İçişleri Bakanlığı tarafından 2022 yılında yapılan bir suç duyurusu, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun geçmiş dönemine ilişkin yeni bir yargı sürecini başlattı. Beylikdüzü Belediye Başkanlığı yaptığı 2015 yılına ait bir ihalenin incelenmesi sonucunda, ‘ihaleye fesat karıştırma’ iddiasıyla Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Ancak yaklaşık üç yıldır devam eden bu davada hâlâ hüküm verilmiş değil.
Mahkeme sürecinde, savcılık makamının mütalaasını beş duruşmadır sunmaması ve dosyaya bakan hâkimin 20 Haziran’da Diyarbakır’a tayin edilmesi, sürecin daha da uzamasına neden oldu. Son duruşmayı geçici hâkim ve savcı yönetti. Bu duruşmada, İmamoğlu’nun SEGBİS yerine fiziken katılmak istediği talebi kabul edilerek 24 Ekim 2025 tarihine yeni duruşma günü verildi.
Davanın Seyri ve Dikkat Çeken Kararlar
İmamoğlu’nun avukatları, sonraki aşamada davanın Silivri Ceza İnfaz Kurumu 1 No’lu Duruşma Salonu’nda yapılmasını talep etti. Gerekçe olarak Büyükçekmece Adliyesi’nin fiziki koşullarının yetersizliği ve yoğunluk ihtimali öne sürüldü. Ancak mahkeme bu isteği reddederek, önceki ara kararından dönmüş oldu. Avukatlar bu durumu, “savunma hakkının kısıtlanması ve yeni bir hak ihlali” olarak değerlendirdi.
Mahkemeye sunulan dilekçede şu ifade öne çıktı: “Müvekkilimiz SEGBİS üzerinden değil, mahkeme huzurunda fiilen bulunarak savunmasını yapmak istiyor.” Bu talebin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. Maddesi ve Anayasa’daki adil yargılanma ilkeleri çerçevesinde korunması gerektiği vurgulandı.

İmamoğlu’ndan El Yazılı Beyan
İmamoğlu, mahkemeye kendi el yazısıyla yazdığı bir dilekçeyle başvurarak, uzun süredir sonuçlanmayan dava sürecine dair rahatsızlığını dile getirdi. “İhaleye fesat suçunun oluşmadığı, bilirkişi raporlarıyla sabit olmasına rağmen henüz bir karar verilmemiştir” diyerek, 24 Ekim 2025 tarihli duruşmada bizzat bulunmak istediğini belirtti.
Bu gelişmeler, hem yargı sürecinin işleyişi hem de İmamoğlu’nun savunma hakkının kullanımı açısından dikkatle takip ediliyor. Davanın, Türkiye’nin yerel yönetim siyasetine ve yargı alanındaki tartışmalara yansımaları olması bekleniyor.
















