Erdoğan ve Trump’ın New York Oturma Düzeni Açıklandı
New York’taki BM Genel Kurulu çerçevesinde düzenlenen ve Gazze’yi konu alan toplantıda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın masa başında yan yana oturması, iktidar medyasında geniş yer bulmuştu. Bu oturma düzeninin arka planı ortaya çıktı. Siyaset bilimci Gönül Tol, sosyal medya platformu X (Twitter) üzerinden yaptığı paylaşımda toplantının Türkiye tarafından organize edildiğini ve oturma düzeninin Ankara’nın talebiyle ayarlandığını belirtti.
“Toplantıyı Türkiye organize ettiği için Erdoğan, Türk tarafının talebiyle, Trump ile masa başında oturdu.”
Toplantıda Hangi Konular Ele Alındı
Gazeteci Murat Yetkin, Yetkin Report sitesinde yayımladığı yazıda toplantıda yaşananları aktardı. Yetkin toplantıyı “Dağ fare doğurdu” sözleriyle nitelendirerek görüşülenlerin arka planını özetledi. Yazıda ayrıca Erdoğan ile Trump’ın baş köşede oturtulmasının iktidar medyasının gündemine girdiği ve bu yerleşimin Beyaz Saray’da yapılacak görüşme öncesi önem taşıdığı vurgulandı.
Yetkin’in Değerlendirmesi: “Dağ Fare Doğurdu”
Yetkin’in yazısında yer alan değerlendirme şöyle özetlenebilir: 23 Eylül’de Trump’ın Müslüman nüfuslu ülke liderleriyle düzenlediği Gazze toplantısı beklentileri karşılamadı. Trump, Türkiye, Endonezya, Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Pakistan ve Mısır devlet veya hükümet başkanlarıyla yaptığı toplantıda Gazze için “Savaşı bitirme planı”ndan bahsetti. Toplantıya Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas katılamadı; Trump’ın vize vermemesi nedeniyle BM’de video ile hitap etti. İsrail ise toplantıda yer almadı, gerekçe Yahudi Yeni Yılı Roş Haşana kutlamaları olarak açıklandı.
Yetkin, Trump’ın BM konuşmasında Filistin devletini tanımayı Hamas’a destek olarak eleştirdiğini, Gazze’de savaşın bitmesi için ise önkoşul olarak Hamas’ın elindeki İsrailli esirleri derhal serbest bırakmasını şart koştuğunu belirtti. Bu yaklaşım, İsrail’in Katar aracılığıyla yürüttüğü süreç sonrası rehine bırakmanın pazarlık konusu olmaktan çıktığı değerlendirmesini güçlendiriyor. Toplantı sonrasında Gazze’ye Müslüman askerlerden oluşan bir barış gücünün konuşlandırılmasından söz edildi.
Erdoğan’ın Değerlendirmesi ve Medya Yansımaları
Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmeyi “Çok çok verimli, güzel bir toplantıyı bitirdik. Ben memnunum. Sonucu da hayırlı olsun” sözleriyle değerlendirdi. New York’ta toplantıyı izleyen Türk medyası, Trump’ın Erdoğan’a baş köşede, yanında yer vermesini ve Trump’ın “çok önemli liderlerle, çok önemli bir toplantı” tanımını öne çıkardı. Bu yerleşimin Türkiye iç politikasına etkisi veya İsrail nezdindeki anlamı konusunda kesin bir yargıya varmak zor. Erdoğan’ın toplantıyı “çok verimli” bulduğu ifadeleri aynı zamanda İsrail medyasında da yer buldu.
Yazıda ayrıca Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto’nun BM konuşmasında dile getirdiği ve Türk medyasında geniş yer bulmayan “barışın İsrail’in güvence gereksinimini garanti etmesi gerektiği” görüşüne de yer verildi. Subianto konuşmasını “Selamın Aleyküm” ve “Şalom” ifadeleri ile bitirdi.
Toplantıya Katılan Diğer Liderlerin ve Katkıların Önemi
Yetkin’in aktardığına göre, toplantıya katılan bazı liderler ve temsilciler farklı açılardan değerlendirmeler yaptı. Katar Emiri Şeyh Temim bin Sani, toplantıyı düzenlediği için Trump’a teşekkür etti; Temim, daha önce başkenti bombalanan bir ülke olarak ABD’den aldığı Patriot füze sistemlerinin yazılımlarının İsrail’i “dost” saydığı için çalışmadığını belirtmişti. Yetkin, Trump’ın bu toplantıda Müslüman liderlerin önemsenme ve övülme ihtiyacını kurnazca değerlendirmiş olabileceğini yazdı.
Gazze’ye Asker Gönderilecek Mi?
Toplantıdan çıkan temel mesajlardan biri Trump’ın, Hamas İsrailli esirleri hemen serbest bırakmazsa savaşın bitmeyeceğini ifade etmesi oldu. Eğer bu koşul sağlanırsa, Gazze’deki Filistinlilerin güvenliğinin, İsrail’in insafına bırakılmak istenmiyorsa, toplantıya katılanların sağlayabileceği ve gerekiyorsa onların Hamas’ın eylemlerini durdurması gerektiği söyleniyordu. Bu yaklaşım, bir taraftan Filistinlileri İsrail’in muhtemel saldırılarından koruma amacı taşıyabilirken diğer taraftan “ölümü gösterip sıtmaya razı etme” eleştirisini de gündeme getiriyor.
Trump’ın çağrısına ilk yanıt veren ülkenin 20 bin asker vadeden Endonezya olduğu belirtildi. Türkiye’nin BM gözetimi altında olması muhtemel böyle bir Gazze gücüne asker gönderip göndermeyeceği henüz netleşmedi. Türkiye’nin heyetinde Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da yer aldı. Bir gazeteci sorarsa bu konuda daha kesin bilgi edinilebileceği vurgulandı.
Erdoğan’ın BM Konuşması
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasının etkili olduğu, konuşmasının fotoğraflarla desteklenerek sunulduğu ifade edildi. Konuşmada öne çıkan noktalar şunlardı:
- Gazze’de Filistinli sivillere, özellikle kadın ve çocuklara yönelik İsrail’in uyguladığı baskı ve saldırıların gösterilmesi,
- Gazze gerekçesiyle Hamas’ın yönetimde olmadığı Batı Şeria’nın işgal edilip sivillerin öldürüldüğüne dikkat çekilmesi,
- Netanyahu’nun hedefinin barış veya rehine kurtarmak olmadığı, Gazze’de yaşananların İkinci Dünya Savaşı’ndaki Yahudi soykırımından (Holokost) farkı olmadığının vurgulanması,
- Türkiye’nin Suriye’de Ahmed Şara yönetiminin başarısını desteklemeye devam edeceğini belirtmesi ve Kıbrıs Türk halkının haklarının savunulması ile KKTC’nin tanınması çağrısını tekrar etmesi.
Yetkin’in yazısında ayrıca Trump’ın Erdoğan’ı toplantıda baş köşeye oturtmasının başka anlamları olabileceği ve bunun Türkiye’nin NATO’daki konumu ile Beyaz Saray’da yapılacak 25 Eylül görüşmesi çerçevesinde değerlendirilebileceği ifade edildi. Bu bağlamda, Türkiye’nin müttefikliği çerçevesindeki gündem maddeleri arasında Boeing yolcu uçakları, enerji kaynakları, nadir toprak elementleri ve savunma ihtiyaçları (F-35 ve F-16 alımları gibi) hatırlanmasının olası olduğu not edildi.











