Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İYİ Parti lideri Dervişoğlu, Cumhuriyet’e konuştu: ‘‘Terörsüz Türkiye’ değil, cumhuriyete karşı kalkışma’

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Yeni Anayasa ve Açılım

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Yeni Anayasa ve Açılım Sürecini Değerlendirdi

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, gazetemiz yazarı Işık Kansu, Ankara Temsilcimiz Sertaç Eş ve muhabirimiz Merve Kılıç’ı parti genel merkezindeki makamında ağırladı. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, yeni anayasa tartışmalarından açılım sürecine, iktidar ittifakından seçim sürecine kadar pek çok konuda soruları yanıtladı.

“Bu Anayasa ile Sistem Bile Değiştirildi”

Yeni anayasa tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, iktidarın yürüttüğü sürecin gerçek niyetinin dikkatle incelenmesi gerektiğini söyledi. Dervişoğlu, AKP’nin elinde bir taslak olduğu söylentilerine, MHP’nin daha önce sunduğu çalışmalara ve herkesin anayasa üzerine bir çalışma yürüttüğüne işaret ederek, mevcut anayasanın büyük bölümünün bu hükümet döneminde değiştirildiğini, dolayısıyla darbe anayasası olma vasfını büyük ölçüde yitirdiğini belirtti. Sadece yapıldığı dönem itibarıyla darbeyle ilişkilendirilebileceğini ifade eden Dervişoğlu, “Bu anayasa ile sistem bile değiştirildi” dedi.

Dervişoğlu, “Darbe anayasasından kurtulma” söylemiyle yürütülen yeni anayasa tartışmasının arkasında başka siyasi hedefler olabileceğini savunarak, TBMM’nin darbe anayasasından kurtulması iddiasıyla yola çıkmanın farklı siyasi hedefleri barındırdığı kanaatinde olduklarını ekledi.

“Meclis Başkanının Tarihe Doğru Bir Biçimde Geçme Niyeti Yok”

Anayasanın büyük bölümünün zaten değiştirildiğini vurgulayan Dervişoğlu, geriye kalan maddelerin büyük ölçüde temel hükümler olduğunu, değiştirilmemiş yaklaşık 56 maddenin genellikle temel özgürlüklerle ve devletin işleyişiyle ilgili hükümler olduğunu söyledi. Bu maddelerin anayasada ana fikri değiştirmeyeceğini belirtti. Yeni anayasa tartışmalarının 28’inci yasama döneminin başından itibaren gündemde tutulduğunu hatırlatan Dervişoğlu, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’u da eleştirerek, tarihe geçme niyeti olduğunu düşündüğünü ancak komisyon sürecinde bunun aksinin görüldüğünü ifade etti. Komisyon sürecinde Meclis Başkanı’nın tarihe doğru bir biçimde geçme niyeti göstermediğini, bu nedenle anayasa değişikliğinin içeriğinin ve barındırdığı taleplerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

“Hedefte Bazı Kritik Maddeler Var”

Dervişoğlu, yeni anayasa tartışmalarının kapsamlı bir değişiklikten ziyade bazı kritik maddelere odaklandığını, 1982 Anayasası’nı bütünüyle ortadan kaldıracak bir değişiklik beklentisi taşımadığını; daha çok bazı maddelerin değiştirilmesine yönelik adımlar görüldüğünü söyledi. Tartışmaların merkezinde özellikle 42. madde (anadilde eğitim), 66. madde (vatandaşlık tanımı) ve Cumhurbaşkanının seçimi ile görev süresi olduğuna dikkat çekti. Hedefte olan maddelerden birinin 42. madde, diğerinin 66. madde ve ayrıca Cumhurbaşkanının seçimi ve görev süresine ilişkin maddeler olduğunu belirtti.

“Cumhurbaşkanlığı İçin Düzenleme Yapılabilir”

Yeni anayasa söylemi üzerinden farklı siyasi hedefler bulunduğunu kaydeden Dervişoğlu, bazı talepleri vererek Cumhurbaşkanlığı makamında kalmayı sağlayacak düzenlemelerin yapılabileceği uyarısında bulundu. Hukuk devleti vurgusu yapan Dervişoğlu, yasaları ve anayasayı belli çıkarlar doğrultusunda değiştirmenin Türkiye’yi hukuk devleti olmaktan çıkaracağı uyarısında bulundu.

“Vatandaşlık Tanımı Etnik Değil Siyasal”

Vatandaşlık tanımı tartışmalarının yeni olmadığını, özellikle 2007’den beri sürdüğünü belirten Dervişoğlu, anayasadaki vatandaşlık tanımının etnik değil siyasal bir tanım olduğunu vurguladı. Anayasada yer alan “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türktür” ifadesinin bazı siyasetçiler tarafından etnik olarak yorumlandığını ancak bunun vatandaşlığa dayalı siyasal bir tanım olduğunu söyledi. Mustafa Kemal Atatürk’ün millet tanımına atıf yaparak, “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” ifadesinin eşit ve onurlu vatandaşlığı mümkün kıldığını hatırlattı.

“Her Alanda Eşitlik Var”

“Eşit vatandaşlık” söylemine karşı çıkan Dervişoğlu, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanın insanları eşit kıldığını ve ülkenin birlik ve bütünlüğünün temelini oluşturduğunu belirtti. Türkiye’de “Kürt vatandaşı”, “Türkmen vatandaşı” veya “Gürcü vatandaşı” gibi tanımlar olmadığı, herkesin Türk vatandaşı olduğu vurgulandı. Sürekli eşit vatandaşlık talebinin gerçekte imtiyaz talebi olduğunu ifade eden Dervişoğlu, nerede eşit olunmadığı sorusunu yönelterek memuriyet, milletvekilliği, iş insanı, Genelkurmay Başkanı, vali veya cumhurbaşkanı gibi pozisyonlarda eşitlik olduğuna dikkat çekti. Daha fazlasını istemenin eşitlik değil imtiyaz talebi olduğunu, bu ilkenin ortadan kaldırılmasının Türkiye’yi bölgesel örneklere benzer bir yapıya sürükleyebileceğini söyledi.

“Raporda ‘Terör’ ve ‘Terörist’ İfadeleri de Yer Almıyor”

Yeni açılım sürecine ilişkin konuşan Dervişoğlu, “Terörsüz Türkiye” ifadesine kimsenin karşı çıkamayacağını, ancak asıl sorunun konuşulanın ülkenin güvenliği mi yoksa terör örgütlerinin meşrulaştırılması mı olduğuna bakmak olduğunu söyledi. Komisyon raporunu eleştiren Dervişoğlu, raporda İYİ Parti’nin adının geçmediğini, Türk milletinin adının geçmediği yerde İYİ Parti’nin adının geçmemesinin kendisi için sorun olmadığını, fakat raporda “terör” ve “terörist” ifadelerinin de yer almadığını ifade etti. Rapora ilişkin hazırlanış biçimini eleştirerek, komisyon başkanının kendi imzasıyla hazırlanan raporu yine kendi makamına havale etmesinin ne devlet geleneğinde ne de Meclis teamüllerinde bulunduğunu, bunun “havanda su dövmek” olduğunu söyledi.

Süreci sert ifadelerle eleştiren Dervişoğlu, bunun Abdullah Öcalan’a statü kazandırma girişimi olduğunu, Türkiye’de ayrılıkçı hareketlere meşruiyet kazandırabilecek bir adım olduğunu, bu nedenle süreci “terörsüz Türkiye” değil “cumhuriyete karşı kalkışma” olarak nitelendirdiğini belirtti.

“İktidar İttifakından Seçim Başarısı Çıkmaz”

İktidar ittifakının geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, bu ittifakı bir nikâha benzeterek, ne yapılırsa yapılsın bu ittifaktan seçim başarısı çıkmayacağını söyledi. Seçim sonucunun muhalefetin performansına bağlı olduğunu belirten Dervişoğlu, iktidarın başarılı olmasının tek yolunun muhalefetin hata yapması olduğunu ifade etti.

“İttifak Tartışması İçin Erken”

Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde sık sık gündeme gelen ittifak tartışmalarına mesafeli olduklarını belirten Dervişoğlu, aday olmadığı için bu tartışmalardan uzak durduğunu söyledi. CHP’nin aday belirleme sürecine değinen Dervişoğlu, CHP’nin kendi adayını belirlediğini, aday belirlerken müttefiklere ihtiyaç duyulmadığını ama seçimde ittifaka ihtiyaç duyuluyorsa bunun çelişkili olduğunu; “ben lokomotifim, siz de arkamdan gelin” yaklaşımına işaret etti. İYİ Parti’nin ayrı bir siyasi parti olduğunu, yetkili organlarının bulunduğunu ve başkalarının İYİ Parti adına karar veremeyeceğini vurguladı.

“Yanlış Adımlar Erdoğan’ın İştahını Kabartır”

Dervişoğlu, erken aday tartışmalarının iktidarın işine yarayabileceğini, yanlış zamanda atılan adımların Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iştahını kabartacağını söyledi. Rakiplerin tasfiye edilmesine yönelik bir sürecin başladığını belirten Dervişoğlu, cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmasının gereğinden erken başlatıldığını ifade ederek, bu tartışmanın 31 Mart 2024 akşamından beri sürdüğünü ve öncelikle o tarihten sonra yaşananlara bakılması gerektiğini sözlerine ekledi.