Muharrem İnce, CHP’ye Dönüşünü ve Kurultay Sürecine Bakışını Açıkladı
Yaklaşık beş buçuk yıl önce partisinden ayrılan Muharrem İnce, CHP’ye geri döndüğünü duyurarak partinin 38’inci kurultayına ilişkin verilen “mutlak butlan” kararı ve sonrasında yaşananlar hakkında yazılı bir açıklama yayımladı. İnce açıklamasına “Nerede durduğumu soranlara cevabımdır: CHP’nin yanındayım” vurgusuyla başladı ve CHP’nin, Saray rejiminin kurduğu tuzağa düştüğünü belirtti.
İnce, “ARINMA” ve “DİRENME” kavramları etrafında yürütülen sert mücadelenin CHP’yi parçalanmaya taşıdığını ifade ederek bu kavganın anlamsız, gereksiz, yersiz ve talihsiz olduğunu söyledi. Parti içindeki ayrıştırıcı eylem ve söylemlerin CHP’nin ve Türkiye’nin aleyhine olduğunu vurguladı. Siyasetin uzun soluklu bir mücadele alanı olduğunu, küskünlük ve kırgınlığın siyasette yeri olmadığını belirtti ve Türkiye ile partinin menfaati doğrultusunda soğukkanlı hareket edilmesi gerektiğine dikkat çekti.
İnce, hiç kimsenin partililiğinin tartışılmaması gerektiğini; ağır hakaretlerin hedefi haline getirilecek kimse olmaması gerektiğini belirtti. CHP’nin hiçbir dinin, mezhebin, sosyal sınıfın veya etnik kimliğin partisi olamayacağını, kuruluş felsefesi gereği laik, demokratik ve sosyal hukuk devletini savunmaktan vazgeçmeyeceğini söyleyerek partiye yönelik çağrılarda bulundu. Süreçte hayal kırıklığı yaşayan üyelerin soğukkanlı davranıp partiyi terk etmemeleri, ayrı parti kurma yoluna gitmemeleri gerektiğini özellikle yineledi. Kendisinin de CHP’den ayrılıp geri dönmüş biri olarak yeni parti kurmanın doğru bir yol olmadığını samimiyetle ifade etti.
Ne yapılması gerektiğine dair görüşlerini paylaşan İnce, CHP’nin parçalanmaması gerektiğini, çıkarların değil ilkenin ve kamu yararının öncelendiği bir parti haline gelmesi gerektiğini söyledi. AKP iktidarlarının siyaset üzerinden zenginleşme ve kamu kaynaklarından ideolojisine bağlı sermaye sınıfı yaratma anlayışının CHP’de yeri olmaması gerektiğini vurguladı. CHP’nin gerçek sahibinin üyeleri olduğunu belirterek acilen bir Tüzük kurultayı toplanmasını, tüzüğün AKP tüzüğünden arındırılarak genel başkan, parti meclisi, milletvekili, belediye başkanı ve meclis üyelerinin parti üyeleri tarafından seçileceği demokratik bir yapıya kavuşturulmasını talep etti. Demokrasinin halkın iradesine dayandığını, CHP’nin de meşruiyetini üyelerinden alması gerektiğini söyledi ve genel başkan ile parti meclisinin üyeler tarafından seçileceği kurultayın derhal toplanmasını istedi.
İnce, Türkiye’nin içinde bulunduğu zor koşullara dikkat çekerek ülkenin dört bir yanında yaşanan sorunların; gençlerin gelecek kaygısı, emeklilerin geçinme zorluğu, çalışanların yoksullaşması, çiftçilerin üretimden çekilmesi, konutun barınma yerine yatırım aracı haline gelmesi, eğitimde sınıfsallaşma, sağlık hizmetlerindeki farklılaşma ve devlet algısındaki ayrıcalıkçılığın Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında CHP iktidarına duyulan ihtiyacı artırdığını ifade etti.
Saray rejiminin başarısızlıklarını örtmek ve CHP’yi pasifize etmek amacıyla parti içi bölünmeyi kışkırttığını, halkın gündemindeki ekonomik ve sosyal sorunların konuşulmaması için medya ve siyasetin CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar ve mutlak butlan davasına odaklandığını belirtti. Mutlak butlan kararıyla CHP’nin ikiye bölündüğünü, “ARINMA” ve “DİRENME” söylemlerinin partiyi ayrıştırdığını ve Genel Merkez’e giriş anlarının dünya kamuoyuna yansıtıldığını kaydetti. Grup toplantısı öncesinde yaşananların da bu sürecin bir parçası olduğunu ve milyonlarca seçmenin gözyaşlarına sebep olduğunu söyledi.
“ARINMAK, DİRENMEK YETMEZ BU NOKTAYA NASIL GELDİĞİMİZLE İLGİLİ DE YÜZLEŞMEK ZORUNDAYIZ.”
Sonuç olarak İnce, CHP’nin yalnızca bir seçim partisi olmadığını, Cumhuriyet’in kurucu partisi olduğunu hatırlattı. CHP’nin görevinin sadece iktidarı değiştirmek olmadığını, Türkiye’nin yönünü değiştirmek olduğunu vurgulayarak partinin tüm kadrolarıyla birlikte kol kola, sımsıkı, omuz omuza ve başı dik biçimde ayakta durması gerektiğini belirtti. Demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkelerine gönül vermiş tüm yurttaşları CHP’ye üye olmaya; CHP’nin altı okunda sembolleşen Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Laiklik, Devletçilik ve Devrimcilik ilkelerini benimsemiş üyeleri de partiye sahip çıkmaya çağırdı.
İnce’nin açıklamasının tam metni:
“Nerede durduğumu soranlara cevabımdır: CHP’nin yanındayım
CHP benim 40 yıllık emeğimdir, gözyaşımdır, alın terimdir, torunlarıma bırakacağım demokratik Cumhuriyet mücadelesi mirasımdır. CHP, Türkiye’nin sigortası, yıkılmaması gereken kalesidir. Kurucu parti parçalanırsa, Türkiye parçalanır; eşit ve özgür bireyler üzerinde yükselen demokratik Cumhuriyet yok olur. CHP bu nedenle hedeftir. İktidar ve medyası CHP’yi parçalamak için adeta çırpınmaktadır.
Ne yazık ki CHP, Saray rejiminin kurduğu tuzağa düşmüştür. “ARINMA” ve “DİRENME” kavramları etrafında, CHP’yi parçalanmaya taşıyan anlamsız, gereksiz, yersiz ve talihsiz sert bir kavga yürütülmektedir. Kavgayı kızıştıran, Partiyi ayrıştıran eylem ve söylemlerin, CHP’nin ve Türkiye’nin aleyhine olduğunu görmemek için siyaseten kör olmak gerekir. Siyasette küskünlük ve kırgınlık olmaz. Siyaset uzun süreli ve uzun soluklu bir mücadele alanıdır, vazgeçmemek gerekir. Türkiye’nin ve Partinin menfaati neyi gerektiriyorsa o yönde serin kanlılıkla hareket etmek gerekir.
Hiç kimsenin partililiği tartışılmamalı; kimse ağır hakaretlerin hedefi haline getirilmemelidir. CHP, herhangi bir dinin, mezhebin, sosyal sınıfın veya etnik kimliğin partisi olamaz. CHP, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi olan dil, din, mezhep, ırk veya etnik köken ayrımı gözetmeksizin, devletle hukuki bağı eşit yurttaş olarak gören anlayıştan ve laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni savunmaktan asla vazgeçemez. Süreçte hayal kırıklığı yaşayan arkadaşlarımızın süreci soğuk kanlılıkla takip etmeleri, asla mücadeleyi ve Partiyi bırakmamaları, ayrı parti kurma gibi yollara tevessül etmemeleri gerekir. Bir dönem, CHP’den ayrılma deneyimini yaşamış ve geri dönmüş biri olarak CHP’den ayrılmanın ve yeni bir parti kurmanın doğru bir yol ve siyasi karar olmadığını bütün samimiyetimle yol arkadaşlarıma söylemeliyim.
O halde ne yapmalı?
CHP mutlaka ayakta kalmalı; parçalanmamalıdır. CHP çıkarların değil, ilkenin ve kamu yararının partisi konumunu güçlendirmeli, seçmenin sahip çıkacağı ve göğsünü gere gere gururla savunacağı bir parti haline gelmelidir. AKP iktidarlarının olağan hale getirdiği siyaset üzerinden zenginleşme ve kamu kaynakları üzerinden ideolojisine bağlı sermaye sınıfı yaratma anlayışı CHP’de nefes alamamalı ve hayat bulmamalıdır. CHP’nin gerçek sahibi üyeleridir. Hiç itiraz etmeden acil bir Tüzük kurultayı toplanmalıdır. Tüzük AKP Tüzüğünden aşırılan maddelerden temizlenerek, genel başkan, parti meclisi, milletvekili, belediye başkanı ve meclis üyelerinin Parti üyeleri tarafından seçileceği demokratik bir yapıya kavuşturulmalıdır. Demokrasi halkın iradesine dayanır. Demokrasiyi savunan CHP de üyelerinin iradesine dayanmak ve meşruiyetini üyelerinden almak zorundadır. Ardından da hiç geciktirilmeksizin genel başkan ve parti meclisinin Parti üyeleri tarafından seçileceği kurultay acilen toplanmalı ve despotik saray rejiminin tuzağı boşa çıkarılmalıdır.
Çünkü:
Türkiye’nin dört bir yanı ateş çemberidir. Bu ateş çemberinin içine Türkiye de çekilmek istenmektedir. Ülkemizin bu zor zamanlarında, “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi ile hareket eden CHP’ye her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. Uzun süredir AK Parti çevreleri ve medyasında Erdoğan sonrası için yerine oğlu mu yoksa damatlarından birinin mi geçmesinin uygun olacağına yönelik yürütülen tartışmalar ile ABD düşünce kuruluşlarının Türkiye’ye ilişkin raporlarının özetinin, ABD Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın ağzından, “Ortadoğu’da sadece monarşiler işe yarıyor, demokrasi başarısız.” şeklinde dile getirilip, Türkiye’ye monarşiyi önermesi birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’de “yurttaş”ı, “ümmet” ile ikame eden ve “üniter devlet” ile “eyalet sistemi”ni yer değiştiren bir Anayasa değişikliğiyle totaliter rejimi inşa etme sürecinin yürütüldüğü herkesin anlayabileceği açıklıktadır. Gençler geleceklerini başka ülkelerde arıyor. Emekliler geçinemiyor. Çalışanlar yoksullaşıyor. Çiftçiler üretimden çekiliyor. Konut barınmadan yatırım aracına dönüşüyor. Eğitim sınıfsallaşıyor. Sağlık hizmetleri gelir düzeyine göre farklılaşıyor. Devlet giderek vatandaşın değil, ayrıcalıklı grupların devleti gibi algılanıyor. Bu nedenlerle Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında yalnızca seçimli despotizmden demokratik Cumhuriyete tekrar geri dönüşe değil, CHP iktidarına da ihtiyaç vardır.
Saray rejimi, başarısızlıklarını perdelemek, Türkiye’ye verdiği zararın konuşulmasını engellemek ve rejim değişikliği sürecinde CHP’yi güçten düşürüp pasifize etmek için halkın önüne CHP’yi, CHP’nin önüne de CHP’yi parçalamak için CHP’lileri atmıştır. Türkiye’de işsizlik, üretimsizlik, açlık, yoksulluk, pazardaki pahalılık, evlerde kaynamayan tencereler, hastanelerde tedavi göremeyenler, okula aç giden çocuklar, gelir dağılımı eşitsizliği, yoksul halktan enflasyon yoluyla zenginlere aktarılan sermaye transferi, emeklilere reva görülen sefalet ücreti, gençlerimizin gasp edilen geleceği konuşulmamakta, siyaset dünyamız ve medyamız hep birlikte ve el ele CHP’li belediyelere yapılan yolsuzluk operasyonları ve mutlak butlan davasıyla yatmakta ve bunlarla kalkmaktadır.
Planlandığı ve dolayısıyla beklenildiği üzere mutlak butlan kararıyla birlikte CHP ikiye bölünmüş; butlan ile gelenler “ARINMA”, butlanla gidenler “DİRENME” kavramlarını politikalarının temeline yerleştirerek giriştikleri mücadelede Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi CHP’nin Genel Merkezine polisle girildiği ve CHP Genel Merkezinin polisle boşaltıldığı görüntüleri dünyaya izletmişlerdir.
Bugün Grup toplantısı öncesinde yaşananları da bu süreçten ayrı düşünmemek ve umudunu CHP’ye bağlayan milyonlarca seçmenin gözyaşlarına sebep olduğunu görmezden gelemeyiz.
ARINMAK, DİRENMEK YETMEZ BU NOKTAYA NASIL GELDİĞİMİZLE İLGİLİ DE YÜZLEŞMEK ZORUNDAYIZ.
Sonuç Olarak:
CHP yalnızca bir seçim partisi değil, Cumhuriyet’in kurucu partisidir.
Bu itibarla CHP’nin görevi, yalnızca iktidarı değiştirmek değil, Türkiye’nin yönünü değiştirmektir. Bunun için CHP’nin parçalanması değil, bütün kadrolarıyla kol kola, sımsıkı, omuz omuza ve başı dik bir şekilde ayakta durması gerekmektedir. Demokratik, laik, sosyal hukuk devletine gönül vermiş tüm yurttaşlarımızı CHP’ye üye olmaya; CHP’nin altı okunda simgeleşen Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Laiklik, Devletçilik ve Devrimcilik ilkelerine dayalı ideolojisini benimsemiş üyelerimizi de CHP’ye sahip çıkmaya davet ediyorum. CHP’nin gerçek sahibi halkın gönlü ve üyelerinin iradeleridir”

