Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım: Sabrın Sınırı Aşıldı, Direniş Meşrudur
Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, İsrail’in Lübnan’ın güneyi ve Beyrut banliyölerine yönelik saldırılarının devam ettiği sırada bir açıklama yaptı. Kasım, İsrail’in saldırganlığına ve anlaşma ihlallerine karşı örgütün tutumunu net bir dille ifade etti.
“Sabrımızın bir sınırı olduğunu defalarca söyledik. Siyonist rejim bu sınırı aştı.” Kasım, Hizbullah’ın Lübnan hükümetiyle yapılan anlaşmaya sadık kaldığını, ancak İsrail’in anlaşmanın tek bir maddesine bile uymadığını vurguladı. “Diplomasi yolunu kabul ettik, ancak bu yol on beş ayda Lübnan’a hiçbir sonuç veya kazanım getirmedi.”
İsrail 10 binden fazla ihlal gerçekleştirdi
Kasım, Birleşmiş Milletler ve Lübnan ordusu istatistiklerine atıfta bulunarak İsrail’in anlaşmayı 10 binden fazla kez ihlal ettiğini belirtti. 15 ay içinde 500 kişinin şehit olmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı ve “Her şeyin bir sınırı olduğunu hep söyledik.” ifadesini kullandı.
Diplomasi yolu sonuçsuz kaldı
Kasım, İsrail’in tekrarlanan saldırılarına rağmen diplomatik faaliyetleri engelledikleri suçlamasına maruz kalmamak için yanıt vermediklerini ancak artık sessiz kalmayacaklarını söyledi. “Görevimiz, düşmanın devam eden saldırganlığının tehlikeli yolunu durdurmak için elimizden gelen her şeyi yapmaktır.”
İsrail varoluşsal bir tehdittir
Kasım, İsrail’in yayılmacı bir tutum içinde olduğunu ve Lübnan ile tüm bölge için varoluşsal bir tehdit oluşturduğunu belirtti. Netanyahu’nun “büyük İsrail planı”nı hatırlatarak, “İsrail, bize, halkımıza, vatanımıza ve tüm bölgeye varoluşsal bir tehdit oluşturmaktadır.” dedi.
Direnişin meşruiyeti
Kasım, “İşgal devam ettiği sürece direniş ve direnişin silahları, tüm yasalar ve hükümet açıklamalarına dayanan meşru bir haktır.” ifadeleriyle Hizbullah’ın İsrail-Amerikan saldırganlığına yanıt verdiğini vurguladı. Ayrıca “Asla pes etmeyeceğiz. Biz, ümmetin Seyyed Şehidleri’nin çocuklarıyız.” sözlerini dile getirdi.
Ulusal birlik çağrısı
Kasım, yerinden edilmenin amacının direniş ile halk arasında bir uçurum yaratmak olduğunu belirterek ulusal birliğin önemine dikkat çekti. “Düşmanla yüzleşmek öncelikli olduğundan, birleşmeli ve düşmanın saldırısı sona erdikten sonra diğer konuları birlikte incelemeliyiz.” dedi. Sözlerini, “Lübnan’daki halkımızı savunmak için düşmanla savaşıyoruz, bu savaş başka hiçbir savaşla bağlantılı değildir. İstediğimiz şey saldırının durdurulması ve İsrail’in geri çekilmesidir.” şeklinde tamamladı.
Ne olmuştu?
İsrail ve ABD, 28 Şubat’ta İran’a karşı askeri saldırı başlatmış, İran da misillemelerde bulunmuştu. Bu süreçte Hizbullah, İsrail’e füze saldırıları düzenlemiş; İsrail defalarca ateşkes ihlali yaparak Lübnan’ın güneyi ve Beyrut’a yönelik saldırılarını yoğunlaştırmış, Hizbullah da İsrail’e roket atışlarıyla karşılık vermişti.

