Tunceli’de Emeklilerin Geçim Mücadelesi: Maaşlar Yetersiz, Talepler Artıyor
Tunceli, Türkiye’nin nüfus açısından en küçük ikinci şehri olmasına rağmen emeklilerin geçim sıkıntısı çektiklerini ifade ettikleri bir tabloyla karşı karşıya. Asgari ücretliler ve emekliler, giderek derinleşen ekonomik koşullar altında geçim savaşı veriyor. Emekli Abuzeyt Çağlar, “Ben Mart ayında emekli oldum. 40-45 sene çalıştım. Şu anda çok düşük maaş alıyorum. Geçinemiyorum, konteynerde oturuyorum, kendime ayakkabı alacak durumda değilim. Maaşlarımızın düzeltilmesini istiyorum. 17 sene öğrenim hayatım var, askerliğimi yaptım. 45 yıl çalıştım ama buna karşılık olarak çok düşük maaş alıyorum. Keşke okumasaydım da ben bir çoban olsaydım. Belki durumum daha iyi olurdu” şeklinde konuştu.
“Bizi Gören, Dinleyen, Duyan Yok”
Handan Şanlı da emekli olduğunu ve geçinemediğini belirterek şunları söyledi: “Bugünün şartlarında elektrik, su, telefon, doğal gaz, ev kirası ödemek mümkün değil. Benim öğrencim olmamasına rağmen evim kendi adıma olmasına rağmen geçimde çok büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Domatesin kilosu 70-90 TL arasında değişiyor, etin kilosu 900-1000 TL arasında. Alım gücü gittikçe düştü. Her gün hesap yapıyoruz; ayın sonunu getirebilecek miyiz diye düşünerek harcamalarımızı yapıyoruz. Bu konuda bayağı dertliyiz ama maalesef bizi gören, dinleyen, duyan hiç kimse yok.”

“Ek İş Yapmasak Geçinebilir Miyiz?”
Hasan Çelik ise durumu şöyle aktardı: “Çalıştığımız zaman yine geçinebiliyorduk. Bundan 10-15 sene evvel aldığımız maaş ile geçinebiliyorduk. Şimdi çok kötü durumdayız; okuyan çocuklarımız var ama bu çocuklarımıza iş yok, şu anda çalışamıyorlar. Yaşlı olduğum halde bizim elimize bakıyorlar. Ek iş yapmasak geçinebilir miyiz? Ben arıcılıkla uğraşıyorum.”
Zülfü Külahçı da emeklilerin durumunun çok kötü olduğunu belirterek, “Yani ev kirası bile veremiyoruz. Bu halde bile iki kişiyiz, yine de geçinemiyoruz. Ocak enflasyonunu bekliyoruz; sonuç ne olur bilemem” dedi.
“Emekliler Yan Yana Gelmeli”

Mustafa Yıldırım ise değerlendirmesinde şunları söyledi: “Bir emekli evine giderken çocuklarına bir şey götürebilme noktasında olmalıdır. Rahat ve huzur içinde eve giderken torbasını, filesini doldurmalıdır. Çocuklarına, torunlarına onları mutlu edebilecek bir file ile gitmesi gerekirken bunu götüremeyeceği sıkıntısı içerisindedir. Bu sıkıntıların temel nedeni genel itibarıyla bizden de kaynaklıdır. Emekliler olarak yan yana gelmeliyiz.”
Yıldırım, Türkiye’de yaklaşık 17 milyona yakın emekli bulunduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı: “Bunları üçle çarptığımızda ülkedeki nüfusun üçte ikisini oluşturuyor; ama buna rağmen emekliler bugün yan yana gelemiyor. Ciddi bir örgütsüzlük içerisindeyiz. Sorunumuz bu örgütlülüğü tabana yayamamak. Bu örgütlülük boyutunu geliştirdiğimizde inanıyoruz ki emekliler de kendi gücünün hem iktidar tarafından hem egemenler tarafından hem de sermaye tarafından dikkate alınmasını sağlayacaktır.”


