Ankara Kulislerinde ‘Yumuşak Geçiş’ Senaryosu: Meclisten Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş Ayrıntıları
Gazeteci Nuray Babacan bugün kaleme aldığı yazısında, Ankara kulislerinde konuşulan ve bazı çevrelerce “yumuşak geçiş” diye adlandırılan senaryonun ayrıntılarını aktardı. Kulislere göre bu yeni versiyon, güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüşü hedefliyor fakat değişiklikler ve uygulama şartları önceki tartışmalardan farklı olacak.
Babacan’ın aktardığına göre, dolaşımdaki siyasi senaryoların tamamı Özgür Özel ve ekibinin siyasal gücünü göz ardı edemiyor. Bu gücü zayıflatma amaçlı planların yapılması, aslında söz konusu gücün kabulü anlamına geliyor. Bir yanda cumhurbaşkanı danışmanlarının en uygun tarihte erkene alınmış bir seçim formülünü konuştuğu, kimi AKP’lilerin Erdoğan sonrası için parti içi ailevi tercihler üzerinde tartıştığı kulislerde yer alıyor. Muhalefet partilerinin liderleri ise olası bir erken seçim veya Anayasa değişikliği ihtimaline karşı temas ve turlar gerçekleştiriyor.
Bu toz duman içinde tartışılan ve kimilerince “uçuk”, kimilerince “yumuşak geçiş” olarak nitelendirilen senaryonun özü şöyle anlatılıyor: Meclis, bir Anayasa değişikliğiyle güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüyor. Ancak bu dönüşümün koşulları oldukça farklı. Gelecek Partisi Milletvekili Kani Torun’un Meclis kürsüsünden dile getirdiği ana hatların izleri takip edildi ve öğrenildi ki; iktidar partisiyle temaslar kurularak yetkili ve yetkisiz bazı siyasilerle analizler yapılmış.
Söylenene göre süreç şu şekilde işletilecek: Öncelikle tarihî bir uzlaşı sağlanarak bu dönem içinde Anayasa değişikliği yapılarak güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiliyor. Bu aşamada Tayyip Erdoğan’a bir dönem sembolik ve geniş yetkilerden arındırılmış cumhurbaşkanlığına razı olunuyor; bunun en önemli kısmı olduğu belirtiliyor. Anayasa değişikliği aşamasında Ekrem İmamoğlu ve ekibi ile Selahattin Demirtaş ve diğer siyasi suçlulardan sayılan kişilerin eş zamanlı olarak serbest bırakılması da sağlanıyor.
Senaryonun savunucuları, İmamoğlu-Özel ikilisinin oluşturacağı ekibin, seçimlerde tek başına iktidar olma ihtimalinin yüksek olduğunu iddia ediyor. Bugünkü operasyonlara rağmen bu ekibin oy oranının yüzde 30’un altına düşmediğini, seçimde ise yüzde 45’i tek başına aşabileceğini öne sürüyorlar. İmamoğlu’nun diploma sorunu olmayacağı için başbakan olabileceği ifade ediliyor. Bu zor denklem, “yumuşak geçiş” olarak tanımlanan ve Erdoğan’a onurlu bir veda imkânı sunacağı iddia edilen bir çözüm önerisi şeklinde ortaya konuyor.
Bu senaryoda Erdoğan, ailesi ve yakın çevresi koruma altına alınıyor; dolayısıyla son 25 yılda yapılan yolsuzluklar ve haksızlıkların hesabı aile korunarak sorulmuş oluyor. Senaryoyu savunanlar, devri sabık yaratırken yıkıcı olmaktan kaçınılması gerektiğini belirtiyor. Bu görüşü savunan isimlerin muhafazakar çevrelere daha yakın olduğuna dikkat çekiliyor; bir nevi muhafazakarları az hasarla kurtarma planı olarak da değerlendirilmesi mümkün.
Ayrıca senaryoya göre Erdoğan partisinin başına istenen isim geçirilirken, Selahattin Demirtaş’ın DEM’in başına geçerek Türkiye Partisi’ne dönüşümün altyapısını oluşturacağı belirtiliyor. Senaryonun daha pek çok bileşeni olduğu, ve imkânsız gibi görünen bu planı dillendirenlerin Türkiye’de barışın ve demokrasinin yumuşak geçişle yeniden tesis edilmesinin yolu olarak bunu tartıştığı aktarılıyor.
Hikâyenin eksik ayağı ise MHP’nin bu plana vereceği tepki olarak gösteriliyor; çünkü konuşulan plana MHP’nin muhtemelen sıcak bakmayacağı ve bu ekiple tercih edilmeyeceği, hatta onlarla görüşülmediği anlatılıyor. Babacan, tüm bu gelişmeleri rakiplerini acımasızca yok etmeye çalışmanın sonuca etkisinin olmadığı gözlemiyle ilişkilendiriyor, ancak siyasette hiçbir şeyin kesin olmadığını vurgulayarak okurlarını bilgilendirdi.
















