GSS primleri yüzde 100 artışla Resmi Gazete’de yayımlandı
Cumhurbaşkanı kararı, halkın bütçesini doğrudan etkileyen düzenlemeyi Resmi Gazete’de yayımlayarak yürürlüğe koydu. Düzenlemeyle birlikte Genel Sağlık Sigortası (GSS) primlerinde esas alınan oran, brüt asgari ücretin %3’ünden %6’sına yükseltildi. Bu değişiklik sonucu aylık 780 TL olan ödeme tutarı 1.560 TL’ye çıkarıldı; yani işsiz kaldığında otomatik başlayan GSS primi yüzde yüz zam görmüş oldu.

Artış bununla sınırlı kalmayacak. 1 Ocak 2026 tarihinde asgari ücrete yapılması beklenen zamla birlikte GSS prim tutarı otomatik olarak yeniden hesaplanacak ve rakam bir kez daha artacak.
Uzman yorumu: “Yük daha da ağırlaştı”
Sosyal Güvenlik uzmanı ve halktv.com.tr yazarı Mehmet Akif Cenkci, söz konusu kararı değerlendirirken “Milyonlarca yurttaşın omzundaki yükü daha da ağırlaştırdı” yorumunu yaptı. Cenkci, Cumhurbaşkanı’nın GSS prim oranını %12’ye kadar artırma yetkisi olduğunu belirterek, bu yetkinin zamda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın rolüne işaret ettiğini kaydetti.

2026 Ocak zammıyla gelecek artışın hesaplanması
Bugün yürürlüğe giren yüzde yüzlük zammın yanı sıra, Ocak 2026’da asgari ücrette öngörülen artışın GSS primine otomatik etkisi olacağı vurgulandı. Cenkci, çeşitli asgari ücret zam senaryolarına göre prime yansıyacak tutarları hesapladı:
- %20 zam olursa → 1.872 TL
- %25 zam olursa → 1.950 TL
- %30 zam olursa → 2.028 TL
Cenkci’nin eleştirisi: Sosyal güvenlik hakkı zedeleniyor
Cenkci, söz konusu zam oranlarını eleştirirken şu değerlendirmelerde bulundu: Bu rakamlar, GSS priminin artık yalnızca bir ‘katılım payı’ olmaktan çıkıp, sosyal güvencesi olmayan milyonlar için ciddi bir ekonomik yük haline geldiğini gösteriyor. Sosyal güvenliğin anayasal bir hak olduğunu vurgulayan Cenkci eleştirisini şöyle sürdürdü:
“Fakat bugün uygulanan prim artışları, sosyal devlet ilkesinin gerektirdiği koruyucu yaklaşımın tam tersine, geliri olmayan vatandaşın sağlık hakkını ücret baskısına hapsetmektedir. GSS’nin amacı insanı sağlığa eriştirmekken; yapılan düzenlemeler bu vatandaşları sağlık güvencesinden uzaklaştırma riski taşımaktadır. Sosyal güvenlik bir lütuf değil, anayasal bir haktır. Bu hak, ekonomik koşullar ağırlaştıkça genişletilmesi gerekirken, artan prim yükleriyle daraltılmaktadır.”

