Çin, Enerji Güvenliğinde Stratejik Üstünlüğe Ulaşıyor
Deutsche Bank özel bankacılık birimi yöneticisi Jacky Tang, Ortadoğu’da süren savaşın petrol ve doğalgaz piyasalarını altüst ettiği bu dönemde küresel enerji güvenliği yarışında Çin’in stratejik olarak öne çıktığını açıkladı. Tang, “Ekonomik ve enerji açısından bu savaşın kazananı Çin” diyerek fosil yakıtlara olan bağımlılığın küresel ölçekte nasıl bir risk haline geldiğini hatırlattı. Ortadoğu’daki istikrarsızlıktan kaçınmak isteyen ülkeler için rota artık “temiz enerji” teknolojilerine dönüyor.

Temiz Teknolojide Çin Tekeli Tehdidi
Tang’ın analizine göre, petrol ithalatına göbekten bağlı olan Japonya, Güney Kore ve Hindistan gibi ülkeler enerji kaynaklarını çeşitlendirmek için hazırlık yapıyor. Ancak bu ülkelerin ihtiyaç duyduğu teknoloji büyük ölçüde Çin’in elinde. Bu durum, petrol bağımlılığından kurtulmaya çalışan ülkelerin bu kez teknoloji açısından Çin’e mecbur kalabileceğini gösteriyor.

Çin Bu Dönemde Nasıl Korundu?
Ember tarafından yayımlanan Şubat ayı raporu ve Barclays’in son analizleri, Çin’in sessizce yürüttüğü enerji devrimini rakamsal verilerle ortaya koyuyor.
- Yüzde 40 Eşiği: 10 yıl önce Çin’in elektrik üretiminde düşük karbonlu kaynakların payı yüzde 25 iken bugün bu oran yüzde 40’a ulaştı.
- Kurulu Güç: Yenilenebilir enerji, Çin’in toplam elektrik üretim kapasitesinin neredeyse yarısını oluşturuyor.
- Petrolün Payı Azaldı: Barclays’in baş ekonomisti Jian Chang, Çin’in 10 yıldır süren yatırımları sayesinde enerji şoklarına karşı bağışıklık kazandığını ve üretimde petrol ile doğalgazın payının artık “küçük” bir seviyeye indiğini vurguladı.
Enerji Bağımsızlığı Artık Zorunluluk
Hükümetlerin enerji bağımsızlığı hedefi doğrultusunda adımlarını hızlandırdığı bu süreçte, fosil yakıtlara yatırım yapmaya devam eden ülkeler savaşın faturasını halkın sırtına yüklemeye devam ediyor. Çin, kömür tüketimindeki liderliğine rağmen temiz enerjiye geçiş hızıyla enerji şoklarından en az hasarla çıkan güç olma yolunda ilerliyor.

