YÖN / Fikret Bilâ
Dünya, uluslararası kuralların ve kurumların dikkate alınmadığı yeni bir düzene evriliyor. Bu yeni düzenin öncülüğünü ve liderliğini ABD Başkanı Donald Trump yürütüyor; kural ve kurum tanımadan hareket ediyor. “Benim ekonomik ve askeri gücüm var, istediğimi yaparım” anlayışıyla hareket ediyor ve uygulamada da etkisini gösteriyor.
Venezuela Devlet Başkanı Maduro kaçırıldı, cezaevine kondu ve kendi iç hukukuna göre yargılanıyor. Suriye konusunda ise ABD, İsrail ile birlikte müdahalede bulunarak ülkeyi fiilen ikiye böldü. Şam yönetimi yerine şeriatçı HTŞ lideri Ahmet eş-Şara’nın getirilmesi sağlandı. Kobani ve Ayn el Arap gibi kentlerde, liderliğini Mazlum Abdi’nin yaptığı SDG/YPG gibi örgütleri yönetime yerleştirdi.
Sırada İran var. Trump İran’ı tehdit ediyor, operasyon düzenleyeceğini söylüyor ve donanmanın gönderildiğini açıkladı; İran’a müdahalenin olası olduğu değerlendiriliyor. Türkiye, ABD’nin İran’a müdahalesini önlemeye çalışıyor ancak Trump’ın bu konuda dinleyip dinlemeyeceğine dair bir garanti yok; hatta Türkiye’nin de hedef alınması riski bulunuyor.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Avrupa Birliği ve Uluslararası Ceza Mahkemesi gibi kurumların şu an için etkinliği sınırlı görünüyor. Trump’ın hiçbir kural tanımadan istediği ülkeye karşı ekonomik ve askeri güç kullanması, dünyayı yeni felaketlere sürükleyebilir.
Ayrıca bazı Müslüman nüfuslu ülkelerde gelişen durumlar da endişe verici. Afganistan’da Taliban yönetimi kölelik düzenini yasalaştırdı; gücü olanlar köle sahibi olabilecek ve kölelerine istedikleri cezayı verebilecek. Afganistan vatandaşları, kendilerine karşı suç işlendiğini düşündükleri kişileri cezalandırabilecek. Kadınlar köle muamelesi görecek, erkeğin izni olmadan sokağa çıkamayacak ve eğitim kurumlarına erişimleri engellenecek.
Suriye’de de Şara liderliğindeki yönetim kadınlara yönelik kararlar almaya devam ediyor. Örneğin kadınların işe makyaj yapmadan gitmeleri ve mesai bitimine kadar makyaj yapmamaları gibi kısıtlayıcı kararlar uygulamaya kondu. Şara bu tür kararları alıyor.
21. yüzyılda dünyanın ve bazı Müslüman ülke yönetimlerinin geldiği durum bu şekildedir. Başta Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası toplumun bu gidişe karşı direnç göstermesi ve bu direncin etkili olması gerekiyor; aksi takdirde güç temelli düzenin dünyayı hangi felaketlere sürükleyebileceğini öngörmek zor olmayacak.

