Mecliste Çocuk Koruma Politikaları ve Tartışmalar
TBMM’de Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu’nda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, komisyon üyesi milletvekillerine sunum yaptı. Bakan Göktaş’ın ardından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürü Hasan Basri Alagöz ve Bakan Danışmanı Doç. Dr. Yasemin Abayhan da sunum gerçekleştirdi.
“KORUYUCU VE ÖNLEYİCİ SOSYAL DESTEK MEKANİZMALARININ GÜÇLENDİRİLMESİNE ÇALIŞIYORUZ”
Hasan Basri Alagöz, çocuk koruma politikalarını üç ana eksen üzerinden yürüttüklerini belirterek, koruyucu ve önleyici hizmetler kapsamında ihmal, istismar, suça sürüklenme ve dijital risklere karşı erken tespit ve müdahale mekanizmalarının güçlendirildiğini aktardı. ÇOKİM’ler, sosyal hizmet merkezleri, Çocuklar Güvende ekipleri ve dijital ihbar platformları aracılığıyla bugüne kadar yüz binlerce çocuğa izleme, müdahale ve destek sağlandığını ifade etti.
Aile odaklı hizmetlerde temel hedefin her çocuğun aile ortamında bakımının sağlanması olduğunu vurgulayan Alagöz, sosyal ve ekonomik destek, koruyucu aile ve evlat edinme modellerinin yaygınlaştırıldığını, aile odaklı hizmetlerin oranının 2002’de yüzde 39 iken bugün yüzde 93’e ulaştığını belirtti. Dijital dünyada çocukların korunmasına yönelik yaş doğrulama, ebeveyn kontrolü ve oyun derecelendirmesini içeren sosyal medya düzenlemesinin Meclis’e sunulmasının beklendiğini kaydetti. Ayrıca koruyucu aile sayısının 10 bini aştığını, evlat edinilen çocuk sayısının ise 2025 itibarıyla 20 bini geçtiğini ifade etti.
“SOSYAL MEDYANIN BU KÖTÜ GÜCÜNDEN ÇOCUKLARI KORUMAZSAK YANLIŞ YOLDAYIZ”
CHP Kocaeli Milletvekili Mühip Kanko, Bakan Göktaş’a Belçika’daki parlamenterlik dönemiyle ilgili hatırlatma yaparak, oradaki artış oranı ile Türkiye’deki durumu karşılaştırtı ve sosyal yardım alan ailelerde suça sürüklenen çocuklara ilişkin göstergelerin olup olmadığını, son yıllardaki artışın sebeplerini sordu.
Bakan Göktaş, sokak çetelerinin hem Belçika’da hem dünyada arttığını, sosyal medyanın gücünü küçümsememek gerektiğini belirtti. Depresyon sahibi çocukların daha fazla oranda suça sürüklendiğini, sosyal medyanın anksiyeteyi artırdığını ve içeriklerde yoğun silah kullanımının bulunduğunu söyledi. Sosyal medyanın küçük rakamlarla çocukları bir “hikayenin kahramanı” olmaya davet ettiğini, ailelere de büyük sorumluluk düştüğünü vurguladı. Ayrıca ailenin telefonu yeni bir bakıcı modeli olarak kullanmasının riskli olduğunu ifade etti.
CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan, Portekiz modelinden örnek vererek, cezai aşamaya gelmeden suçun önlenmesinin merkezi hükümet ve yerelin birlikte çalışmasıyla yürütüldüğünü; Türkiye’de ise sistemin genellikle suç olduktan sonra ilk temas kurduğunu belirtti. Amaçlarının çocuğun cezai yaptırımlarla en geç aşamada tanışması ya da hiç tanışmaması olduğunu, bunun için yerel yönetimlerle iş birliğinin önemini vurguladı ve bu konuda temas olup olmadığını sordu.
“MECLİS’İN BİR KİLOMETRE ÖTESİNDE BAŞKA ÇOCUKLAR İSTİSMARA UĞRUYOR MU?”
CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, suça sürüklenen ve cezaevinde kalan çocuklar konusunda bakanlığın sorumluluğunu vurguladı. Son günlerdeki çocuk istismarı ve çocuk işçiliği sonucu ölen örnekler vererek, önleme mekanizmalarının çalışmadığını savundu. Sosyal hizmet müdürlüklerinin ne yaptığı, “Aile Yılı” kapsamında neden mekanizmaların düzgün işlemediği, çocukların önce kolluk güçleriyle tanışmasının neden olduğu gibi sorular yöneltti. Bankoğlu, Ankara’daki gece kulüplerinde çocuklara yönelik iddialarda çocuklar şikayetçi olmadan önce bakanlığın nerede olduğunu sordu; RTÜK ile ilgili uygulamaların neden benzer şekilde sosyal içeriklerde de uygulanmadığını dile getirdi.
Bankoğlu, Ankara’daki bir gece kulübündeki vakaya ilişkin hangi suçların söz konusu olabileceğini saydı (fuhuş, uyuşturucu, çocuk istismarı, kadın istismarı) ve çocuklar şikayetçi olmadan önce bakanlığın nerede olduğunu sordu. Ayrıca 24 yıldır iktidarda olmanın sorumluluğunu hatırlattı ve Meclis’in bir kilometre uzağında başka çocukların istismara uğrayıp uğramadığını sordu.
“DİNLEMEK İSTEMEYEN AKP’Lİ MİLLETVEKİLLERİ ÇIKABİLİR”
Bankoğlu’nun konuşması sırasında AKP’li milletvekillerinin tepki göstermesi üzerine Bankoğlu, pavyondaki kız çocuklarının istismarı konusunda rahatsızlık duyulmadığını, ancak kendi konuşmasından rahatsız olunmasının çelişkili olduğunu belirterek, dinlemek istemeyen AKP’li milletvekillerinin salonu terk edebileceğini söyledi. Bankoğlu, Bakan’a cevap verecek nitelikte olduğunu ifade etti. Önceki komisyonda Komisyon Başkanı AKP İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut’un komisyonu yönetme şekline ilişkin eleştirilerin devam ettiğini belirtti. CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez de Durgut’a yönelik “Yönetebilirseniz çok sevineceğiz” diye tepki gösterdi.
AKP İstanbul Milletvekili Şengül Karslı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Eyüpsultan’daki bir kreş iddiasına ilişkin Bakan Göktaş’a, bu merkezlerin izin sürecinde çalışan personelin geçmiş taramalarının ve psikolojik uygunluklarının denetimine ilişkin uygulama olup olmadığını sordu.
“NASIL OY KULLANMAK, ARABA SÜRMEK İÇİN SINIRLAMA VARSA DİJİTALLEŞME İÇİN DE OLMASI LAZIM”
Bakan Göktaş milletvekillerinin sorularını yanıtlarken bir çocuk koruma paketi ve tedbir kararlarının uygulanmasını beklediklerini, dijitalleşmede eksiklikler yaşandığını ve gelen yapıcı eleştirileri önemsediklerini söyledi. Aile ile ilgili değerlendirmelerde bulunurken, bazı kesimlerin “kutsal aile” demesine rağmen sağlıklı ve güçlü ailelerde sorunların daha az görüldüğünü, ataerkil yapıların suça eğilimi artırabildiğini belirtti. Evlat edinmede 0-3 yaş ve kız çocuk talebinin fazla olduğunu, sürecin uzun olduğunu vurguladı.
Çocuklar Güvende ekiplerinin bu yıl içinde 19 binden fazla çocuğa müdahale ettiğini belirten Göktaş, çocukların kimlik belirleme amaçlı çetelerin eline düşebildiğini, bu nedenle sağlıklı ve güçlü ailelerin inşa edilmesinin hedeflendiğini söyledi. Aile yanında bakılabilecek çocuklara aile içinde bakılmaya çalışıldığını ve bu durumların sürekli denetlendiğini, devamlı okula gitmeyen çocuklara yönelik yardımların kesilebildiğini belirtti.
Dijital çağın çok hızlı ilerlediğini, çocukların dijital yeteneklerinin yetişkinlerden yüksek olabildiğini ve algoritmalar sayesinde şiddet içeriklerinin daha sık karşılarına çıktığını söyledi. Son yıllarda şiddet olaylarının görünürlüğünün artmasının sosyal hizmet modellerinin değişimini sağladığını; ergenlere yönelik ücretsiz psikososyal desteğin bazen çevrimiçi olarak sağlandığını belirtti. Aile odaklı çalışmanın bu uygulamaları da kapsadığını ifade etti.
Sosyal medyada yaş sınırlamasına ilişkin olarak Göktaş, oy kullanmak veya araç kullanmak için yaş sınırı varsa dijitalleşme için de sınırlandırma olması gerektiğini belirtti. Sosyal medya platformlarının algoritmalarının güçlü olduğunu, çocuklara şiddet içeriklerinin gösterilmemesi gerektiğini, yaş sınırı belirtilmemiş oyunların Türkiye’ye girişinin engellenmesi istenebileceğini söyledi. İnterneti güvenli kullanmaları için eğitim verilmesi gerektiğini, bunun internet düşmanlığı anlamına gelmediğini vurguladı.
“DAVA AÇILDIĞI TAKDİRDE DAVAYA MÜDAHİL OLACAĞIZ”
İBB kreşindeki iddialara ilişkin olarak Bakan Göktaş, belediyelerin bu tür kuruluşları açma yetkisinin olmadığını, bahse konu yerin mevcut mevzuatın etrafından dolanarak adının değiştirilerek açıldığını söyledi. En ufak bir iddianın bile önemli olduğunu, dava açılması halinde davaya müdahil olacaklarını belirtti. Olayın 30 Aralık’ta gerçekleştiğini, kameranın görmediği bir alanda olduğunun söylendiğini ve ailenin durumu tespit ettiğini aktardı. Valiliğin teftiş sürecine başladığını, ihmal ve ihbar durumlarında çocukların yanında olduklarını ifade etti.
Ankara’daki gece kulübündeki istismar olayına ilişkin Göktaş, iki dava olduğunu, davalardan birinde yargı sürecinin devam ettiğini ve gizlilik kararı bulunduğunu söyledi. Basında yer alan haberlerin yüzde 80’inin doğru olmadığını belirtti.

