ilerleyen bir sürece işaret ettiği belirtiliyor.

ABD ve İsrail’in, Irak’tan sonra Suriye’nin kuzeydoğusunda özerk bir yapı kurma yönündeki girişimleri; ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın “bölgede ulus devletler tehdit oluşturuyor” sözleriyle uyumlu bulunuyor. Bu süreç, bölgede iki büyük ulus devlet olan İran ve Türkiye’nin hedefte olduğuna dair değerlendirmelere yol açıyor.

Sonuç olarak, haber kaynaklarına göre ABD ve İsrail kendi çıkarlarına uygun bir yeni Suriye yapısı kurarken, Ankara’nın Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin “demokratik, laik, üniter, ulus devlet” niteliklerine sahip çıkmasının zorunlu olduğu öne sürülüyor.