Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Son İHA olaylarını hatırlattı… CHP’li Yankı Bağcıoğlu’ndan iktidara ‘savunma sanayii’ göndermesi: ‘Liyakatsizliğe, kadrolaşmaya ayıracak vakit de nakit de yok!’

CHP Milli Savunma Politikaları Sözcüsü Yankı Bağcıoğlu, 2025-2026 Önceliklerini Açıkladı

CHP Milli Savunma Politikaları Sözcüsü Yankı Bağcıoğlu, 2025-2026 Önceliklerini Açıkladı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında 2025 yılındaki milli savunma gündemleri ile 2026 hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bağcıoğlu, savunma sanayisinde oyalanmaya, siyasi görüşe göre firma öncelemeye, liyakatsizliğe, kadrolaşmaya, adil olmayan rekabete, aynı işi farklı firmalara yaptırmaya ayrılacak zaman ve nakit olmadığını vurguladı ve ciddi bir düşünce tarzı ile yaklaşım değişikliğine ihtiyaç olduğunu söyledi.

Bağcıoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Çevredeki devletler ve devlet dışı aktörlerin kapasite artırmaya devam ettiğine işaret eden Bağcıoğlu, Ege ve Doğu Akdeniz’de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İsrail ve Yunanistan tarafından askeri ittifaklar ve iş birlikleri tesis edildiğini, kuzeyde Ukrayna-Rusya savaşı, güneyde istikrar sağlanamayan Suriye ve Türkiye’ye yönelik tehdit oluşturan oluşumların risk seviyesi yarattığını dile getirdi. İHA’ların deniz, su altı ve hava unsurlarının oluşturduğu tehdidin son dönemde daha yakından görüldüğünü belirtti. Bu gelişmeler ışığında barışın yolunun etkin caydırıcılık ve farkındalıktan geçtiğini, müteakip dönemin bölgesel caydırıcılık açısından çok kritik olacağını kaydetti.

Özlük ve sosyal haklar

Programın en önemli hususlarından biri olarak muvazzaf ve emekli personelin özlük ile sosyal haklarına vurgu yapan Bağcıoğlu, silahlara ve sistemlere hayat verenin eğitimli, liyakatli ve aidiyet sahibi personel olduğunu söyledi. TSK personelinin alım gücünün zayıfladığına dikkat çekti; emekli personelin büyük kısmının yoksulluk sınırının altında, emekli astsubayların açlık sınırının altında gelir aldığını, uzman erbaşlar ile emekli binbaşı ve emekli devlet memurlarının emekli maaşlarının açlık sınırında veya altında seyrettiğini belirtti. Uzman erbaşlar ve sözleşmeli erlerin kamuda istihdamının sağlanamadığını, ilgili derneklerin yoğun çabaları olduğunu ve taleplerinin dikkate alınmasını beklediklerini ifade etti. Muvazzaf personel için lojman yetersizliği, büyük şehirlerde kira krizleri ve sosyal tesis eksikliklerinin öne çıktığını; kurumsal vefanın emekliler açısından zedelenmemesi gerektiğini vurguladı. Nitelikli personelin TSK’yı tercih etmesinin önündeki engellerin kaldırılması ve motivasyonun sağlanması gerektiğini söyledi.

Şehit aileleri ve gaziler

Şehit ailelerinin ekonomik ve sosyal sorunlarının devam ettiğini, gazilerin maaş ve özlük haklarının yetersiz olduğunu belirten Bağcıoğlu, er gazilerin emsal maaş hakları sorununun çözülmediğini, sağlık hizmetlerine erişimde rapor alımı gibi işlemler için vatandaşı Ankara’ya kadar gelmek zorunda bırakan uygulamalar olduğunu aktardı. Yetkilendirilmiş hastane taleplerinin uygulanmadığını, istihdam ve eğitim desteklerinin yetersiz kaldığını söyledi. Terörle mücadelede yaralanıp gazi sayılmayanların durumunun da gündeme alınmadığını belirtti. Konuyla ilgili 18 kanun teklifinin hazırlandığını, TBMM gündeminde ve komisyonda bekletildiğini, bu tekliflerin bir an önce sisteme alınarak Genel Kurul’a indirilmesini beklediklerini ifade etti. Ayrıca şehit aileleri ve gazilerin sorunlarının Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yerine Milli Savunma Bakanlığı tarafından incelenmesi ve sorumluluğun Milli Savunma Bakanlığı’na devredilmesi talebini yineledi.

Askeri sağlık sistemi

Askeri sağlık sisteminin 2025’te gündeme getirilen en önemli konulardan biri olduğunu belirten Bağcıoğlu, “Üç saniyelik bir imzayla yerle yeksan edilen askeri sağlık sistemi”nin aylar geçmesine rağmen tesis edilmediğini, hassasiyetlerinin sınırlı sayıdaki asker hastanesinin açılması değil; tüm basamaklarıyla işleyen, geçmişten alınan derslerle revize edilmiş bir askeri sağlık sisteminin oluşturulması olduğunu söyledi. Bu konunun 2026’da da takip edileceğini kaydetti. Geçen yıl ocak ayında teğmenler ve idareci personel ihraçlarıyla ilgili adli sürecin devam ettiğini, itiraz mekanizmalarının işletilmesi ve yargının hukukun üstünlüğü çerçevesinde en uygun kararı vermesinin beklendiğini ifade etti. Mustafa Kemal’e bağlılıklarını ifade eden teğmenlerin yargıda adil şekilde yargılanıp sonuçlandırılmasını beklediklerini söyledi.

Savunma sanayi ve proje yönetimi

CHP’nin savunma sanayi politikasının daima ilerici olduğunu, yapılan algı yönetimlerine itibar edilmemesi gerektiğini belirten Bağcıoğlu, yönetim hatalarının giderilerek daha ileri taşınacağını; etkin, adil, denetlenebilir proje yönetimi ve kayırmacılıktan uzak personel yönetimi tesis edileceğini söyledi. Devam eden 3 bin savunma projesinin önceliklendirilmesi ihtiyacını vurguladı.

Eurofighter ve muharip uçak ihtiyacı

Son 20 yılda 30 F-16 tedarikinin çevre devletlerin gayretlerini artırdığı bir dönemde tedarikte zaafiyet yarattığını, ara çözüm olarak muharip uçak ihtiyacının gündeme geldiğini belirtti. Eurofighter Typhoon tedarik sürecinin, Genel Başkan Özgür Özel ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun gayretleriyle yürütüldüğünü, sürecin başladığını ve bunun desteklenip takibinin yapıldığını söyledi. S-400 tedarikinin değerlendirildiğini, S-400-F-35 ilişkisinin devam eden bir süreç olduğunu; Hava Kuvvetleri Komutanlığı görüşleri alınarak, büyükelçi telkinlerine veya algı yönetimine yer vermeden siyasi sorumluluğun üstlenilmesi gerektiğini ifade etti. F-16 Block 70 tedarik sürecinde ön ödeme yapılmasına rağmen çözülmesi gereken konular olduğunu, Milli Savunma Bakanı’nın bunun halledileceğine dair beyanı bulunduğunu ve sürecin hızlandırılmasını beklediklerini belirtti.

KAAN MMU ve milli motor

Kaan MMU’nun semalarda teknolojik ve harekat bağımsızlığının sembolü olduğunu, Kaan MMU’ya yönelik tüm gayretleri desteklediklerini söyledi. Milli motor konusunda işlemlerin en kısa sürede tamamlanmasını beklediklerini; gerçekçi hedeflerin şeffaf şekilde konulmasının önemine dikkat çekti. Aksi halde sonradan ortaya çıkan bilgilerin halkta güven bunalımı ve umutsuzluk yaratabileceğini belirtti. ANKA-3 ve Kızılelma uçak sistemlerinin geliştirilip envantere alınması ve F-35 tedarik imkanlarının araştırılması gerektiğini söyledi. Hava savunması ve alçak irtifa tehditlerinin, son dönemdeki İHA sızma girişimleriyle gündeme geldiğini, Çelik Kubbe emsallerinin çevre devletlerde kurulduğunu, bu alanda planlanan projelerin geç kalındığını fakat bir an önce sonuca ulaşması beklendiğini belirtti.

TF-2000, dikey İHA ve deniz projeleri

TF-2000 projesinin 30 yıl gecikmeyle başlamasının önemli bir kayıp olduğunu, ancak projenin bir an önce sonuçlandırılmasının beklendiğini söyledi. Dikey İHA projelerinin devam ettiğini, bu sistemlerin Deniz Kuvvetleri gemilerine önemli harekat kabiliyeti kazandıracağına inanıldığını ifade etti. TCG Anadolu’nun harekat potansiyelinin denizden ve havadan güç aktarımı şeklinde olduğunu, nakliye helikopteri tedarikinin bunun için önemli olduğunu belirtti. TCG Akhisar’ın Romanya’ya satışıyla ilgili konunun defalarca gündeme getirildiğini; kuvvet hedefleri gerçekleşmeden gemi ihracının uygun olmadığını, eş zamanlı olarak ihraç edilecek gemilerle milli gemi üretilebileceğini söyledi. İnsansız hava, deniz ve su altı sistemlerinin modern savaşta oyun değiştirici unsurlar haline geldiğini, Rusya-Ukrayna Savaşı’nda insansız sistemlerin yeni taktiklerle kullanıldığının görüldüğünü aktardı. Hava sahasına izinsiz giren İHA’lar nedeniyle hava trafiğinin aksadığını ve uçakların farklı meydanlara yönlendirildiğini, bunun ekonomik etkilerinin ciddi olduğuna dikkat çekti. Mevcut radar ve savunma sistemlerinin düşük irtifa, düşük radar kesitli İHA’ları tespit etmede zorluk yaşadığını belirtti.

Proje önceliği ve kaynak tahsisi

Popülist, iç politikaya hizmet eden ve operasyonel karşılığı şu an için olmayan projelere ayrılan kaynakların kesilmesi gerektiğini söyleyen Bağcıoğlu, modern düşük maliyetli otonom sistemlerin harbe etkisine örnek vererek deniz üsleri ve kritik tesislerin savunmasının önemine vurgu yaptı. Savunma sanayi üretiminde tehdit temelli ve sonuç odaklı paradigma değişikliği gerektiğini, Aksungur ve Akıncı gibi taktik İHA’ların modern radarlar ve milli imkanlarla geliştirilen tespit kabiliyetine sahip ihbar kontrol uçaklarıyla desteklenmesi gerektiğini kaydetti. Toplumun krizlere karşı dirençliliğinin ve farkındalığının artırılması ile kritik tesislerin denizden güvenliğinin sağlanmasının önemine dikkat çekti.

Siyasi karar alma süreci ve acil tedbirler

Tedbirlerin etkin ve ivedi alınması, zafiyet gösterilmemesi ve caydırıcılığın sağlanması gerektiğini belirten Bağcıoğlu, bu durumdan fayda sağlamaya çalışacak devlet veya devlet dışı aktörlere fırsat verilmemesi gerektiğini söyledi. İnsansız deniz araçlarının önemine değinerek, İHA teknolojisinde hem özel hem resmi firmaların Avrupa’da liderlik pozisyonunda olduğunu; ancak insansız deniz araçlarında aynı seviyeye ulaşılamadığını, bu alanda da dünya standartlarında üretim için çaba gösterilmesi gerektiğini ifade etti. Son İHA olayının çeşitli sebeplerle (kontrolden çıkma, taciz, provokasyon, istihbarat keşif veya reaksiyon ölçme) meydana gelmiş olabileceğini, hangi maksatla atıldığından bağımsız olarak ivedilikle ders alınması gerektiğini belirtti. Siyasi karar verme sürecinde gecikme varsa bunun düzeltilmesine yönelik tedbirlerin alınması gerektiğini söyledi.

Hava kuvvetleri personeli ve C-130 kazası

11 Kasım’da meydana gelen C-130 kazasında 20 kahraman evladın yaşamını yitirdiğini anarak rahmet dileğinde bulunan Bağcıoğlu, iletişimde yaşanan sıkıntılara dikkat çekti; şehitlerin isimlerinin ailelere haber verilmeden açıklanmasının doğru olmadığını, duyuruların Milli Savunma Bakanlığı tarafından tek elden yapılmasının faydalı olacağını söyledi. Kara kutunun TUSAŞ’ta incelenmesine devam edildiğini, açıklamaların yapılacağını düşündüklerini ifade etti. Hava kuvvetlerinin uçuş ve bakım personelinin fedakarca görev yaptığını, bu personelin sürdürülebilirliğinin sağlanması için özlük ve sosyal haklarının iyileştirilmesi gerektiğini; mecburi hizmet süresi bitiminde sivil havacılığa geçişlerin engellenmesi için teşvik edici iyileştirmeler gerektiğini belirtti. Son olarak Sarıkamış şehitlerini rahmet ve minnetle andı.