CHP’li Sezgin Tanrıkulu Diyarbakır’da Basın Toplantısı Düzenledi
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Diyarbakır’da düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin derin bir demokrasi, yargı ve yoksulluk krizi yaşadığını belirtti. En düşük emekli aylığının asgari ücrete eşitlenmesi için Meclis’te mücadele ettiklerini söyledi; yargı uygulamalarına ve Suriye politikasına yönelik sert eleştiriler yöneltti.
Tanrıkulu’nun Basın Toplantısında Öne Çıkanlar
Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nde yaptığı konuşmada Tanrıkulu şunları kaydetti:
“Türkiye ağır bir demokrasi krizi yaşıyor; uzun zamandır bu kriz her alanda kendini gösteriyor. Geçmişle bugünü karşılaştırdığımızda ülkede ciddi insan hakları ihlalleri var. Yargının yarattığı çok derin sorunlar bulunuyor. Demokratik siyaset büyük baskı altında ve toplumun her kesimini etkileyen yaygın bir yoksulluk söz konusu. Ekonomik yetersizlikler ciddi şekilde hissediliyor.”
“20 BİN LİRA EMEKLİLER İÇİN ÖLÜME MAHKUMİYETTİR”
Tanrıkulu en düşük emekli aylığının asgari ücrete eşitlenmesini savunduklarını belirtti. Türkiye’de açlık sınırının yaklaşık 39 bin lira, yoksulluk sınırının ise yaklaşık 90 bin lira olduğunu hatırlatarak, “Bu ortamda yaklaşık 5 milyon emeklinin 20 bin lira gibi bir ücrete mahkum edilmesi, onların aslında ölüme ya da sürünmeye mahkum edilmesidir” dedi.
“EMEKLİLERE DİYARBAKIR’DAN SÖZ VERİYORUZ”
Tanrıkulu, salı günü Meclis’te muhalefet partileriyle birlikte bu rakamın yükseltilmesi için çaba göstereceklerini ve sürecin yalnızca CHP tarafından değil farklı partilerin de desteğini aldığını vurguladı. Destekleyen partiler arasında DEM Parti, İYİ Parti, Meclis’te bulunan Yeni Yol Partisi ve açıklamalarıyla süreci destekleyen Milliyetçi Hareket Partisi’nin bulunduğunu belirtti. “Önümüzdeki salı günü bu rakamın yükseltilmesi ve emeklilerin onurlu bir yaşam düzeyine yaklaşması için çaba içerisinde olacağız. Buradan Diyarbakır’dan emeklilere bu sözü veriyoruz. Emekli yurttaşlarımızdan da bu sürece destek vermelerini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“YARGI SİYASAL HESAPLARIN ARACI HALİNE GETİRİLDİ”
Yargının siyasallaşmasına ilişkin eleştirilerde bulunan Tanrıkulu, siyasette rekabetin olabileceğini ancak teamüllere ve özel yaşama müdahaleye izin verilmemesi gerektiğini söyledi. Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarını, siyasette nezaket ve tahammül bırakmamakla suçladı ve yargının siyasal hesapların aracı haline getirildiğini söyledi. Yargıya bu izni verenlerin, hoşgörüyle karşılayanların devran döndüğünde daha kötü sonuçlarla karşılaşabileceklerini belirterek siyasetin buna karşı çıkması gerektiğini vurguladı. “Bu gerçekten etik dışı, Türkiye’nin yarattığı değerlere bile aykırı olan bu uygulamaları bir kez daha kınıyorum ve bunları unutmayacağımızı da ifade ediyorum” dedi.
“SURİYE’DE ÇOĞULCU VE DEMOKRATİK BİR REJİM İNŞA EDİLMELİ”
Suriye politikasına dair değerlendirmesinde Tanrıkulu, Suriye’deki gelişmelerin Kürtlerin durumunu etkilediğini, Kobani’den itibaren Türklerin ortak duygusu ve vicdanıyla bağlantılı olduğunu söyledi. AK Parti’nin Kobani dönemindeki söylemleriyle Kürtlerle bağını zayıflattığını, geçen 10 yıl içinde bunun onarılmadığını ve Halep başta olmak üzere son gelişmelerle yaranın daha da derinleştiğini ifade etti. Tanrıkulu, “Suriye’deki bütün kimliklerin, inançların ve hakların ortak iradesine dayalı çoğulcu, demokratik bir rejim inşa edilmelidir. Orada savaşı değil, bir arada yaşamayı ve toplumsal barışı savunmalıyız” dedi.
Tanrıkulu, Kürtlerin IŞİD ve diğer grupların saldırılarına karşı büyük bedeller ödeyerek mücadele ettiğini, birçok can kaybı verildiğini ve bu bedellere yenilerinin eklenmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.
“KÜRTLERLE BÜYÜK DUYGUSAL KOPUŞLAR YAŞANIYOR”
AK Parti’nin dili ve politikalarının Kürtlerle derin kırılmalara yol açtığını savunan Tanrıkulu, bu dil ve politikaların Kürtlerin yaşadığı her yerde büyük kırılmalara ve duygusal kopuşlara neden olduğunu, Ankara, İzmir ve İstanbul’da bunun benzer sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Siyasilerin söylediklerinin hangi kalpleri kırdığını dikkate alması gerektiğini belirtti.
“KAPI OBAMA’NIN TELEFONUYLA AÇILDI”
Tanrıkulu, kapıların açılmasının ABD Başkanı Barack Obama’nın Türkiye liderini araması sonrası gerçekleştiğini aktardı. “Kapılar kaç gün kapalı kaldı, insanlar Türkiye’nin her yerinde ayaklandı. Ne zaman kapı açıldı? Ömer Çelik’in itirafına göre Obama’nın aramasından sonra. Peki sormazlar mı; orada yaşayanlar, halkın bir parçası değil miydi? Kapının açılması için Obama’nın araması mı gerekiyordu? Peşmergenin 29 Ekim 2014’te gelmesi için Obama’nın araması mı lazımdı? Neden kendi askerlerinizi oraya gönderip Kürtlerin katliama uğramasını engellemediniz? Neden o katliamı siz değil de Peşmerge önledi?” şeklinde konuştu. Tanrıkulu, bu durumun Türkiye açısından daha vahim bir tablo olduğunu ve benzer anlayışın bugün de sürdüğünü ifade etti.
Sonuç
Tanrıkulu, sözlerini Türkiye’de demokrasi, yargı ve sosyal haklar alanındaki sorunlara dikkat çekerek, emekliler için yaşam koşullarının iyileştirilmesi taleplerini yinelerek ve Suriye konusunda çoğulcu demokratik bir çözüm çağrısında bulunarak tamamladı.
















