Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Boğaziçi Üniversitesi’nde Prof. Dr. Tuna Tuğcu’nun kamu görevinden çıkarılması protesto edildi: ‘Akademik özgürlüğe saldırı, üniversiteye darbe’

Boğaziçi Direnişi ve Prof. Dr. Tuna Tuğcu’ya Yönelik Karar Boğaziçi

Boğaziçi Direnişi ve Prof. Dr. Tuna Tuğcu’ya Yönelik Karar

Boğaziçi Üniversitesi’nde beş yıldır süren akademisyen direnişinin bugün aldığı yeni bir boyutta, Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuna Tuğcu’nun kamu görevinden çıkarıldığı duyuruldu. Eğitim Sen İstanbul 6 Nolu Üniversiteler Şubesi, Tuğcu’nun 22 yıldır öğrencileri için emek veren, bilimsel üretimiyle üniversitesine ve topluma katkı sunan; bölüm başkanlığı da yapmış değerli bir akademisyen olduğunu vurguladı.

Eğitim Sen’in Açıklamasının İçeriği

Eğitim Sen’in yaptığı açıklamada, Tuğcu’nun yıllardır çeşitli soruşturmalar, idari baskılar ve mobbing uygulamalarıyla karşı karşıya bırakıldığı; son olarak savunma hakkını fiilen kullanmasına dahi olanak tanınmadan kamu görevinden çıkarıldığı belirtildi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“TUĞCU’NUN KAMU GÖREVİNDEN ÇIKARILMASI AKADEMİK ÖZGÜRLÜĞE SALDIRIDIR”

Açıklamada, verilen kararın yalnızca bir akademisyeni hedef almadığı; bilimsel üretime, öğretime, akademik özgürlüğe ve üniversitelerin temel değerlerine yönelik bir saldırı olduğu ifade edildi. Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Akademik Kurulu’nun da cezanın teknik ve hukuki açıdan kabul edilemez olduğunu bildirdiği; bölümün uzman akademisyenlerinin cezaya dayanak yapılan iddiaların teknik gerçeklerle bağdaşmadığını kamuoyuna ilan ettiği kaydedildi.

“BİLİMSEL ÜRETİMİ, AKADEMİK ÖZGÜRLÜĞÜ SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Eğitim Sen açıklamasında, kamu görevinden çıkarma cezasının hukuksuz, siyasî ve yok hükmünde olduğu; üniversitelerin farklı düşüncelerin özgürce tartışıldığı, bilimin baskıdan uzak üretildiği kurumlar olması gerektiği vurgulandı. Bugün üniversitelerde eleştirel düşünceyi, akademik özerkliği ve demokratik işleyişi ortadan kaldırmaya yönelik uygulamaların yaygınlaştığı; verilen cezanın bu sürecin bir parçası olduğu belirtildi. Tuğcu’nun yalnız olmadığı ve bilimsel üretimi, akademik özgürlüğü ve üniversitelerin demokratik geleceğini savunmaya devam edecekleri belirtildi.

Mezunlardan ve Mezunlar Derneği’nden Açıklama

Basın açıklamasına katılan Boğaziçi Üniversitesi Mezunları ve Mezunlar Derneği de, Tuğcu’nun rektörlük tarafından son dört yıldır yürütülen soruşturmalar, hakkındaki davalar ve mesleğini icra etmesini zorlaştıran engellerle karşılaştığını; YÖK tarafından 26 Mayıs’ta tebliğ edilen karar ile savunma hakkı dikkate alınmadan kamu görevinden çıkarıldığını öğrendiklerini bildirdi. Kararın Şubat 2026’da alınmış olmasına rağmen 26 Mayıs’ta tebliğ edilmesini düşündürücü buldukları ifade edildi.

Mezunlar açıklamasında, Tuğcu’nun hukuki yollara başvurarak mücadele ettiği dört yıllık sürecin, 2022’de Bilgi İşlem Merkezi üzerinden üçüncü kişilerin üniversite verilerine kontrolsüz erişim sağlandığına dair riskler konusunda üniversite yönetimine yaptığı itiraz sonrası başladığı; bu süreçte çeşitli yaptırımlarla karşılaştığı belirtildi. 21 Mayıs’ta verilen kamu görevinden uzaklaştırma kararının, bilim dünyasına, akademiye ve üniversiteye vurulmuş bir darbe olarak görüldüğü ifade edildi. Mezunlar ve Mezunlar Derneği, Tuğcu’nun hukuk mücadelesinde yanında olduklarını ve kararın geri çekilmesini talep ettiklerini açıkladı.

Prof. Dr. Tuna Tuğcu’nun Açıklamaları

Basın açıklaması sırasında söz alan Tuğcu, bugün hakim karşısına çıkacak olan gazeteci İsmail Arı’ya selamlarını ileterek konuşmasına başladı. Tuğcu, 10 Haziran 2022’den itibaren yaklaşık dört yıldır yoğun bir baskı ve mobbing süreci yaşadığını; Boğaziçi Üniversitesi olarak beş buçuk yıldır sürdürdükleri direnişin içinde olduklarını belirtti. Tuğcu, rektör değişiklikleri ve üniversitenin dönüştürülmesine yönelik girişimlerin sürecin arka planında yer aldığını ifade etti.

Tuğcu, 10 Haziran 2022’de üniversitenin mevcut ve eski öğrencileri, akademisyenleri, emeklileri, mezunları ve çalışanları dahil 60 binden fazla kişinin kişisel verilerine bir şirketin erişim imkânı sağlandığını ve başka bir şirketin üniversitenin bilişim sistemlerindeki sunucuların yönetici şifrelerini talep ettiğini öğrendiğini; bunu takiben Bilgi Teknolojileri Koordinatörlüğü görevinden alındığını ve koordinatörlüğün kapatıldığını anlattı.

“BUGÜNE KADAR 10 SORUŞTURMA GEÇİRİP 3 DİSİPLİN CEZASI ALDIM”

Tuğcu, bunun ardından aleyhine soruşturmalar zinciri başladığını; bugüne kadar 10 soruşturma geçirip 3 disiplin cezası aldığını, hakkında üç kez ceza davası açılması talebinde bulunulduğunu ve iki kez kamu görevinden çıkarılmasının istendiğini; ancak YÖK’ün bu talepleri iki kez geri çevirdiğini söyledi. YÖK süreçlerinde öğretim üyelerini aşağılayan, onları baskı altına almaya çalışan bir anlayışla karşılaştığını, buna rağmen savunmalarını yapıp iddiaları çürüttüğünü belirtti.

Tuğcu, son süreçte sağlık sorunları nedeniyle Ankara’ya gidemediğini; resmî raporlu olmasına rağmen raporunun geçerliliğinin tartışmaya açıldığını ve rapor süresinin son saatlerinde evine yakın bir hastane varken uzak bir hastaneye yönlendirildiğini anlattı. O gün sağlık durumunun ağırlaştığını ve akşam saatlerinde acil serviste müşahede altına alındığını bildirdi.

“BU HUKUKSUZLUĞU TERSİNE ÇEVİRECEĞİM”

Bütün bu uygulamalara rağmen yıldırılmayacağını; mücadeleden vazgeçmeyeceğini ve kararlılığının arttığını ifade eden Tuğcu, sonuna kadar mücadele edip bu hukuksuzluğu tersine çevireceğine inandığını söyledi. Türkiye’nin mevcut hukuk ortamında bile kararın er ya da geç geri döneceğine inandığını belirtti.

Tuğcu, bu mücadelenin yalnızca Boğaziçi Üniversitesi veya akademinin meselesi olmadığını; Türkiye’nin nasıl bir ülke olacağına ilişkin daha geniş bir mücadelenin parçası olduğunu vurguladı. Boğaziçi Direnişi’nin kolektif bir dayanışmanın ve ortak mücadelenin ürünü olduğunu, hiçbir zaman tek bir lidere bağlı olmadığını belirterek, alınan kararların direnişi zayıflatmayacağını, aksine güçlendireceğini ifade etti.