Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Laikliği Savunuyoruz bildirisinin imzacılarının ifadeye çağrılması sürüyor: İmzacılara ‘Talibanlaştırma’ sorusu!

Laikliği Savunan 168 İmzacı Hakkında Soruşturma Kapsamında İfadeler Alınıyor Milli

Laikliği Savunan 168 İmzacı Hakkında Soruşturma Kapsamında İfadeler Alınıyor

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “Laikliği Savunuyoruz” bildirisine imza atan 168 kişi hakkında yaptığı suç duyurusu üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik suçundan soruşturma başlatılmıştı. Soruşturma kapsamında 28 Şubat’ta imzacılar ifadeye çağrılmaya başlandı; çağrılanlar arasında iktisatçı Prof. Dr. Korkut Boratav da yer alıyordu.

İFADEYE ÇAĞRILMALAR SÜRÜYOR

Soruşturma çerçevesinde dün Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) kurucularından iktisatçı Prof. Dr. Mustafa Altıntaş ile iktisatçı Prof. Dr. Aziz Konukman, BirGün Gazetesi Ankara Temsilcisi Nurcan Bilge Gökdemir ve Türkiye İnsan Hakları Kurumu (TİHAK) Başkan Yardımcısı ve Laiklik Meclisi üyesi Mahmut Aslan da ifadeye çağrıldı.

Prof. Dr. Altıntaş ifadesini savcılıkta vereceğini söyledi. Mahmut Aslan ise avukatları Doğan Erkan ve Mustafa Karadağ refakatinde Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube’de ifadesini verdi. Aslan’a bildiride geçen “Talibanlaştırma”, “Gerici saldırı” ve “Şeriatçı dayatma” ifadelerinin hangi amaçla kullanıldığı soruldu.

Aslan, Türkiye’de yaşanan sürecin dincileşmeye doğru gittiğini ve laiklikten giderek uzaklaşıldığını belirterek, bu nedenle “Talibanlaşma” tabirinin metafor olarak doğru olduğunu ifade etti. Aslan, şeriatçı dayatmanın adliyede, sosyal yaşamın her anında ve okullarda yaşanan uygulamalarla başladığını, uzun süredir devam eden zorunlu din dersleri ve okullarda yaşanan uygulamalardan örnekler vererek şeriatçı bir eğitime doğru gidildiğini söyledi.

“BİLDİRİDE YAZILANLAR SUÇ DEĞİL, ANAYASAYI SAVUNMAKTIR”

Aslan, “Bazı ifadelerin suç unsuru olabileceğini biliyor muydunuz, bile/isteye mi yaptınız?” sorusuna, böyle bir suç işlemediğini ve bildiride yazılanların Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesine göre laik ve demokratik devlet ilkesini korumak olduğunu belirterek yanıt verdi. Aslan, bildiriyi imzalamanın anayasanın korunması ve her yurttaşın görevi olduğunu savundu; kendilerine suçlamada bulunanların ise anayasayı ihlal suçu işlediğini iddia etti.

KONUKMAN: “BU BİR AYDIN SORUMLULUĞUDUR”

Prof. Dr. Aziz Konukman’a da bildiride geçen “Talibanlaştırma, Gerici Saldırı” gibi ifadelerin maksadı soruldu. Konukman, laikliğe yönelik saldırıların kendisini bildiriyi imzalamaya yönelttiğini söyledi. Konukman, bildiride herhangi bir kurum veya yönetici hedef alınmadığını, bildiriyi imzalamanın halkta kin duyguları beslemek değil, toplumsal barışa katkıda bulunmak amacı taşıdığını belirtti. Laikliğin korunmasının farklı dini inançlara karşı devletin eşit mesafede kalmasını savunmak anlamına geldiğini vurgulayan Konukman, aydınların anayasaya aykırı uygulamaları takip etme sorumluluğu olduğunu ve üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini söyledi.

BAKAN TEKİN’İN SUÇ DUYURUSUNDAKİ İDDİALAR

Bakan Tekin, suç duyurusunda metinde ramazan etkinliklerinin “Talibanlaşma”, “gerici saldırı” ve “şeriatçı dayatma” olarak nitelendirildiğini ileri sürerek imzacıların “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçunun maddi unsurlarını oluşturduklarını savundu. Metindeki “Siyasal İslamcı rejim, ABD ve Trump ipine sarılarak Türkiye’yi adım adım Ortadoğu’nun gerici bataklığına sürüklemektedir” ifadelerinin ise “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçunu oluşturduğu öne sürüldü.

Bakan Tekin, bu ifadelerle imzacıların anayasal düzene karşı suç işlediklerini iddia ederek isnad edilen suçlar üzerinden imzacılar hakkında kamu davası açılmasını talep etti.