Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Merkez Bankası ve Bilge Yılmaz Değerlendirmesi

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) 23 Ekim tarihinde yılın yedinci

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) 23 Ekim tarihinde yılın yedinci faiz kararını açıkladı. Kurul beklentilere paralel olarak politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 39,50 seviyesine çekti. Ancak Para Politikaları Kurulu (PPK) metninde şahin bir duruş korunması dikkat çekti; bu durum, Merkez Bankası’nın indirim kararını mecburen aldığı yorumlarını beraberinde getirdi.

Merkez Bankası ve Bilge Yılmaz Değerlendirmesi

Bu karar ve Mehmet Şimşek yönetimine ilişkin değerlendirmeyi Ekonomist Prof. Dr. Bilge Yılmaz yaptı. Yılmaz, 2023 seçimleri öncesinde İYİ Parti’ye katılmış, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından partiden ayrılmıştı. Siyasete ilişkin yorumlarının yanı sıra ekonomideki son durumu da analiz etti.

“Merkez Bankası’nın Yapabileceği Bir Şey Kalmadı”

Yılmaz, T24’ten Cansu Çamlıbel’e verdiği demeçte, ‘‘Esasen olay bitti, Merkez Bankası’nın yapacağı bir şey kalmadı, OVP başarısızlıkla sonuçlanmıştır’’ dedi. Çamlıbel’in, Merkez Bankası’nın 100 baz puanlık indiriminin siyasi gelişmelerle ilişkili olup olmadığı sorusuna Yılmaz, ‘‘Esasen ben olayın artık bittiğini düşünüyorum’’ yanıtını verdi.

Yılmaz, programın başarısız olduğunu vurgulayarak, ‘‘Yani artık Merkez Bankası’nın yapacağı çok fazla bir şey kalmadı. 2023 seçimlerinin ardından başlatılan ekonomi politikalarının sonuç vermeyeceğini söyleyen az sayıda kişiden biriyim. O nedenle gelinen bu nokta benim için malumun ilamı oldu. Esasen bu program (OVP) başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Yüz baz puan düşürülmesi de başarısızlıktır. Zaten yüz baz puan şu an artık bir şeyi de değiştirmeyecek’’ ifadelerini kullandı.

“İktidar Faizlerin Düşürülmesini İstiyor”

TCMB’nin siyasi gelişmelere göre karar alıp almayacağı sorusuna Yılmaz, ‘‘Çıkarabilir ama çıkaracaklarını zannetmiyorum. Çünkü artık olay 100 baz puanla 200 baz puanla olacak bir şey değil. Yani enflasyonu yüzde 75’e kadar çıkardılar, şimdi yüzde 33’e kadar indirdiler. Belki son aylarda biraz enflasyonda düşüş var ama halkın refahındaki düşüş çok daha büyük. Enflasyonu biraz düşürmek için bir sürü vergi alınıyor, özellikle dar gelirlilerden. Netice itibarıyla vatandaş daha çok fakirleşti. Güya vatandaş için yapılıyor ama yapılan aslında zulüm. Bu anlamda artık program iflas etmiştir. 100 baz puan düşüş programın iflas ettiğinin ilanıdır. Artık iktidardaki siyasi irade faizlerin düşürülmesini istiyor’’ dedi.

Yılmaz ayrıca, iktidara yakın Yeni Şafak gazetesinin aylardır faizlerin düşürülmesi çağrısı yaptığını ve manşetlerinde Şimşek ile TCMB’yi hedef aldığını belirtti.

“Faiz Politikalarının Tayyip Bey Tarafından Onaylanması Gerekiyor”

Çamlıbel’in ‘‘Yeni Şafak’ın yayınları Erdoğan’ın düşüncesini mi yansıtıyor?’’ sorusuna Yılmaz, ‘‘Ben bu faiz politikalarının her zaman en yukarıdan, Tayyip Bey tarafından onaylanması gerektiğini düşünüyorum. Herhalde tahmin ediyorum oraya verilmiş bir söz vardı’’ diye yanıt verdi.

Merkez Bankası ve Bilge Yılmaz Değerlendirmesi

“Başarısızlığın Kabulünü Görüyoruz”

Yılmaz, faiz indiriminin 2018-2023 dönemindeki para politikalarına dönüş riski taşıyabileceğini ifade ederek, ‘‘Geri dönüşün işareti olabilir ama şu an bunu söylemek için çok erken. Ama en azından şu an bana zaten başından beri aşikâr olarak görünen şeyi, yani başarısızlığın kabulünü görüyoruz. Program başarısız oldu. Herkes farkında. Bundan sonra tekrar rasyonel politikalara dönülür mü? Onu bilemiyorum. Zaten bunun rasyonel politika olduğuna da ben emin değilim. Faizi arttırmak ve düşürmek elimizde bulunan politika araçlarından sadece bir tanesi. Sizin elinizde 10 tane araç var ve siz bunlardan sadece bir tanesini rasyonel olarak kullanmaya çalıştınız. E o da sizi rasyonel yapmadı’’ değerlendirmesinde bulundu.

Merkez Bankası ve Bilge Yılmaz Değerlendirmesi

“Mehmet Bey’in Onları Yapacak Ekibi, Hazırlığı Yok”

Mehmet Şimşek’in diğer dokuz politika enstrümanını neden kullanmadığı sorusuna Yılmaz üç bölümde yanıt verdi. Birinci bölümde, kullanılması gereken fakat nasıl kullanılacağının net olmadığı alanlardan söz ederek mali disiplin, kamu bankalarının sınırlı açılması, bakanlıkların ve kurulların borçlanma yetkilerinin kısıtlanması gibi önlemleri örnek verdi. Ayrıca kamu-özel iş birliği çerçevesinde yapılan ve büyük israflara yol açan anlaşmalarda iyileştirmelere gidilebileceğini belirtti. Bu önlemlerin siyasi irade tarafından tercih edilmediğini, dolayısıyla Şimşek’e yetki verilmezse uygulamanın mümkün olmadığını söyledi. Ancak geçmişte Şimşek’in bakanlık döneminde de bazı hataları olduğunu, dolayısıyla hataların kaynağının kesin olarak belirlenemeyeceğini ekledi.

İkinci ve daha önemli bölümde ise Türkiye’nin yapması gereken ama şimdiye kadar yapamadığı yapısal düzenlemeler olduğunu vurguladı. Yılmaz, Şimşek’in bunları uygulayacak ekip, beşerî sermaye ve hazırlığa sahip olmadığını belirtti. 2022 Ağustos’unda açıkladığı değerlendirmeye atıfta bulunarak, Türkiye’nin milli gelire oranla yüksek teşvik verdiğini, ancak teşviklerin sonuçları konusunda veri toplama, analiz ve tasarruf planlaması yapacak insan kaynağının ekonomi yönetiminde bulunmadığını söyledi.

Yılmaz, bu önlemlerin siyasi iradenin desteğini gerektirdiğini, bazı şirketlerin zarar edeceğini ve bu nedenle siyasi iradenin uygulamaya sıcak bakmayabileceğini belirtti. Tarım ve hayvancılıkta yapılan hataların örnek olduğunu, bu hataların düzeltilebileceğini ama bunun ciddi çalışma gerektirdiğini ifade etti.

“Mehmet Şimşek’in İnancı Olduğunu Zannetmiyorum”

Yılmaz, Şimşek’in görevi üstlenirken programın başarılı olma olasılığını değerlendirdiğini, Şimşek’in programın büyük ölçüde başarılı olmasını beklemediğini düşündüğünü kaydetti. ‘‘Başarıdan enflasyonu tek haneye düşürmeyi anlıyorsak, o başka. Ama ben Mehmet Şimşek’in Türkiye’nin yeniden istikrara kavuşup düzenli bir şekilde büyüyeceğine bir inancı olduğunu zannetmiyorum. Mehmet Bey o kadar kötü bir ekonomist değil. Yani bu programın öyle bir başarıya ulaşamayacağını görüyordu. Ama tahmin ediyorum, yine de işlerin biraz daha iyi gidebileceğini düşünüyordu. Belki beklediği kadar bile başarılı olmadı. Ama sonuçta benim 2022 Ağustos’unda çerçevesini çizdiğim türden bir başarıya ulaşması zaten imkânsız’’ dedi.

19 Mart sürecinin Şimşek’in programına etkisini değerlendirirken Yılmaz, iletişim eksikliği olduğunu belirtti: ‘‘Zaten yaşananlar, doların hızlı artması nedeniyle Merkez Bankası’nın müdahale edememesi değil, hazırlıklı olmadığı için etmemiş olmasını gösterdi. Merkez Bankası’nın günlük harcanacak dolar potası bitince ani bir panik yaşandı. Yeni dolarlar piyasaya sürülünce ortalık sakinleşti’’ değerlendirmesini yaptı.

Şimşek’in İstifa Edeceği İddiaları

Şimşek’in istifa edeceği yönündeki iddialara Yılmaz, ‘‘İnsanların tabii eylemleri görev tanımına, kendisinden beklentilere göre de değişiyor. Yani Mehmet Bey’in istifa etmesi de durumu düzeltmez. Daha kötü de olabilir. Bir de Mehmet Bey’in Tayyip Bey’e verdiği sözleri de bilmiyoruz. Onun için o konularda spekülasyon yapmak doğru değil’’ dedi. Yılmaz, programın başarısızlığının açık olduğunu, 2023 yazında Şimşek’e kredi açanların bile artık başarısızlığı kabul ettiğini belirtti.

Yatırımcı Tutumu: Geldiler Ama Uzun Vadeli Değiller

Yabancı yatırımcının tutumuna ilişkin Yılmaz, Türkiye’ye gelenlerin çoğunlukla kısa vadeli, sıcak para olarak tanımlanan yatırımcı türü olduğunu söyledi. Bu yatırımcıların gecelik, haftalık veya aylık faiz/kâr elde edip yeniden dövizle çıkma eğiliminde olduklarını, bu nedenle Türkiye’nin ara sıra cazip hale geldiğini, ancak sofistike ve uzun vadeli yatırımcıların gelmediğini belirtti. Şimşek’in programına rağmen kalıcı yatırım yapılmadığını, sınırlı bir iyimserlik olduğunu ama sofistike yatırımcının gelmediğini ifade etti. Ayrıca kısa vadeli para kazanmak isteyen aktörlerin manipülasyonlara giriştiğini, Şimşek’in başarısızlığından sonra bu tür bir iyimserlik seviyesine yeniden ulaşmanın zor olduğunu vurguladı. Bunun nedeni olarak da Tayyip Bey’in siyasi iradesi altında doğruların uzun süre uygulanacağına dair güven eksimini gösterdi.