Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu: ‘Türkiye bir sonraki İran değildir’

İYİ Parti Lideri Dervişoğlu: İran’ın Geleceğine Yalnızca İranlılar Karar Vermeli

İYİ Parti Lideri Dervişoğlu: İran’ın Geleceğine Yalnızca İranlılar Karar Vermeli

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM’de düzenlediği grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulunarak İran’daki gelişmelere ilişkin görüşünü paylaştı. Dervişoğlu, İran’daki rejim altında ezilen halkla duygu ve fikir birliği içinde olduklarını belirtirken, evrensel insani değerlerin sömürgeci ve saldırgan liderler tarafından istismar edilmesine karşı olduklarını vurguladı. Mollaların alternatifi olarak dışarıdan monte edilecek kuklaları kabul etmediklerini, İran’ın geleceğine yalnızca İranlıların karar vermesi gerektiğini ifade etti.

“Bilinçli bir anarşi ortaya çıkartılıyor”

Dervişoğlu, dünyada çatışmaların arttığını, küresel etkileşimlerin yerini ikiyüzlülük ve sahtekarlığın aldığını söyledi. Uluslararası hukuk sisteminin zayıfladığına dair eleştirilerde bulunan Dervişoğlu, 2003 Irak işgalinden sonra ikiyüzlülüğün tırmandığını belirtti. Venezuela örneğini anarak 19. yüzyıl emperyalizminin yeni tekniklerle sürdüğünü vurguladı. Ayrıca Netanyahu ve Trump üzerinden, bazı aktörlerin insanlığa yönelik hoyratça eylemlerini eleştirdi.

“Erdoğan kadim dostu Trump’a tek laf edemiyor”

Batı dünyasının ve bazı Körfez yönetimlerinin çatışmalara bakışını eleştirerek, Erdoğan’ın Trump’a yönelik sert eleştirilerde bulunmadığını söyledi. Dervişoğlu, uluslararası hukukun insanlığın ortak ahlaki birikimi olduğunu, bunun korunmasının Türk milletinin sorumluluğu olduğunu belirtti. Devlet başkanlarını hedef alan kaçırma ve suikast gibi eylemlerin meşrulaştırılamayacağını ifade etti.

“Birleşmiş Milletler sisteminin kalan son duvarlarının yıkılışına şahit oluyoruz”

7 Ekim saldırılarını dönüm noktası olarak nitelendiren Dervişoğlu, İsrail’in Gazze’de başlattığı operasyonların siviller üzerinde ağır bedeller doğurduğunu ve bölgeyi istikrarsızlaştırma amacını taşıyan geniş stratejinin İran’ı hedef aldığını belirtti. Lübnan, Suriye, Yemen ve İran ekseninde yürütülen operasyonların bölgesel dengeleri değiştirdiğini vurguladı.

“İsrail’in İran’a karşı açtığı savaşın istikrarsızlık üreteceğini biliyoruz”

Dervişoğlu, İran’ın bölgeyi kendi uzantılarıyla istikrarsızlaştıran bir aktör olduğunu, ancak İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü operasyonun daha fazla istikrarsızlık üreteceğini söyledi. Devlet egemenliği kavramının zayıflaması, uluslararası hukukun teferruata indirilmesi, petrol fiyatlarının yükselmesi ve dünyada baskı ortamının artmasının maliyetinin insanlara yüklendiğini belirtti. Hem İran’ın hem de İsrail’in stratejilerinin bölgeyi daha güvensiz hale getirdiğini ifade etti.

“Mollaların alternatifi kuklalar olamaz”

İYİ Parti’nin demokrasi ve haysiyet mücadelesinin yalnızca Türkiye için değil tüm insanlık için olduğunu söyleyen Dervişoğlu, “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesini hatırlattı. İran’daki rejim mağdurlarıyla dayanışma içinde olduklarını belirterek, dış müdahalelerle yapılan rejim değişikliklerinin sonuçlarına dikkat çekti; Irak, Lübnan ve Suriye örneklerini anımsattı.

“Yozlaşmış tiranlar bu coğrafyaya reva değildir”

Dervişoğlu, emperyalistlerin özgürlük algısının merkezi iktidarları kimlik zehriyle zayıflatma hedefi taşıdığını, bunun İran’da tekrar etmemesi gerektiğini söyledi. İran’ın toprak bütünlüğünün ve komşularının güvenliğinin Türkiye için önem taşıdığını belirtti. Tahran’da gerçekleşecek bir geçiş sürecinin İranlıların kendi aralarında konuşmasıyla olması gerektiğini, dış müdahalelerin kabul edilemez olduğunu vurguladı.

“İsrail tehdidinin arkasına gizlemeyi bir strateji haline getirenler var”

Dervişoğlu, İsrail ve ABD çevrelerinde Türkiye’nin hedef alınabileceğine dair söylemlerin bulunduğunu, bunun bazı iç odaklar tarafından da istismar edildiğini söyledi. Netanyahu’nun Türkiye’yi İran benzeri bir yapıya dönüştürme hedefini ve bunun bazı aktörler tarafından desteklenmesinin tehlikesini anlattı. Laiklikten vazgeçilmesi ve İhvancı bir ideolojinin benimsenmesi gibi senaryolara karşı uyarıda bulundu.

“Türkiye bir sonraki İran değildir”

Dervişoğlu, Türkiye’nin kuruluş değerlerine sadık kalması, parlamenter sistem ve hukuk devleti ilkelerini hakim kılması halinde yeni bir İran olmayacağını belirtti. İran’ın otokratik din devleti yapısını anlatırken, ifade özgürlüğünün kısıtlandığını, imtiyazlı bir azınlığın hem bürokrasiyi hem ticareti kontrol ettiğini söyledi. Bu nedenle parlamenter sistem, eşitlik, liyakate dayalı bürokrasi ve kapsayıcı bir kimlik vurgusunu yineledi.

“ABD-İsrail ajandasının bir parçası olduğunu yeterince anladık”

Dervişoğlu, küresel aktörlerin siyasetle değil silahla sağlanamayan hedefleri bugün siyasetle elde etmeye çalıştığını ifade etti. İç politikada hukuk devletinden uzaklaşmanın, keyfi tutuklamaların ve siyasi mücadele yöntemlerinin ülkeyi zayıflatacağını öne sürdü. İktidarın ömrünü uzatmaya çalışırken terörle pazarlık gibi uygulamalar yürütüldüğünü iddia etti.

“İran’ın ani çöküşü, bütün bölgeyi parçalanma dinamiklerine açar”

Dervişoğlu, İran’ın ani çöküşünün bölgeyi parçalanma dinamiklerine açık hale getireceğini belirtti. Türkiye’nin zayıflamasının çevredeki aktörlerin senaryolarının hayata geçirilmesini kolaylaştıracağını söyleyerek, Türkiye’nin Cumhuriyet’in kuruluş değerlerine sahip çıkması gerektiğini vurguladı.

“Türkiye asla yeni bir İran olmayacak”

Konuşmasını, Türkiye’nin gerçek vatanseverler tarafından yönetilmesi halinde yeni bir İran olmayacağını yineleyerek tamamladı. Dervişoğlu, hukukun, parlamenter rejimin, liyakatin ve eşitliğin tesis edildiği bir düzenin önemine vurgu yaptı ve İran’daki halkın kaderinin dış müdahalelerle değil kendi iradesiyle belirlenmesi gerektiğini tekrarladı.