Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Kardeşine Böbrek Vererek Hayata Bağladı

Bu haberin fotoğrafı yok

Siirtli Öğretmene Diyarbakır’da Kardeş Nakli

Siirt’te görev yapan Matematik Öğretmeni Yahya Arpacı’nın hayatı, Nisan ayında ayaklarındaki ödem şikayeti nedeniyle hastaneye başvurmasıyla değişti. Yapılan tetkikler sonucu Arpacı’ya böbrek yetmezliği teşhisi konuldu ve genç öğretmen zorlu bir diyaliz sürecine girdi.

Bu süreçte, Antalya’da oto kuaförü işletmeciliği yapan ağabeyi Zekeriya Arpacı, kardeşinin sağlık sorununu öğrenince böbreğini bağışlamaya karar verdi. Kardeşine umut olmak için Antalya’dan Diyarbakır’a gelen Zekeriya Arpacı, gerekli tetkikler yapıldıktan sonra kardeşiyle birlikte ameliyat masasına yattı. Geçtiğimiz hafta Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen operasyonla ağabeyden alınan böbrek, Yahya Arpacı’ya başarıyla nakledildi.

“BİR DAHA OLSA BİR DAHA VERİRİM”

Fedakar ağabey Zekeriya Arpacı, kardeşinin sağlığına kavuşmasının mutluluğunu ve kararını alırken yaşadığı duyguları şöyle dile getirdi: “Antalya’da çalışıyorum. Oto kuaförüyüm. Bundan dört ay önce kardeşimin iki böbreğinin çalışmadığını öğrendim. O da bir candır. İnsan insana emanettir. O da benim canım ve her şeyim. Ona böbreğimi vereceğimi söyledim. Onun için Antalya’dan buraya geldim. Şimdi de çok mutluyum. Bunun tehlikesi yok. Korkulacak bir şeyi de yok. Allah’a çok şükür ikimiz de çok iyiyiz. Böbreğimi hiç düşünmeden, tereddütsüz verdim. Her şey gelir, her şey gider ama kardeş gelmez. Bir daha olsa bir daha veririm. Ağabey demek anne baba demektir. Biz de bu görevi yaptık.”

‘O DUYGUYU ANLATACAK BİR KELİME BULAMIYORUM’

Ağabeyinin fedakarlığıyla hayata yeniden bağlanan Yahya Arpacı, yaşadığı mutluluk ve minnettarlığı ifade edecek kelime bulmakta zorlandığını söyledi. Yahya Arpacı, “Organ naklinden önce ayak ödeminden fark ettik. Siirt’te hastaneye göründüm. Buradan biyopsi için Diyarbakır’a sevk edildim. Hastaneye geldiğimizde hocamız da ayağımdaki ödemi fark ederek hastalığımı tespit etti. Yirmi gün boyunca burada tedavi gördüm. Tedaviden sonra üç ay boyunca diyalize girmek zorunda kaldım. Ağabeyim sağ olsun, hiç düşünmeden geldi ve ameliyat olduk. Ağabeyim üç gün sonra, ben ise sekiz gün sonra taburcu oldum. Ağabeyim karar verdiğinde o duyguyu anlatacak bir duygu yok. Türkçede öyle bir kelime bulamıyorum. Basit kelimelerle anlatılacak bir şey değil.”

Arpacı, kendi yaşadığı süreçten yola çıkarak organ bekleyen hastalar için kadavra bağışının önemine dikkat çekti ve “Kadavra için bağışta bulunalım. Çünkü kadavradan organ nakli bekleyenler var” çağrısında bulundu.

“TÜRKİYE’DE KADAVRALIK BÖBREKLER MAALESEF ÇOK AZ”

Operasyonu gerçekleştiren ekipten Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakli Mesul Müdürü Doçent Doktor Ramazan Danış, Arpacı kardeşlerin hikayesinin Türkiye’deki önemli bir soruna işaret ettiğini vurguladı. Canlıdan canlıya nakillerin bir tercih değil zorunluluk hâline geldiğini belirten Doç. Dr. Danış, şu değerlendirmelerde bulundu: “Hastamızın böbrekleri yetmezlik içerisindeydi ve maalesef hiçbir tedaviye yanıt vermedi. Sonra diyalizde aylık takibe aldık ve en son böbrek nakli kararı aldık. Biz canlıdan canlıya nakli istemiyoruz. Maalesef Türkiye’de ve bölgemizde kadavralık böbrekler çok az. Onun için biz canlı böbrek naklini tercih ettik. Ağabeyi gönüllüydü, geldi ve yaptığımız tetkiklerde uyumlu gördük ve ameliyatı gerçekleştirdik. Avrupa’da yapılan organ nakillerinin yüzde seksenini beyin ölümü gerçekleşen kişilerdir. Yüzde yirmisi canlıdır. Türkiye’de bu oran tam tersidir. Organ bağışı konusunda bilinçlendirmeyi artırmak lazım.”

Hastanenin Genel Cerrahi Eğitim Sorumlusu Profesör Doktor Nurettin Ay ise operasyon sonrası sürecin başarılı ilerlediğini belirterek, “Ameliyat sonrası ciddi bir sorunla karşılaşmadık ve her şey istediğimiz gibi ilerledi. Organ naklinde en önemli şey, hastanın sürekli hekimine yakın olmasıdır. Çünkü bu hastalığın başka merkezlerde takip olma şansı yok” ifadelerini kullandı.