İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Ankara’da basın mensuplarıyla iftarda bir araya geldi
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Ankara’da bir otelde gazete, televizyon, internet siteleri ve ajansların Ankara muhabirleri ile iftarda bir araya geldi. İftar sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Canlı yayınlanan davalar ve Ekrem İmamoğlu meselesi
Dervişoğlu, Ekrem İmamoğlu davasına ve davaların canlı yayınlanmasına ilişkin sözleri hatırlatılınca kaygılarını dile getirdiğini belirtti. “Kaygılarımızı ifade ettim. Bunu ilk kez de söylemiyorum. En başından beri söylüyorum. Orta yerde bir hukuksuzluk var. Aslında tartışılan o ve sürdürülen soruşturma ya da yapılan yargılamanın hukuki olmaktan öte siyasi olduğuna dair toplumda hakim bir kanaat var.” dedi. Tarihten örnek vererek, 1960 ihtilali sonrası radyoda yayınlanan yargılamaların olumsuz sonuçlarını hatırlattı. Ayrıca kendisinin veya partinin bu duruşmaların canlı yayınlanmasını sağlayacak güce sahip olmadığını; CHP ve İYİ Parti’nin böyle bir gücü bulunmadığını, konunun speküle edildiğini söyledi. Ancak yargılananlar ve CHP böyle bir düzenlemeyi Meclis’e getirirse İYİ Parti olarak kaygılarını ifade etmelerine rağmen önergeye evet oyu verebileceklerini belirtti.
Türk Silahlı Kuvvetleri ve ülke güvenliği
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasındaki İran’dan atıldığı iddia edilen füzeler ve Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin değerlendirmelerinde Dervişoğlu, Türkiye’nin hava savunması tartışılırken S-400 meselesine değindi. “Türkiye bugün askeri gücünün tartışılmasına asla müsaade edemem. Türk Silahlı Kuvvetleri NATO’nun en güçlü ordularından biridir.” ifadelerini kullandı. Bazı alanlarda ikmal edilmesi gereken eksiklikler olduğunu, ülke güvenliğinin teminat altında olduğunu vurguladı. Teknolojik yeterliliklerin ve ordunun güçlendirilmesinin zorunlu olduğunu; jeopolitik durumun bunu gerektirdiğini söyledi. Bu konuyu siyasetin değil milli bir mesele olarak gördüğünü belirtti.
Terörsüz Türkiye komisyonu ve Abdullah Öcalan tartışmaları
Dervişoğlu, Terörsüz Türkiye komisyonlarında gündeme gelen düzenlemelerin Türkiye’nin üniter devlet yapısını, milli devlet anlayışını ve vatandaşlık tanımını riske edebilecek özellikler taşıdığını söyledi. Komisyon sürecinde kendilerinin kaygılarını cumhuriyete karşı bir kalkışma diye ifade ettiklerini belirtti. Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü, örgüt mensuplarının hayata dahil edilmesi, infaz düzenlemeleri ve terörle mücadele kanununun yeniden düzenlenmesi gibi konuların konuşulduğunu aktardı. “Terörsüz Türkiye’de konuştuğumuz bizim teröristler ve terör örgütü ona sağlanacak haklar bu ülkede elli bin kişinin katilinin ve ona bağlı örgütün yol göstericiliğinde düzenlenmiş bir sürecin ülke menfaatlerine fayda sağlamayacağını ifade ettim.” dedi.
Dervişoğlu, önümüzdeki dönemde yasal düzenlemelerin gündeme getirileceğini, İmralı ile ilgili taleplerin neler olduğunu göreceklerini; Abdullah Öcalan’ın hangi statüyü istediğinin ve arzuladıklarının ortaya çıkacağını belirtti. Devlet Bahçeli’nin bu konudaki rolüne değinerek, Bahçeli’nin süreci yönlendirdiğini ve Meclis kürsüsüne davet ettiğini söyledi. Bahçeli’nin geçmişte de benzer yaklaşımlarının olduğunu, Öcalan’ın Meclis’e gelebilmesi için özgürlüğe kavuşması gerektiğini vurguladı.
Türkiye Cumhuriyeti kimliği ve bölge ziyaretleri
Dervişoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kimliğini onurla taşıyan herkes bizim kardeşimizdir” diyerek ülke bütünlüğü ve vatandaşlık vurgusu yaptı. Kürt vatandaşlara yönelik ifadelerinde “Kürt kardeşlerim, Kürt kökenli vatandaşlarım” gibi tanımlamalar kullanmadığını; meseleyi doğru tanımlamanın önemine dikkat çekti. Bölgedeki vatandaşlarla görüşmek için Van, Hakkari, Şırnak, Bitlis, Batman, Muş ve Diyarbakır’ı ziyaret edeceğini belirtti. Kürtlerin Abdullah Öcalan ya da başka bir özneliğe terk edilemeyecek kadar önemli olduğunu söyledi ve meselelerin şeffaf biçimde gündeme getirilmesi gerektiğini ifade etti.
İttifak iddiaları ve İYİ Parti’nin hedefi
Bir sonraki genel seçimde ittifak iddialarına ilişkin Dervişoğlu, 2023 seçimlerinden sonra İYİ Parti’nin herhangi bir siyasi partiyle ittifak görüşmesi yapmadığını söyledi. Partisinin oy oranına ilişkin soruya, yüzde 9 oy oranının hem kendileri hem Türkiye için yetersiz olduğunu belirtti. “Bu sistemde çok daha yüksek oranda oy almak gerekiyor.” dedi. İYİ Parti’nin altında toplanılabilecek bir şemsiye parti haline geldiğini, birlikte olmak isteyen partilerin taleplerine şahit olduklarını ve zaman geldiğinde konuşacaklarını aktardı. İYİ Parti’nin, “iki parti arasında sıkıştırılmış Türkiye’yi oradan çıkartıp alacağız” hedefiyle hareket ettiğini; yollarını “üçüncü yol” olarak tanımlamadığını, kendi yolunun Türkiye’nin kurtuluşunun yegâne yolu haline gelmesini hedeflediklerini söyledi.
Demokratikleşme ve yasal düzenlemeler
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin TBMM komisyonunun getireceği demokratikleşme amaçlı kanun tekliflerine İYİ Parti’nin destek verip vermeyeceğine dair soruda Dervişoğlu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına ve bazı vakalara atıfta bulundu. Kayyum uygulamalarına karşı olduğunu, belediye başkanlarının yerlerine vali veya kaymakam atanmasına değil, yasanın belediye meclisi içinden seçim öngördüğünü belirtti. “Bu alanda eksikliklerin giderilmesi için bir yasal düzenlemeye ihtiyaç yok. Yasa var. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’yle ilgili bu iş siyasilerin işi değildir, mahkemelerin işidir.” dedi. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasına dair eleştirilerde bulundu.
Meclis yönetimi ve tarih değerlendirmesi
Dervişoğlu, Meclis yönetimiyle ilgili eleştirilerde bulunarak Meclis Başkanlığı ve bazı rapor süreçlerine değindi. Numan Kurtulmuş’un rolüne işaret ederek, Meclis Başkanlığı ve komisyon raporları ilişkisinde aymazlık olduğunu söyledi. Numan Kurtulmuş’un tarihe geçme arzusunda olduğunu, ısrar ederse tarih tarafından kötü şekilde anılacağını ifade etti.
Öcalan kararı gelirse sorumlulara yönlendirme
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden Öcalan ile ilgili bir karar gelmesi durumunda ne denileceğine dair soru üzerine Dervişoğlu, bu sorunun kendisine değil ilgili içişleri ve istihbarat yetkililerine (Süleyman Soylu, Hakan Fidan, Devlet Bahçeli) yöneltilmesi gerektiğini belirtti. Eski ifadelerde Öcalan’ın örgütü içeriden yönettiğine dair iddiaların belgelenmiş olduğunu söyledi.

