Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Muhalefetin asgari ücret talebi netleşiyor: Babacan’da hükümete çağrı!

DEVA Partisi Lideri Ali Babacan’dan 2026 Bütçesi ve Sosyal Yardımlar

DEVA Partisi Lideri Ali Babacan’dan 2026 Bütçesi ve Sosyal Yardımlar Üzerine Kritik Değerlendirme

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, TBMM’de düzenlenen Yeni Yol Grup Toplantısı’nda 2026 bütçesi, enflasyon, asgari ücret ve sosyal politikalar konularında kapsamlı eleştirilerde bulundu. Babacan, bütçede faiz ödemelerine ayrılan payın sosyal yardımların neredeyse üç katı olduğunu belirterek, “Hükümet kimin derdiyle dertleniyor? Fakir fukaranın mı, faiz lobilerinin mi?” ifadelerini kullandı.

Faiz Ödemeleri ve Sosyal Yardımlar: Türkiye’nin Sosyal Devlet Niteliği Tartışılıyor

Babacan, 2026 bütçesinde faiz ödeneğinin 2,7 trilyon lira seviyesine yükseltildiğini, sosyal yardımların ise 917 milyar lira düzeyinde kaldığını ifade etti. Bu durumun Türkiye’nin sosyal devlet niteliğinden uzaklaştığının açık göstergesi olduğunu vurguladı. Yoksulluğun derinleştiğini, marketlerde sebze-meyvenin artık kiloyla değil taneyle satıldığını belirterek, toplumun en yoksul kesimlerine ayrılan kaynak ile faize ayrılan pay arasındaki uçuruma dikkat çekti.

Babacan’ın açıklamalarından öne çıkanlar: “2026 bütçesindeki faiz ödeneği, sosyal yardımlara ayrılan 917 milyar liranın neredeyse üç katı. Başka bir ifadeyle, toplumun yardıma muhtaç en yoksul kesimlerine ayrılan ödenek, zaten parası olup faize yatıranlara ödenecek rakamın sadece üçte biri. Ülkemiz, sosyal devlet olmaktan her geçen gün biraz daha uzaklaşıyor. Yoksulluk arttı, fakir fukaralık diz boyu. Emeklimiz, asgari ücretlimiz sadakaya, fitreye muhtaç oldu. “Kiramızı ödeyemez haldeyiz!” diyorlar; sokağa atılmaktan korkuyorlar. Ülkemizin yarınları, tutulmayan vaatlerle kararıyor. Milletimizin umudu, yıllardır ertelenen sözlerle tüketiliyor. Ve bugün Türkiye, refah yolunda ilerlemek yerine; giderek daralan bir darboğazın içinde sürükleniyor. Dar ve sabit gelirli milyonlar, enflasyonun ağır yükü altında ezildi, ezdirildi. Gelir adaletsizliği tarihinde görülmemiş seviyelere ulaştı. Türkiye; üç kuruşla hayatta kalmaya çalışanların ülkesi oldu. Koskoca ülke Survivor setine döndü. Bu tablo bizi kahrediyor. Çarşıya, pazara, markete, manava gittiğimizde, sebze meyvenin kiloyla değil taneyle satıldığını görüyoruz. Bir zamanların bolluk ülkesi oldu yokluk ülkesi. Her gün ama her gün, insanımızın onurunu, haysiyetini ayaklar altına alan bir durumla karşı karşıyayız. Orta direğin yok olduğu ülkemizde, yoksul insanların oylarıyla ayakta kalabileceğine inanan bir iktidarla mücadele ediyoruz. Yoksullaşan halkı kendine bağımlı kılmaya çalışan, vatandaşın başını kaldırmasına bile imkân vermeyen, bu ortamdan siyasi nema elde etmeye çalışanlarla mücadele ediyoruz.”

Asgari Ücret Talebi: En Az %50 Artış Gerekiyor

Emekli maaşları ve asgari ücret konusundaki değerlendirmelerinde Babacan, açlık sınırının 29.828 TL’ye yükseldiğini, en düşük emekli maaşının ise 16.881 TL olarak kaldığını hatırlattı. 16 milyondan fazla emeklinin büyük bölümünün düşük gelir seviyesinde olduğunu belirterek mevcut durumun içler acısı olduğunu vurguladı.

Asgari ücretle ilgili hesaplarını açıklayan Babacan, 2025 başında asgari ücret artışının gerçekleşen değil beklenen enflasyona göre belirlendiğini, işçinin enflasyondan doğan hakkının %45 iken yalnızca %31 artış verildiğini söyledi. Kasım enflasyonu sonrası bu yılın enflasyonunun da %30’un üzerinde gerçekleşeceğini öne sürerek, büyümeden işçiye ayrılacak refah payı %5 olarak hesaba katıldığında asgari ücret artışının en az %50 olması gerektiğini savundu. Babacan, <%50'den az bir artışın hakka ve vicdana sığmayacağını belirtti ve TÜİK verilerine güvenin sorgulanmasını gündeme taşıdı.

Babacan ayrıca Temmuz ara zammının geçmiş yıllarda uygulandığını, 2025’te bunun verilmediğini belirterek asgari ücret ile açlık sınırı arasındaki makasın büyüdüğüne dikkat çekti.

Kemer Sıkma Çağrısı: Tasarruf Devletten Başlamalı

Enflasyonla mücadele için üç ayaklı politika gerektiğini ancak hükümetin politikalarının ağırlıklı olarak faiz artırımı ve vergi yükseltme yolu ile maaşları baskılamak üzerine kurulu olduğunu ifade eden Babacan, kamuda tasarrufun hayata geçirilmediğini, ihale kanunlarının düzeltilmediğini ve yapısal dönüşümlerin gerçekleştirilmediğini söyledi. “Gerçek bir mücadele istiyorsanız kemer sıkmayı emekliden, işçiden değil devletten başlatacaksınız” dedi.

Aile Bazlı Asgari Gelir Desteği Önerisi

Babacan, konuşmasında aile bazlı “asgari gelir desteği” modelini anlattı. Bu modelde ihtiyaç sahibi ailelerin gelirinin devlet tarafından belirli bir seviyeye tamamlanması öngörülüyor. Sistemin işleyişini şu şekilde açıkladı: Bir ailede kaç kişi yaşıyor; gerçek ihtiyacı ne; aileye şu anda toplam ne kadarlık bir gelir giriyor; bunlar hesaplanacak ve ihtiyaç rakamı ile mevcut gelir arasındaki fark devlet tarafından ödenecektir. Babacan, bu modelin hazır olduğunu ve uygulanması halinde yoksulluk sarmalının tersine çevrilebileceğini belirtti. “Asgari gelir desteği” ile vatandaşların yoksulluğa terk edilmeyeceğini vurguladı.

Kış Saati Uygulaması ve Gençlik Politikaları

Babacan, kış saati uygulamasına ilişkin eleştirilerde bulunarak, gün doğumunun büyükşehirlerde sabah 08.30’a kadar sarktığını, çocukların karanlıkta okula gitmek zorunda kaldığını söyledi ve uygulamanın kaldırılmasını talep etti. Bu uygulamanın güvenlik kaygılarını artırdığını belirterek, “Bu inat damattan kaldı, artık vazgeçin” dedi.

Gençlere yönelik değerlendirmelerinde ekonomik sıkıntılar, işsizlik ve barınma sorunlarına dikkat çeken Babacan, gençlerin diplomalarının değersizleştirildiğini savundu; özgür üniversiteler, yeterli yurt kapasitesi, profesyonel ordu ve liyakate dayalı istihdam sözü verdi.

Engelliler İçin Çağrı

3 Aralık Dünya Engelliler Günü bağlamında yaptığı değerlendirmede Babacan, engellilerin eğitim, istihdam ve erişim alanlarında ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu, kamuda engelli istihdam kotasının uygulanmadığını belirterek devletin kendi kanunlarına uymasını istedi.

Adalet ve İnfaz Düzenlemeleri Üzerine Açıklama

Adalet alanında 11. Yargı Paketi’ne değinen Babacan, paketin infazda eşitliği sağlamaktan uzak olduğunu belirtti. “Eğer hakkıyla bir düzenleme yapmak istiyorsanız ‘Anayasal düzene karşı kalkışma suçu’ dışında kalan suçlar arasında ayrım yapmayın” diyerek infazda eşitlik sağlanması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, eksik bırakılan hususların tamamlanmasını, “Cezada adalet, infazda eşitlik” ilkelerinin teklifin metnine hakim kılınmasını talep etti. Yeni bir infaz yasasının tüm paydaşlarla görüşülerek meclisten uzlaşı ile geçirilmesinin adaletin gereği olduğunu ifade etti.