Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP’li Tan’dan Erdoğan’ın ‘Venezuela’ sessizliğine tepki: ‘İstanbul Altın Rafinerisi’ ve ‘Binali Yıldırım’ ayrıntısı

Namık Tan: ABD’nin Venezuela Müdahalesi 19. Yüzyıl İlkelerine Dönüş Teşebbüsü

Namık Tan: ABD’nin Venezuela Müdahalesi 19. Yüzyıl İlkelerine Dönüş Teşebbüsü

CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan, ABD’nin Venezuela’ya yönelik müdahalesine ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmelerde bulundu. Tan, Maduro’nun makbul bir insan olmadığı ve ülkesini bir felakete sürüklediği konusunda kimsenin kuşkusunun olmadığını belirterek, uluslararası hukukun güçlü gördüğü herhangi bir devletin sevmediği bir lideri kuvvet kullanarak değiştirme veya istediği ülkeyi işgal etme hakkı vermediğini vurguladı.

“ABD’NİN VENEZUELA’YA MÜDAHALESİ ULUSLARARASI İLİŞKİLER TARİHİNİ 19. ASIR İLKELERİNE GERİ DÖNDÜRME TEŞEBBÜSÜDÜR”

Tan, bu bağlamda ABD müdahalesinin özünde Monroe Doktrini’ne dönüş ve uluslararası ilişkiler tarihini 19. yüzyıl ilkelerine geri döndürme teşebbüsü olduğunu söyledi. Böyle bir nüfuz bölgesi yaratma girişiminin insanlığın iki büyük cihan harbi yaşamasına yol açtığını, BM sistemi ve bağlayıcı çok taraflı kuralların bu acı tecrübelerden çıkarılan dersler doğrultusunda oluştuğunu hatırlattı. Bu ilkelerin göz ardı edilmesinin dünyayı çok tehlikeli bir sürece sokacağını, ulus devletlerin egemenlikleri yerine büyük güçlerin nüfuz alanlarına sahip olacakları bir dünyanın oluşturulması anlayışını kesin bir dille reddetmek gerektiğini belirtti. Ayrıca Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının da bu nedenle asla kabul edilemez olduğunu ifade etti.

“YURTDIŞINDA YAŞAYAN VENEZUELALILARIN SAYISININ 10 MİLYONA VARMIŞ BULUNMASININ SEBEBİ MADURO’NUN KURDUĞU KARA DÜZEN”

Tan, Venezuela nüfusunun 30 milyondan az olduğunu, yurtdışında yaşayan Venezuelalıların sayısının neredeyse 10 milyona varmasının yegâne sebebinin ülkede Maduro’nun kurduğu kara düzen olduğunu söyledi. Bu düzenden kaçıp Latin Amerika ve Karayipler’de farklı ülkelere, ABD ve İspanya’ya yerleşen sürgünlerin kitleler halinde sokağa çıkıp Maduro’nun devrilmesini kutlamalarının çok açıklayıcı olduğunu belirtti. Karakas sokaklarının ıssız olmasının da, Trump’ın Maduro’yu alıp ABD’de yargılamak ve ABD petrol şirketlerini Venezuela’da yeniden söz sahibi kılmak karşılığında Maduro’nun yakın çevresiyle perde gerisinden anlaşmış olabileceği düşüncesini doğurduğunu söyledi.

“VENEZUELA HALKI MADURO’DAN KURTULMAKLA REJİMİN DEĞİŞMEYECEĞİNİN BİLİNCİNDE”

Venezuela halkının Maduro’dan kurtulmanın rejimin değişeceği anlamına gelmediğinin farkında olduğunu, sokağa çıkmanın bedelinin canlarından veya özgürlüklerinden olmak olabileceğinin bilincinde olduğunu belirtti.

Tan, Erdoğan ile ilgili olarak ise şunları kaydetti: Erdoğan, Maduro seçimleri çalındığında kendisine sahip çıkarken, Beyaz Saray’da yanında oturduğu Trump’ın ‘seçimlerde hile yapmayı çok iyi bilir’ demesi karşısında aynı şeyi düşündüğünü ifade ediyordu. Aniden İstanbul Altın Rafinerisi’ne el konulması ve Binali Yıldırım’ın ortadan kaybolması gibi gelişmelerin, Erdoğan’ın dostu Trump tarafından ona meşruiyet bahşedilmesi karşılığında kardeşi Maduro’yu feda etmesi için nasıl ikna edilmiş olduğunun belirtileri olduğunu düşündürüyor.

Bugün Erdoğan’ın sağır edici sessizliğinin nedeni olarak Tan, yarın TSİ 16.00 sularında Trump’la yapacağı görüşmede tarihin yanlış tarafına düşmemek kaygısından ziyade muhatabının ters tarafına gelmemek kaygısını gösterdi.

“SARAY TENORLARI İSE HER ŞEYİ SÖYLÜYOR AMA BİR TÜRLÜ ‘TRUMP’ DİYEMİYORLAR”

Tan, Hakan Fidan’ın ‘kişisel dostluk diplomasisi’ diye yüceltilen yaklaşımın ‘al takke, ver külâh’ rant zihniyetli bir diplomasi olduğunu, Erdoğan’ın utangaç sessizliğini Ömer Çelik, Mehmet Uçum, Efkan Ala gibi saray temsilcilerinin yaygaracılıkları, laf kalabalıkları ve söz cambazlıklarıyla örtmeye çalıştıklarını söyledi. Bu saray temsilcilerinin her şeyi söylediğini ancak bir türlü ‘Trump’ diyemediklerini, diyememelerinin sebebinin pabuç bağlılık ve emir büyük yerden olduğunu savundu.

Tan sözlerini, ulusal egemenliğin ihaleye çıkarılamayacağını ve ulus ile cumhuriyet bilincinden nasibini almamış fırsatçılardan bu yalın gerçeği ve dış politika ilkesini kavramalarının beklenemeyeceği ifadeleriyle tamamladı.