İran’da devlet televizyonunda canlı yayında gündeme gelen yazışma iddiaları
İran siyasetinde yeni bir kriz, devlet televizyonunda yapılan canlı yayın sırasında ortaya atılan iddialarla patlak verdi. Daha önce ABD ile yürütülen diplomatik temaslarda görev alan Mahmud Nebeviyan, katıldığı televizyon programında, dini lider Mücteba Hamaney’e ait olduğunu öne sürdüğü gizli yazışmaları gördüğünü belirterek ülke gündemini sarstı.
Nebeviyan, söz konusu mektuplarda İran’ın müzakere heyetine verilen yetki çerçevesinin açık biçimde çizildiğini ve heyetin bu sınırların dışına çıktığının ifade edildiğini ileri sürdü. Canlı yayında dile getirilen bu sözler kısa sürede geniş yankı uyandırdı; programın yayını durduruldu.

Arşiv kaydının silinmesi ve kurum içi ayrışma
İddiaların ardından devlet televizyonu yönetimi hızlı bir müdahalede bulundu. Yaklaşık bir saat sonra programın arşiv kaydı erişimden kaldırıldı. İran basınında yer alan bilgilere göre, olayın ardından kurumda görev yapan üst düzey bir yöneticinin görevinden ayrıldığı bildirildi. Devlet televizyonu tarafından yapılan açıklamada, Nebeviyan’ın açıklamalarının ciddi sonuçlar doğurabilecek nitelikte olduğu belirtilerek konunun yargıya taşınmasının gündeme geldiği ifade edildi. Bazı siyasi çevreler ise yaşananların ardından Nebeviyan’ın meclisteki konumunun da tartışmaya açıldığını öne sürdü.

İddialara tepkiler ve reddedilme
İran’da reformist ve merkezci gruplar uzun süredir devlet televizyonunun sertlik yanlısı Paydari Cephesi’nin etkisi altında bulunduğunu savunurken, son gelişme medya kurumunun tarafsızlığına ilişkin eleştirileri yeniden gündeme taşıdı. Öte yandan müzakere heyeti adına konuşan bir sözcü, Nebeviyan’ın ortaya attığı iddiaları reddetti. Sözcü, söz konusu açıklamaların güncel gerçekleri yansıtmadığını belirterek bunların eski bilgilerden ve yanlış yorumlardan oluştuğunu savundu.
Nebeviyan iddialarını sürdürüyor
Nebeviyan geri adım atmadı. Sansürlendiği öne sürülen yayının ardından Telegram hesabından yeni açıklamalar yapan siyasetçi, Hamaney’in ABD ile sürdürülen diplomatik süreç için toplam 11 şart belirlediğini iddia etti. Nebeviyan’ın paylaşımına göre bu şartlar arasında ABD’nin İran’a tazminat ödemesi, ülkenin uranyum zenginleştirme hakkının tartışma konusu yapılmaması, ekonomik yaptırımların kaldırılması ve yurt dışında dondurulan İran varlıklarının serbest bırakılması gibi maddeler bulunuyor.
Siyasetçinin en dikkat çeken iddialarından biri Hürmüz Boğazı ile ilgili oldu. Nebeviyan, Hamaney’in boğaz üzerindeki yönetimin tamamen İran’ın kontrolünde olması gerektiğini savunduğunu, bölgeden geçen gemilerden ücret alınmasını istediğini ve bu gelirlerin halka, şehit yakınlarına ve gazilere aktarılmasının öngörüldüğünü ileri sürdü.
Müzakere heyetine yönelik eleştiriler
Nebeviyan ayrıca İsviçre’de gerçekleştirilen görüşmeler öncesinde yerine getirilmesi gereken dört temel koşul bulunduğunu öne sürdü. Bunların Lübnan’daki işgalin sona erdirilmesi ve İsrail güçlerinin çekilmesi, İran’a ait dondurulmuş fonların serbest bırakılması, uygulanan ablukanın kaldırılması ve yaptırımların geçici olarak askıya alınması olduğunu söyledi. Bu şartların karşılanmadığını savunan Nebeviyan, müzakere heyetinin buna rağmen görüşmelere katılmasını eleştirdi.
Telegram paylaşımında Nebeviyan, “Bu koşullar yerine getirilmediyse yetkililer neden Cenevre’ye gitti? Halkın, liderin talimatlarından ve bu talimatlara uyulup uyulmadığından haberdar olma hakkı yok mu?” ifadelerini kullandı.
Şeffaflık tartışmaları ve belirsiz siyasi sonuçlar
Canlı yayında başlayan tartışma, İran’da yalnızca müzakere sürecini değil, devlet kurumları arasındaki güç mücadelesini ve karar alma mekanizmalarındaki şeffaflık tartışmalarını da yeniden ülke gündeminin merkezine taşıdı. Nebeviyan hakkında hangi adımların atılacağı ve iddiaların siyasi sonuçlarının ne olacağı halen belirsizliğini koruyor.

