Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Saadet Partisi lideri Mahmut Arıkan: ‘Bu ülkede işçinin hakkı, ancak bakanlar devreye girince mi ödenecek?’

Saadet Partisi Lideri Arıkan’dan Ankara’da Hak Arama Eylemlerine ve Uluslararası

Saadet Partisi Lideri Arıkan’dan Ankara’da Hak Arama Eylemlerine ve Uluslararası Gelişmelere İlişkin Açıklama

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yeni Yol grup toplantısında Ankara’da mülakat mağduru ve özel sektör öğretmenlerinin hak arama eylemine yönelik müdahaleye tepki gösterdi. Arıkan, özel sektör öğretmenlerinin Meclis önünde seslerini duyurmaya çalıştığını belirterek, öğretmenlere yapılan sert müdahaleyi şiddetle kınadı ve müdahaleden önce öğretmenlerin dinlenmesi gerektiğini vurguladı.

Arıkan, geçen yıl düzenlenen “Büyük Öğretmen” yürüyüşü sonrası Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ilgili tarafları toplantıya davet ettiğini, ancak 22 Temmuz’da alınan bir kararla bu toplantının iptal edildiğini söyledi. Öğretmenlerin sınıflarında öğrencilerine “çalışırsanız başarırsınız” dediklerini, bugün hâlâ çalıştıklarını ancak emeğinin karşılığını alamadıklarını anlattı. Güvenpark’ta toplanan öğretmenlerin, özel sektör işçisi gibi görülmelerine karşı çıkarak, öğretmenlik yapmış olunan işin kamusal bir görev olduğunu; öğretmenin emeği piyasaya terk edilirse eğitimin niteliğinin de piyasaya terk edilmiş olacağını belirtti. Arıkan, “Bunu aklı başında hiçbir yönetici kabul etmez” ifadelerini kullandı.

“İŞÇİNİN, EMEKÇİNİN HAKKI; KONKORDATO DOSYALARININ ARASINA SIKIŞTIRILAMAZ”

Arıkan, Edirne Uzunköprü’de verilmeyen hakları için 27 gün boyunca direnen Kiremitçiler Grup’a bağlı Özşen Madencilik çalışanlarına ilişkin vahim tablodan söz etti. “İşçinin, emekçinin hakkı, konkordato dosyalarının arasına sıkıştırılamaz” diyerek, Doruk Madencilik’ten sonra Özşen Madencilik örneğini verdi ve bunun şirket isimlerini aşan bir meseleye dönüştüğünü kaydetti. Arıkan, işçilerin haklarına erişimin ancak bakanların devreye girmesiyle mümkün olup olmadığını, her alacak için yürüyüş ve her maaş için açlık grevi mi yapılması gerektiğini sorguladı. 24 yılda kurulan düzenin adil olmadığını ifade etti.

Haklarını arayan emekçilerin yanında olduklarını vurgulayan Arıkan, madencilerin, özel sektör öğretmenlerinin, mülakat mağduru öğretmenlerin, hakkını alamayan emeklilerin ve EMADDER’in hak mücadelelerini desteklediklerini; emeğin itibarını korumak, devletin ciddiyetini yeniden tesis etmek ve kamu malını korumak için çalıştıklarını belirtti ve muvaffak olacaklarına inandığını söyledi.

“BU COĞRAFYADA EMPERYALİST DAYATMALARLA KALICI BİR DÜZEN KURULAMAZ”

Arıkan, ABD ile İran arasındaki muhtemel mutabakata ilişkin değerlendirmede bulundu. Bölgedeki gelişmelerin, emperyalist dayatmalar, siyonist saldırganlık ve dış müdahalelerle kalıcı düzen kurulamayacağını ortaya koyduğunu söyledi. Trump’ın bu süreci kendi adına başarı gibi sunmaya çalıştığını, fakat sahadaki tablonun bunun böyle olmadığını gösterdiğini belirtti. Bölgedeki tarafların masada konuşmasının, çatışmaların durmasının ve diplomasinin hâkim olmasının gerekli olduğunu dile getirdi. Ancak bir anlaşmanın Amerika ve İsrail için asla güvence olmayacağına dikkat çekerek, bazen anlaşmaların sadece taktik bir mola olabildiğini ifade etti.

“DÜNYANIN İHTİYACI NATO’NUN ASKERİ KAPASİTESİNİ ARTIRMASI MIDIR, YOKSA DAHA FAZLA BARIŞ MIDIR”

Arıkan, Türkiye ev sahipliğinde 7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi’ne ilişkin de açıklamalarda bulundu. Zirve için güvenlik önlemleri alındığını, olası protesto gösterilerinin önüne geçilmeye çalışıldığını söyledi. Geçen yıl Lahey’de NATO’nun savunma harcamalarını artırma talimatı verildiğini, silahlanmaya daha fazla kaynak ayrılması ve güvenliğin daha çok askeri kapasite üzerinden tanımlanması hedeflerinin ortaya konduğunu aktardı. Bu hedefler karşısında dünyanın ihtiyacının NATO’nun askeri kapasitesini artırması mı yoksa daha fazla adalet, diyalog ve barış mı olduğunu sorguladı.

Arıkan, Bosna ve Gazze’deki katliamlar örneğini vererek NATO’nun barış için hangi adımları attığını sorguladı. Türkiye’nin tarihsel ve kültürel olarak taraf olduğu meselelerde NATO’nun ülkemizin yanında durmadığını, bu durumda önceliğin NATO için daha çok harcama yapmak mı yoksa NATO’ya rağmen savaşları önleyecek yeni diplomatik mekanizmalar geliştirmek mi olması gerektiğini sordu.

“NATO TOPLANTILARINDA BARIŞTAN SÖZ EDENLER, SAVAŞLARI ASLA DURDURMUYOR”

Arıkan, NATO toplantılarında barıştan söz edenlerin savaşları durdurmadığını, demokrasiden söz edenlerin hükümetlere müdahalede sessiz kaldığını ve insan haklarından söz edenlerin Gazze’deki kana gözlerini kapattığını ifade etti. Önümüzde iki seçenek olduğunu belirtti: Güvenliği daha fazla silahlanmada arayan anlayış ile güvenliği adalette ve uluslararası hukukta arayan anlayış. Arıkan, Ankara’daki NATO Zirvesi’nde dünyanın ikinci yolun sesini yükseltmesini, savaşların nasıl büyütüleceğinin değil barışın nasıl inşa edileceğinin konuşulmasını istediğini söyledi.