Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ekrem İmamoğlu’ndan videolu mesaj: ‘Bizim mücadelemiz tam olarak bunun mücadelesi’

Ekrem İmamoğlu’ndan Gençlere Çağrı: Devlet Aklı, Adalet ve Milli İrade

Ekrem İmamoğlu’ndan Gençlere Çağrı: Devlet Aklı, Adalet ve Milli İrade Üzerine Uyarı

Tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabından gençlere seslendiği videolu bir mesaj paylaştı. Paylaşımda, devletin milletle mücadele etmeyi bırakıp milletin aklı, vicdanı ve iradesini kendi stratejik aklı ile buluşturması gerektiğini vurguladı. İmamoğlu sözlerine, bu yaklaşımın demokrasimizin, güvenliğimizin, kalkınmamızın ve toplumsal barışımızın tek yolu olduğunu belirterek başladı.

İmamoğlu videoda gençlere hitaben, devlet aklı kavramı üzerinden güncel durumu değerlendirdi. Devlet aklı adı altında milletin erdem, irfan ve kazanımlarını ters yüz eden bir zihniyetle karşı karşıya olduklarını söyledi. Tek derdi iktidarını yargı eliyle ve zor kullanarak korumak olan bir anlayışın bunu devlet aklı diye halka pazarladığını, böylece hukuksuzlukları topluma dayattığını ifade etti. Sarayda yazılan senaryolarda roller dağıtıldığını, kötü senaryolarda kötü oyuncuların yer aldığını belirterek, bunun hem devlete hem akla hakaret olduğunu söyledi.

Devleti kişisel iktidarına alet etmek isteyenlerin, milletin aklıyla dalga geçen bir iş birlikçi tertip ve kuklalar olduğunu; bunun devlet aklı değil, devletin ve milletin aklıyla dalga geçenlerin akılsızlığı olduğunu vurguladı. Türkiye’nin devlet aklının varlığını kabul ederek, Türk devletinin aklının milletin aklıyla ortaklaşınca anlam taşıdığını, devletin aklı milletin aklından, vicdanından, kamunun menfaatinden ve adaletten uzaklaştığında aklın kendini inkar ettiğini, araçsallaşıp birilerinin hizmetine girdiğini ifade etti.

Yusuf Has Hacib’den alıntı yaparak Kutadgu Bilig’deki “İl töre ile ayakta durur. Töre bozulursa il yıkılır.” sözünü hatırlatan İmamoğlu, birliğin ve devletin bireysel çıkarlarla değil töre, yani kanun, adalet, hak ve hukukla ayakta kaldığını belirtti. Töre bozulduğunda birlik dağılır, devlet yıkılır; bin yıllık devlet aklının özü bunun üzerine kurulu olduğunu söyledi. Devletin birilerinin aracı haline gelmesinin devletin sonunu getireceğini ifade ederek, adaletin mülkün temeli olduğunu ve bu toprakların daima şiarı olduğunu belirtti.

İmamoğlu, konuşmasının kendi kişisel feryadı olmadığını; milletin geleceğini ve devletin bekasını dert edinmiş kararlı bir yürüyüşün tarihi uyarısı olduğunu söyledi. Bugün yaşananın infaz edilmek istenen devlet düzeni ve tarih ile aklın kürsüsünden yükselen bir uyarı olduğunu vurguladı.

Saray zihniyetinin devlet aklı uygulamalarının son yıllarına ilişkin eleştirilerde bulunan İmamoğlu, Ergenekon ve Balyoz süreçlerinde yargının cemaat kurgulu kadrolarla kullanıldığını, orduya kumpas kurulduğunu ve aydınlara büyük zarar verildiğini söyledi. Gezi sürecinde şehir hakkını savunanlara şiddet uygulandığını, çocukların ve gençlerin hayatını kaybettiğini belirtti; bu mücadelede olanlara ağır bedeller ödettirildiğini kaydetti.

“2016 YILINDA ‘NE İSTEDİNİZ DE VERMEDİK’ DEDİĞİNİZ ORTAKLARINIZ 15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNİ YAŞATTI”

2015 yılında seçimi kaybedip iktidarı paylaşmak yerine süreci uzatıp şiddet ortamında koltuğu korumayı tercih ettiklerini belirten İmamoğlu, 2016 yılında ‘ne istediniz de vermedik’ denilen ortakların 15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştirdiğini söyledi. Milletin sokaklarda ve meydanlarda mücadele ederek devleti topladığını, şehitler verildiğini ifade etti.

“ADİL VE TARAFSIZ SEÇİM KURUMUNU ZEDELEDİNİZ”

2017 referandumuyla tek adam rejimine giden sürecin demokrasiyi, adaleti ve hukuk devletini askıya aldığını kaydeden İmamoğlu, mühürsüz oyların saydırılmasıyla adil ve tarafsız seçim kurumunun zedelendiğini söyledi. Bu uygulamanın demokrasinin namusuna yöneltilen bir müdahale olduğunu belirtti. Ayrıca muktedirin menfaatçi zihniyeti, liyakatsiz düzeni ve sistemin marifetiyle halkın 10 yıldır fakirliğe sürüklendiğini ifade etti.

“CHP’NİN BAŞINDAKİ BİÇARE KAYYUM ZİHNİYETİ SADECE TEFERRUATTIR”

2019’da hukuku rakiplere karşı silah olarak kullanmanın İstanbul yerel seçimlerini iptal ederek milli iradeye darbe yaptığını söyleyen İmamoğlu, 2024’te ana muhalefetin yerel seçimlerde birinci parti olduğunu ve 19 Mart 2025’te milli iradeye müdahale edildiğini belirtti. Kendisini cumhurbaşkanı adayıyken yenen rakibini yargı eliyle hapse atarak kumpas ve operasyonları yoğunlaştırdığını, 21 Mayıs 2026’da ana muhalefeti ortadan kaldırmak için yargıyı silaha dönüştürüp CHP’ye kayyum atandığını kaydetti. İmamoğlu, CHP’nin başındaki kayyum zihniyetinin teferruat olduğunu, 19 Mart ile 21 Mayıs’ın aynı darbenin aşamaları olduğunu söyledi. Darbenin amacının demokratik muhalefeti yok etmek, millet egemenliğini, hür iradeyi ve demokrasiyi ortadan kaldırmak olduğunu ifade etti.

Bu politikaların sonucunun yoksulluk, işsizlik, geleceksizlik, umutsuzluk ve mutsuzluk olduğunu belirten İmamoğlu, rejimin kullandığı ‘devlet aklı’ retoriğinin beceriksizlik ve kötülüğün perdesi olduğunu söyledi.

“KOLTUK UĞRUNA CUMHURİYETİ, DEMOKRASİYİ ZEDELEYEN HÜKÜMET DEVLET AKLI OLMAZ”

Adaletin olmadığı yerde bereketin de olmayacağını vurgulayan İmamoğlu, adaletsizlik ve hukuk tanımazlıkla toprağın bereketinin kurutulduğunu ifade etti. Ülkesinin meşruiyetini yurt dışında arayan hükümetin devlet aklı olmadığını, koltuk uğruna cumhuriyeti ve demokrasiyi zedeleyenlerin devlet aklı olarak nitelendirilemeyeceğini söyledi. Bu zihniyeti, güç zehirlenmesi olarak tanımladı.

İmamoğlu kendileri için devlet geleneğini, cumhuriyeti ve birliğin gerçek aklını demokrasi, bağımsızlık, adalet ve kalkınma ile harmanlayan kadrolar olduklarını belirtti. Devletin akılsızlıktan kurtulması gerektiğini, olmayan aklı akıl diye yutturulmaması gerektiğini vurguladı. Devletin milletle mücadele etmeyi bırakıp milletin aklını, vicdanını ve iradesini kendi stratejik aklıyla buluşturması gerektiğini yineledi.

Bin yıllık devlet geleneğiyle harmanlanmış ve 86 milyon yurttaşın irfanı, erdemi ve inancıyla bütünleşmiş bu gücün sarsılmaz kimlik olduğunu söyleyen İmamoğlu, demokrasinin, güvenliğin, kalkınmanın ve toplumsal barışın yolunun bu birlikten geçtiğini belirtti. Bu mücadelenin de tam olarak bunun mücadelesi olduğunu kaydetti. Konuşmasını, bu inançla gençlerin bu yolculuğun öncüleri olacağı çağrısıyla sonlandırdı: “Sevgili gençler, bu inançla bu yolculuğun öncüleri sizler olacaksınız. Yürüyelim arkadaşlar.”