Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Sonbaharda iğneden ipliğe yüklü zam geliyor! Acı tabloyu tek tek açıkladı

Yazın eve kapanan vatandaş sonbaharda daha büyük zamlarla karşılaşacak Tüketici

Yazın eve kapanan vatandaş sonbaharda daha büyük zamlarla karşılaşacak

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, yaz boyunca yüksek maliyetler nedeniyle evlerine kapanan vatandaşların, sonbaharda özellikle elektrik ve doğal gaz başta olmak üzere geniş bir zam dalgasıyla karşılaşacağını belirtti. Deniz, resmi enflasyon hedeflerinin aksine saha hesaplamalarına göre yıl sonu enflasyonunun %40’ı aşacağını ve 4.3 milyondan fazla kişinin borç nedeniyle yasal takibe düştüğünü açıkladı.

Yazın eve kapanan vatandaş sonbaharda daha büyük zamlarla karşılaşacak

Halkın mevcut durumu ve yaklaşan ekonomik gelişmeler

Deniz, Nefes’ten Şehriban Kıraç’a verdiği röportajda tüketicinin alım gücündeki gerilemeyi ve yakında beklenen fiyat artışlarını vurguladı. Eylül, ekim ve kasım aylarında elektrik ve doğal gaz başta olmak üzere iğneden ipliğe her kalemde yeni fiyat artışlarının yaşanacağını, emeklinin, işçinin ve memurun mutsuz olduğunu, ekonominin alarm verdiğini belirtti. Tüketici güven endeksinin 2018’den bu yana kötümser seyrettiğini, enflasyon ile güven endeksinin örtüşmediğini ifade etti.

“Enflasyon düşmüyor, güven endeksi de yükselmiyor.” Deniz, tüketici güveninin halkın üç ila altı ay arasındaki harcama ve tasarruf eğilimini gösterdiğini, endeks 100’ün üzerine çıkmadığı için tablonun kötümser olduğunu söyledi. Tüketici güveninin karamsar olmasının gelecekte beyaz ve kahverengi eşya, ev ve araç alımlarının da azalacağına işaret ettiğini belirtti. Yaz aylarının Türkiye için normalde bir nebze rahat dönemi olduğuna dikkat çeken Deniz, bu yaz tatil ve dönüşte ucuz erzak almanın bile mümkün olmadığını, yüksek ulaşım maliyetleri ve nakit sıkıntısı nedeniyle birçok kişinin memleketine gidemediğini anlattı. İstanbul’daki son ulaşım zamlarının dar gelirliyi ve emekliyi eve kapattığını, minibüs ücretlerinin inanılmaz boyutlara ulaştığını ifade etti.

Resmi hedefler ve saha hesapları arasındaki fark

Deniz, ekonomik tablonun resmi verilerde dahi sıkıntılı olduğunu söyleyerek piyasa takiplerine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Resmi rakamlara göre bile enflasyonun yıl sonunda %30’un üzerinde kalacağını ancak federasyonun saha hesaplamalarına göre yıl sonu enflasyonunun %40’ı aşacağını belirtti. Market endekslerinin her ay %2.5-3 oranında arttığını, fiyatı düşen bir kalem olmadığını ifade etti. Hukuka olan güvenin azaldığını, bunun tüketicinin hak arama cesaretini kırdığını; eskiden sokağa çıkıp talep eden tüketicinin artık sessiz bir şekilde sandığı ve seçimi beklediğini anlattı.

Mutsuzluk tüm toplumsal kesimlere yayıldı

Deniz, toplumun tüm kesimlerinde mutsuzluğun hakim olduğunu vurguladı: emekli, beyaz yakalı, mavi yakalı ve serbest meslek sahiplerinin gelirlerinden ve ekonomik durumdan şikayetçi olduğunu belirtti. Serbest meslek sahibi avukat ve doktorların bile kazanamama ve pahalılık nedeniyle para yetiştiremediğini söyledi. Sözde lüks tüketim algısı ile vatandaşın temel ihtiyaçlarına erişimi arasındaki çelişkiye dikkat çekti ve insanların zorunlu harcamalarını yapamaz hale gelmesinin insani bir sorun olduğunu vurguladı.

Deniz şu örnekleri verdi: emeklinin en son ne zaman et alabildiği sorusunun yanıtının bilinmediği, insanların artık iki ekmek yerine bir ekmekle doymaya çalıştığı, okula giden çocuğuna ayakkabı alamayan ailelerin olduğu, 200 liralık banknotun hiçbir şeye yetmediği bir dönemde yaşandığıdır.

Paranın değer kaybı ve tüketicinin hak arama motivasyonu

Krizin derinleşmesiyle tüketicinin her kuruşun hesabını sormaya başladığını belirten Deniz, tüketicinin küçük tutarlar için bile tüketici hakem heyetlerine başvurduğunu söyledi. E-devlet üzerinden başvuruların kolaylaşması ve ücretsiz hale gelmesinin, tüketicinin parasının peşine düşmesini sağladığını aktardı. Eskiden firmaların tüketici dostu politikalar geliştirdiğini ancak bugün bu davranışların azaldığını, özellikle GSM şirketlerinde indirim kampanyalarının gözlemlenmediğini ifade etti.

Yasal takipteki kişi sayısı 4.3 milyonu aştı

Deniz, tarladan sofraya fiyat uçurumuna ve borç yüküne ilişkin verileri paylaşarak eylül, ekim ve kasım aylarında çok sıkıntılı günler beklendiğini söyledi. Çiftçinin buğdayı düşük fiyatla satarken tüketicinin ekmeği çok daha yüksek fiyata aldığına dikkat çekti. Enerji maliyetlerinin tüketiciyi ciddi şekilde sıkıştıracağını, eylülde elektrik, akaryakıt ve doğalgaza zamlar beklendiğini belirtti. Okul hazırlıkları nedeniyle zamların daha fazla hissedileceğini, kredi kartı kullanımının ve borç stokunun sürekli arttığını, yasal takipteki kişi sayısının 4.3 milyonu aştığını, vatandaşın ciddi bir borç sarmalında olduğunu söyledi. Emekli maaşıyla, öğrencilerin aile desteğiyle geçinemediğini, öğrencilerin kredi çekmek zorunda kaldığını aktardı.

Ekonomik krizin sanayi ve istihdam boyutuna da değinen Deniz, konkordato dosyalarında ciddi artış olduğunu, şirketlerin maliyetleri karşılayamaz hale gelmesinin daha fazla işsizlik anlamına geldiğini vurguladı. Seçim atmosferine doğru gidilirken uygulanan ekonomi politikasından vazgeçilmesinin bedelinin ağır olacağını, aksi halde 4-5 yıllık dönemin boşa gidebileceğini ifade etti.

Çözüm önerisi: Servet vergisi

Son olarak Deniz, vatandaşın alım gücünün tükenmesini ve vergi sistemindeki adaletsizliği eleştirerek çözüm önerisinde bulundu. Banka borçlarının tüketici açısından büyük bir problem olduğunu, cepte para olmadığını, kredi kartı kullanımının fırınlara ve pazarlara kadar indiğini söyledi. Gelir dağılımındaki uçurumun büyüdüğünü, vatandaşın her adımında vergi ödediğini belirtti. Türkiye’nin en zengini ile en fakirinin aynı oranda vergi ödediğine dikkat çekerek vergilerin servete göre alınması gerektiğini, servet vergisi getirilmesi gerektiğini savundu. Vergilerin vatandaşın hizmet olarak geri dönmediğini, ödediğimiz vergi karşılığında eğitim ve sağlık hizmetlerini düzgün alamadığımızı ifade etti.