Selahattin Demirtaş’tan İmralı Süreci ve Barış Girişimine İlişkin Açıklama
HDP’nin tutuklu eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, hakkında ileri sürülen iddialara yanıt verdiği yazısında, Meclis Komisyonunun İmralı Adası’na olası ziyareti ve devam eden barış süreci hakkında görüşlerini paylaştı. Demirtaş, dışarıda yürütülen kritik, hassas ve önemli süreçlerde kendi adının gündemin merkezine alınmasının istenmediğini belirtti ve isim üzerinden yapılan tartışma ve yakıştırmaların süreci doğrudan ve dolaylı biçimde etkilediğini vurguladı. Bu nedenle birkaç konuyu netleştirmek amacıyla bu yazıyı kaleme aldığını ifade etti.
Demirtaş, Meclis Komisyonunun İmralı’ya gidip gidemeyeceği tartışılırken gündemin başka yönlere kaydırılmasının uygun olmadığını, aynı zamanda kendi ismi etrafında yapılan spekülasyonların ve gereksiz tartışmaların son bulmasını umduğunu belirtti. Yazısında şu hususlara yer verdi:
- Barış girişimlerine destek: Sayın Öcalan’ın inisiyatif aldığı, Cumhurbaşkanı ve Devlet Bahçeli’nin cesaretle sahip çıktığı; CHP başta olmak üzere muhalefetin güçlü desteğine sahip barış girişimlerinin içinde, yanında ve arkasında olduğunu açıkladı. Öcalan ile aralarında rekabet, ayrılık veya çatışma olmadığını, Öcalan’ın rolünün, misyonunun ve tarihsel sorumluluğunun önemine değindi ve bu sorumluluğu sadece Öcalan’ın yerine getirebileceğini; kendisinin demokratik siyasetteki rolünün ise barış çabalarını destekleyecek ve tamamlayacak nitelikte olduğunu belirtti. Ayrıca İmralı ile Edirne koşullarında bu misyonu sağlıklı biçimde tamamlama imkânı bulunmadığını söyledi ve Meclis Komisyonunun İmralı’ya giderek yerinde gözlem yapmasını temenni etti.
- Kişisel tutum ve görüşme isteği: Kimseye karşı kin veya nefret beslemediğini, böyle bir lükse sahip olmadığını ifade etti. Özgür koşullara kavuşması halinde Cumhurbaşkanı başta olmak üzere Özgür Özel, Devlet Bahçeli, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu, Fatih Erbakan, Erkan Baş, Mahmut Arıkan, Müsavat Dervişoğlu ve diğer siyasi aktörlerle yüz yüze görüşmeyi; varsa öneri ve eleştirilerini dinlemeyi, kendi görüşlerini ülkenin geleceği yararına samimiyetle paylaşmayı istediğini bildirdi. Bu görüşmeleri hiçbir siyasi ikbal, koltuk veya mevki hesabına girmeden yapacağını belirtti. Eğer Cumhurbaşkanı demokratik reformlarla yeni bir sayfa açmayı ve ülkeyi daha iyi sosyal ve ekonomik koşullara taşımayı hedefleyen ciddi bir politika ortaya koyarsa, tıpkı barış sürecini koşulsuz desteklediği gibi bu politikayı da tereddütsüz destekleyeceğini vurguladı.
- Siyasi aidiyet: Siyasete Demokratik Toplum Partisi (DTP) ile girdiğini, siyasi geleneğinin günümüzdeki temsilcisinin DEM Parti olduğunu ve DEM Parti’nin kendisi için tek parti olduğunu belirtti. Bir gün siyasette olma zorunluluğu doğsa bile yuvanın DEM Parti olduğunu; başka parti kuracağına veya başka bir partiye geçeceğine dair yapılan yorumların sadece spekülasyon olduğunu kaydetti.
- Aktif mücadele yaklaşımı: Siyasi mücadelenin yalnızca partiler çatısı altında yürütülmediğini, yaşamın her alanının politik ve mücadele zemini olduğunu vurguladı. Aktif siyasette olmasa bile aktif mücadelenin her zaman içinde olmaya devam edeceğini belirtti. Yazısında, kendisiyle ilgili dışındaki her şeyin yakıştırma, yorum ve spekülasyon olduğunu; önceliğin önce barışı, ardından adaleti, eşitliği ve kardeşliği birlikte, sabırla ve adım adım inşa etmek olduğunu ifade etti. Umutsuzluğa, karamsarlığa ve yılgınlığa yer olmadığını; mutlaka başaracaklarına inandığını belirterek sözlerini noktaladı.
Demirtaş, gözlerin ve kulakların şimdi Meclis Komisyonunun alacağı cesur ve tarihi kararda olacağını belirtti. Açıklama 20 Kasım 2025 tarihinde Edirne Cezaevi’nden imzalanmıştır: Selahattin Demirtaş.

