TBMM Komisyonu Kürt Sürecini Değerlendirdi
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un başkanlığında toplanan komisyon, TBMM Tören Salonu’nda bir araya geldi. Toplantının birinci oturumunda SETA, DİTAM, Rawest Araştırma, Kürt Çalışmaları Merkezi ve EKEAV temsilcileri dinlendi. İkinci oturumda ise Ankara Enstitüsü, Sosyo-Politik Saha Araştırmaları Merkezi, TEPAV ve ORSAM temsilcileri görüşlerini paylaştı.
Rawest Araştırma Direktörü Roj Esir Girasun, araştırma sonuçlarına dair değerlendirmede bulunarak, “Kürtlerin sosyolojik değişimi kaçınılmaz olarak bir çözümü dayatıyor. Bu süreci sadece devlet ve örgüt arasında müzakereler olarak görmemek gerekir. Tarihi aşama, Kürtlerin sosyal değişiminin ve bölgesel gelişmelerin doğal sonucudur” dedi.
Girasun, yapılan araştırmalarda Kürtlerin yüzde 65’inin silahlı hak arayışına karşı olduğunu, yüzde 20’sinin tereddütlü, yüzde 15’inin ise onay verdiğini belirtti. Araştırmalar ayrıca toplumun sürece verdiği desteğin yüzde 70’lere yaklaştığını gösterirken, sürecin başarıyla sonuçlanacağına inananların oranının yalnızca yüzde 40-45 civarında olduğunu ortaya koydu.
DEMİRTAŞ ÇIKIŞI
Kürtlerin en çok beklediği adımın, Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması ve kayyum uygulamalarının sona erdirilmesi olduğuna dikkat çeken Girasun, bu adımların sürece olan güveni artıracağını vurguladı. Girasun, araştırmalarının Kürtler açısından devletin somut adımının resmini şu şekilde çizdiğini söyledi: “Demirtaş’ın serbest kalması, kayyum uygulamalarının bırakılması, kayyumların geri alınması.” Bu iki adımın pratik ve doğrudan devletin inisiyatifinde olması beklentileri artırıyor.
Girasun, Demirtaş ve arkadaşlarının dışarıda olmasının sadece sembolik anlam taşımayacağını, sürece dışarıdan sunacakları nitelikli katkı açısından da önemli olduğunu ifade etti. Sürecin toplumsallaştırılmasında Demirtaş’ın etkili bir aktör olduğuna dikkat çekerek, “Demirtaş’ın hala içeride tutulması bir handikaptır” değerlendirmesinde bulundu. Girasun’a göre Demirtaş, Öcalan’ın çağrısına verdiği destekle özellikle endişeli Kürtlerin ve muhalif kesimlerin sürece bakışını değiştirme potansiyeline sahip; serbest bırakılması durumunda sürece olan güvenin muhtemelen artacağı belirtildi. Ayrıca iki aktörün sürekli ayrıştırılarak konuşulmasının gerçekçi olmadığı; birbirini tamamlayan özelliklerinin sürecin toplumsallaşmasına katkı sağlayacağı ifade edildi.
Araştırmada ayrıca muhalif Türk kamuoyunun süreci bir “seçim yatırımı” olarak gördüğü ve demokratikleşmeye katkı sağlayacağına inanmadığı; ancak bu güvensizliğin yaygın bir karşıtlığa dönüşmediği belirtildi.
CHP’Lİ BELEDİYELERE OPERASYON
Girasun, CHP ve CHP’li belediyelere yönelik operasyonların sürece olan güveni zedelediğini ve hukuki vaatlerin inandırıcılığını azalttığını kaydetti. Örnek olarak tutuklu araştırmacı Mehmet Ali Çalışkan’ı göstererek, sürece önemli katkılar sunabilecek bir ismin hapiste olmasının sürecin toplumsallaşmasını olumsuz etkilediğini belirtti. Konuşmasında şunları söyledi: “Süreç başlar başlamaz CHP’ye yönelik başlatılan kent uzlaşısı operasyonları, hem hükümetlerde hem de muhalefette sürece ve hukuki vaatlere duyulan güveni zedelemekte, aynı zamanda ‘iç cepheyi güçlendirmek’ söyleminin inandırıcılığını azaltmaktadır. Bu operasyonlar kapsamında tutuklanan, yıllardır yaptığı araştırmalarla demokrasi, barış ve sivilleşmeye büyük katkılar sunmuş saygın araştırmacı Mehmet Ali Çalışkan bugün keşke hapishanede olmasa; sürece çok katkı sunacak değerli çalışmalar yapabilir ve hatta bugün Meclis Komisyonunda olabilirdi”.

