İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökce’nin Koğuş Günlüğü: Martın Umudu
İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı ve şehir plancısı Buğra Gökce, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, mart ayının kendisi için cezaevindeki bir yılı simgelediğini belirterek, koğuş yaşamına dair gözlemlerini ve duygularını aktardı. Gökce, umut etmekten ve tertemiz bir niyetle arzularını dile getirmekten vazgeçmeyeceğini vurguladı. “Her geçen gün özgürlüğüme bir gün daha yaklaşıyorum. Sevdiklerime her an biraz daha yaklaştığımı hissediyorum” ifadelerini kullandı.
Koğuş Avlusunun Kuyuyu Andırması
Gökce, mart ayını bitirirken koğuş serüveninin başladığı aya denk gelen bir yılı doldurduğunu; baharın kapıdan baktıran bir ay olduğunu, gelmezse baharın hiç gelmediğini ancak umudun sımsıcak kaldığını yazdı. Güneş, kuş cıvıltıları, yeşeren tepeler ve pırıl pırıl bir gökyüzü tasvirleriyle, koğuş avlusunun bir kuyuyu andırdığını belirtti. “Kuyunun dibindeyim sanki” derken fiili bir gerçekliği ifade ettiğini ve şubat ortasından beri güneşin avluya her gün biraz daha yaklaşma gayreti gösterdiğini aktardı.
Güneşin Günlük İlerleyişi ve Gözlemler
Gökce, öğle saatlerinde güneşin kuyunun dibine doğru yaklaştığını, mart başında avlunun uç köşesinde göz hizasında yaklaşık 15 dakika güneş gördüğünü anlattı. 3 Mart’ta boy hizası, 8 Mart’ta bel hizası olarak işaretlenmiş gelişmeler olduğunu; davanın başladığı 9 Mart haftası itibarıyla öğle saatlerinde güneşin koğuş havlusunun dibine yaklaştığını kaydetti. Mart ortasında köşeye 10–15 dakika güneş vurduğunu, zamanla vurduğu alanın avlu tabanında genişleyip kaldığı sürenin uzadığını belirtti.
Geçen yılın mart sonu ve nisan başında köşede bir parçanın öğlen ısınıyor oluşunu hatırladığını, bu yıl saat 13 civarında güneşin avlunun en ucundan içeri girdiğini, o 15 dakikayı en köşede durarak geçirdiğini yazdı. Güneşin kendisini görmese de hissedip içine işlemesini, D vitaminini doğal yoldan almak istediğini ifade etti. Gözleri kamaşsa da içinin ısındığını belirtti. Avlunun dibindeki betona 15 dakika sonra güneşin veda ettiğini, yavaşça duvarların üzerine tırmandığını aktardı.
Güneş ve Umut İlişkisi
Güneşin her gün biraz daha yaklaşmasının tesadüf olmadığını düşündüğünü, sanki hayatın en dar yerde bile bir yol bulduğunu, karanlıkta bile bir sızıntı açtığını belirtti. Işığın kapatılan kapılardan değil sabreden gözlerden içeri girdiğini ve insanın içinde bir yerin mutlaka gökyüzüne açık kaldığını yazdı.
Güneşi Yakalamaya Çabalar
20 Mart Cuma günü güneş öğle saatlerinde avluya daha fazla girmeye başlayınca plastik tabureyi güneşin girdiği köşeye yaslayıp üzerine çıkarak yaklaşık 10 dakika güneşi hissetmeye çalıştığını anlattı. Daha sonra gölgenin soğukluğuna kaldığını belirtti. 27 Mart’ta ise güneş koğuşun tabanına ilk kez iyice değmiş; saat 12.30 civarında taburesini koyup oturarak 10–15 dakika güneşte gazete okuduğunu, çay içtiğini ve bunun ona çok iyi geldiğini aktardı.
Mevcut Haberler ve Duygusal Etki
Gökce, canını sıkan haberleri okuduğunu; dünya düzenindeki çürümeye ve iki siyasetin krizlere etkisine dair notlar paylaştı. Olumsuz gelişmelerin tükenmişlik duygusu yarattığını ifade ederken, gölge edenlerin olmadığı bir ortamda avlunun dibinden başlayarak güneşin pırıl pırıl doğma eğiliminde olduğunu, bunun dünyayı aydınlatacağını, içleri ısıtacağını ve umutla geleceğe ışık tutacağını kaydetti.
Umut, Direnme ve Gelecek Beklentisi
Gökce, umut etmeye, istemeye ve tertemiz bir niyetle arzularını haykırmaya devam edeceğini; her günün özgürlüğe bir gün daha yaklaştırdığı duygusunu paylaştı. Sevdiklerine her an biraz daha yaklaştığını hissettiğini belirterek mart sonunun bahar olmasını diledi. Bir gün hesap verildiğinde geriye “Eğilmedik” diyebilmenin kalacağını; kırılma, yorgunluk ve eksilmenin olabileceğini fakat eğilmemeyi vurguladı. Bazı yenilgilerin insanı küçültmediğini, bazı dirençlerin ise başlı başına zafer olduğunu ifade ederek, gölge edenlerin gölgesinin kurumasını diledi ve sözlerini noktaladı.
















