Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Necati Özkan’dan ‘Hüseyin Gün’ açıklaması: Haberi duyunca saatlerce ‘kim bu adam’ diye düşündüm!

Necati Özkan: ‘Casusluk’ İddiaları ve İBB İddianamesine İlişkin Açıklamalar İstanbul

Necati Özkan: ‘Casusluk’ İddiaları ve İBB İddianamesine İlişkin Açıklamalar

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun seçim kampanyasını yürüten Necati Özkan, 11 Kasım tarihli İBB iddianamesinde örgüt üyesi olarak yer aldı. Özkan, aynı zamanda İBB uygulamaları üzerinden kişisel verilerin sızdırıldığı iddiasıyla başlatılan ‘casusluk’ soruşturması kapsamında tutuklu bulunuyor. Soruşturmada Özkan’ın gazeteci Merdan Yanardağ ve yurtdışında bulunan kişilere bilgi aktardığı iddiasıyla adı geçen Hüseyin Gün ile ilişkili olduğu öne sürülüyor.

T24’ten Cansu Çamlıbel’e konuşan Özkan, yaşananları 19 Mart seçimlerinin iptal edilmesine benzetti. Özkan, iddiaların seçim üzerindeki etkisine ilişkin olarak, “Herhalde yolsuzluk ve terör konularında ikna edilemeyen seçmen, ‘casusluk’ iddiası üzerinden etkilenecek” değerlendirmesinde bulundu. Hüseyin Gün ile ilişkisinin son derece sınırlı olduğunu, profesyonel çalışmalara dahil olmadığını vurgulayan Özkan, “’Casusluk’ iddiasıyla paraşütle indirilen Hüseyin Gün’ün ‘örgüt yöneticisi’ rütbesiyle eklenmesi tüm iddianamenin inandırıcılığını berhava ediyor” dedi. İBB iddianamesinde hakkındaki rüşvet suçlamalarını da reddeden Özkan, iddianın gerçek dışı olduğunu ve İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na gönderdiği uzun, delillerle desteklenmiş bir dilekçesi olduğunu belirtti.

Necati Özkan’ın Cansu Çamlıbel’e verdiği söyleşiden öne çıkanlar şöyle:

“HABERİ DUYUNCA SAATLERCE ‘KİM BU ADAM’ DİYE DÜŞÜNDÜM”

Özkan, 23 Mart 2025’teki ilk yolsuzluk operasyonunda zaten tutuklandığını, 27 Ekim’de ise casusluk iddiasıyla yeniden tutuklandığını anlattı. 24 Ekim sabahı Kandıra Cezaevi’ndeki hücresinde televizyonu açınca adının da geçtiği soruşturmanın anonsunu gördüğünü söyledi. İlk tepki olarak şaşkınlık yaşadığını aktardı; adının Merdan Yanardağ ve daha önce tanımadığı Hüseyin Gün ile birlikte anılmasına şaşırdı. Avukatının getirdiği ve Hüseyin Gün’ün annesi olduğu belirtilen kişinin Ekrem İmamoğlu ile çekilmiş fotoğrafını görünce o toplantıyı hatırladığını belirtti. 23 Haziran 2019 seçimlerinden 12 gün önce, Amerika’da başarılı olmuş bir Türk iş insanı ve teknoloji yatırımcısı olarak ofisine geldiğini, annesi veya manevi annesiyle birlikte görüştüklerini söyledi. Bu görüşmenin tek seferlik olduğunu vurguladı.

Özkan, literatürde otokratik rejimlerin muhalifleri saf dışı etmek için kullandığı araçlardan birinin casusluk iddiası olduğunu belirterek, önceki casusluk davalarında kumpasların ortaya çıktığını hatırlattı. Casusluk iddialarının siyasi amaçla istismarının kamunun bu konudaki hassasiyetini azaltacağını, karşı istihbarat kapasitesine zarar vereceğini ve gerçek casusların işini kolaylaştıracağını ifade etti. Bu nedenle yargı, medya ve kamu görevlilerinin casusluk iddialarına ilişkin objektif ve hukuk içinde hareket etmesi gerektiğini söyledi. Kendisi de hakkındaki iddiaları çürütmek için çalışacağını belirtti.

“HERHALDE YOLSUZLUK VE TERÖR KONULARINDA İKNA EDİLEMEYEN SEÇMEN, ‘CASUSLUK’ İDDİASI ÜZERİNDEN ETKİLENECEK”

Özkan, casusluk iddiasının ulusal güvenlik ve milliyetçilik propagandası olarak kullanılacağını düşündüğünü belirtti. Casusluk suçlamalarının siyasi maksatla istismar edilmemesi gerektiğini vurguladı ve daha önceki casusluk davalarının askerî güç üzerinde yarattığı zafiyete atıfta bulundu. Casusluk iddialarının istismarının demokratik süreci ve ülkenin güvenliğini zedeleyeceğini söyledi. Kendi yaklaşımının hakikatin iletişimi olduğunu, negatif kampanyadan uzak durduğunu ve bu hassasiyetle hakkındaki iddiaları savunacağını belirtti.

“ANNE’ DEDİĞİ BİRİSİYLE İŞ GÖRÜŞMESİNE GELEN BİRİSİNİ CİDDİYE ALMAZSINIZ”

Hüseyin Gün ve yanında getirdiği Seher Alaçam ile tanışmasında ziyaretin tuhaf olduğunu, bir iş görüşmesine annesiyle gelen birini ciddiye almadığını anlattı. Gün’ün sosyal medya izleme ve analizi sunduğunu belirten Özkan, kampanyanın dijital tarafının kendi yetki alanında olmadığını ve kampanyanın hedef kitlesinin sosyal medya üzerinden ulaşılacak kitleler olmadığını söyledi. Kapı kapı yürütülen saha kampanyasının ön planda olduğunu, Hüseyin Gün’ün sunduğu analizleri kullanmadığını belirtti. Göndermesine izin verdiğini ancak tek bir talepte bulunmadığını ve gönderilen analizleri kampanya çalışmalarında kullanmadığını ifade etti.

“SEÇİME 10 GÜN KALA VERİ ANALİZİ DESTEĞİ VERECEK BİR ŞİRKET ARAYIŞINDA OLACAK KADAR AMATÖR BİR EKİP SEÇİM KAZANAMAZ”

Özkan, seçim döneminde kampanyanın dijital tarafını yöneten ekiplerin zaten birden fazla şirketten sosyal medya monitoring hizmeti aldığını, bu nedenle Hüseyin Gün’ün sağlayacağı bir desteğin anlamlı olmadığını belirtti. Kasım 2018’den itibaren kampanyanın planlandığını, seçim öncesi hafta hafta aksiyonların hazırlandığını ve 10-12 gün kala sadece seçim günü hazırlıkları yapıldığını anlattı. 2019 seçimlerinde bir milyon oy farkıyla gidecekken beklenmedik şekilde 806 bin oy farkla kalınmasının üzüntüsünü paylaştı.

“AARON BAR İSMİNİ SAVCIYA İFADE VERİRKEN İLK KEZ DUYDUM, ZOOM’DA BİZE UZAKTAN SUNUM YAPAN KİŞİYMİŞ”

Aaron Barr ismini savcılık ifadesinde duyduğunu, önceden tanımadığını söyledi. 3 Eylül 2019’da Hüseyin Gün’ün talebiyle düzenlenen online bir toplantıda uzaktan sunum yapan kişi olduğunu öğrendiğini aktardı. Kendisini tanımadığını ve bir daha görüşmesinin söz konusu olmadığını belirtti. Hüseyin Gün gibi kendini önemli gösteren kişilerin sıkça karşısına çıktığını, Gün’ün de bu tür profillerden biri olduğunu ifade etti.

“HÜSEYİN GÜN’ÜN İFADELERİNDE DARKWEB’TEKİ E-MAİLLERLE İLGİLİ İSMİ GEÇEN İBB ÇALIŞANLARININ HEPSİ 2019’DAN ÖNCE AYRILMIŞ”

Özkan, Hüseyin Gün’ün etkin pişmanlıktan yararlanma umuduyla gerçeğe aykırı ifadeler verdiğini iddia etti. Savcılıkta geçen ifadelerde Gün’ün ilk kez OSINT ve Dark Web gibi terimleri kullandığını, toplantı sırasında bu terimleri anlattığını söylediğini belirtti. Ayrıca, Hüseyin Gün’ün ifadelerinde adı geçen ve dark web’de yer aldığı iddia edilen e-mail adreslerine sahip olduğu söylenen İBB çalışanlarından bazılarının 2001, 2015 ve 2018 yıllarında işten ayrıldıklarının tespit edildiğini ve bu e-maillerin 2019’dan yıllar öncesine ait olduğunu anlattı.

Özkan, Gün’ün ısrarla sunum yapma ve Ekrem İmamoğlu ile fotoğraf çektirme eğiliminde olduğunu, bu tür durumlarda tolerans gösterdiklerini ama kendisinin strateji konusunda taviz vermediğini belirtti.

“İBB’DE VERİ KOPYALANMASI OLMADIĞINA İLİŞKİN TOPLAM ÜÇ RESMİ RAPOR VAR”

‘İstanbul Senin’ uygulamasının alt platformu olduğu belirtilen ‘İstanbul Hanem’ uygulamasını medyadan öğrendiğini söyleyen Özkan, bu uygulama hakkında detaylı bilgisi olmadığını aktardı. Ancak İBB’den veri sızdığı iddialarının tevatür olduğunu düşündüğünü, veri kopyalanması olmadığına ilişkin İçişleri Bakanlığı döneminde Süleyman Soylu ve Ali Yerlikaya tarafından verilen iki, ayrıca KVKK tarafından düzenlenmiş bir rapor olmak üzere toplam üç resmi rapor bulunduğunu belirtti. Bu raporlara rağmen veri sızıntısı, kopyalanması veya yabancı ülkelere satılması iddialarının sürdüğünü ifade etti.

AYŞE BARIM İLE İLİŞKİSİ

İktidara yakın medyada Ayşe Barım ile ilişkisinin sıkça gündeme getirildiğini ve dizi-film sektörünü yönlendirdiği iddialarının ortaya atıldığını hatırlatan Özkan, bu tür işlerin talimatla yürütülemeyeceğini söyledi. Ayşe Barım ile yalnızca iki kez karşılaştığını, ilk tanışmanın 2019 sonbaharında gerçekleştiğini ve aralarında herhangi bir iş birliği olmadığını belirtti. Ünlüler aracılığıyla manipülasyon yapıldığı iddialarını reddetti; ülkenin medya ve iletişim gerçeklerini göz önüne alarak böyle bir manipülasyonun pratik olmadığını vurguladı. İmamoğlu’nun kazandığı seçimlerin yabancı aklıyla kazanıldığını söylemenin kendi hatalarından ders almamak anlamına geleceğini savundu.

“CASUSLUK’ İDDİASIYLA PARAŞÜTLE İNDİRİLEN HÜSEYİN GÜN’ÜN ‘ÖRGÜT YÖNETİCİSİ’ RÜTBESİYLE EKLENMESİ TÜM İDDİANAMENİN İNANDIRICILIĞINI BERHAVA EDİYOR”

Özkan, yaklaşık 4000 sayfalık iddianameyi avukatının kendisine çıktısını getirdiğini, henüz tamamını okuyamadığını ama özet kısmına baktığını belirtti. En büyük sürprizin, casusluk iddiasıyla paraşütle davaya dahil edilen Hüseyin Gün’ün iddianamede ‘örgüt yöneticisi’ rütbesiyle yer alması olduğunu söyledi. Bu eklemenin iddianamenin inandırıcılığını zayıflattığını ifade etti. İddianamenin siyasi olduğunu, suç olmayan siyasi yorum ve analizlerle dolu olduğunu, kopyala-yapıştır yöntemleriyle hacimli hale getirildiğini savundu. Örneğin, HTS kayıtlarıyla yalanlandığı belirtilen bir tanığın ifadesinin iddianameye 13 kez kopyalandığını iddia etti. Kendisi ve Ekrem İmamoğlu için istenen cezaların aşırı olduğunu belirterek, iddianamenin amacının adalet sağlamak değil, içinden çıkılması zor bir dokümanla uzun süreli tutukluluk yaratmak olduğunu öne sürdü. Hukuki ve demokratik mücadeleyle bu iddiaları çürütmeyi hedeflediğini söyledi.

“ONLARCA KAMERA VE İNSAN ARASINDA GİZLİ TOPLANTI YAPMAMIZ HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRI”

Rüşvet iddialarını da reddeden Özkan, Metro Home projesi bağlamında ileri sürülen para transferleri ve daire devri iddialarının gerçek dışı olduğunu belirtti. Bu konuda İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na sunduğu kapsamlı deliller olduğunu ve yargılama sürecinde hakikatın ortaya çıkacağını söyledi. Ofisinin Akmerkez’deki kullanımı, belirli kişilerle toplantılar yapıldığı iddiası ve şirketlerin belediyeden usulsüz iş aldığına dair suçlamaları kabul etmedi. Gizli toplantılar yapıldığı iddialarını, onlarca kamera ve çalışan arasında böyle bir gizliliğin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek reddetti.

Özkan, savunma dilekçesinin ve delillerinin savcılığa sunulduğunu, iddiaların yargılama sürecinde çürütüleceğini söyledi. Hukuki süreç boyunca iddialara karşı sabır ve titizlikle mücadele edeceğini, ülkenin daha özgür, adil ve demokratik olması için çalıştığını vurguladı.