Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Bahçeli’nden ‘İmralı’ya kendim giderim’ çıkışı: Ağıralioğlu’ndan dikkat çeken yorum!

Bahçeli’nin İmralı Çağrısı ve Ağıralioğlu’nun Tepkisi: Mecliste Gergin Tartışma MHP

Bahçeli’nin İmralı Çağrısı ve Ağıralioğlu’nun Tepkisi: Mecliste Gergin Tartışma

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin bugünkü grup toplantısında Meclis’teki bir komisyondan bir heyetin terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’ı ziyaret için İmralı Cezaevi’ne gitmesi çağrısını yineledi. Bahçeli, “Alırım yanıma üç arkadaşımı, kendi imkanlarımızla İmralı’ya gitmekten gocunmam, çekinmem, bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem” dedi.

Bu sözler üzerine Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu’ndan dikkat çeken bir yorum geldi. Haberler.com’a konuşan Ağıralioğlu, “Artık söz söyleyemeyecek hale geldim. Pek böyle kelimeye daralmam, pek böyle bir şeyi ifade etmekte zorlanmam. Ama bu her geçen gün şaşkınlıktan daha fazla mahcubiyet, mahcubiyetten daha fazla ya acaba artık buna konuşmaktan imtina mı etsek, vaz mı geçsek diyebileceğim bir şeyle karşılaşıyorum” ifadelerini kullandı.

Ağıralioğlu, Bahçeli’nin tutarlılığına değinerek, “Kendisi içinde tutarlıdır. Abdullah Öcalan’ı Meclis’e çağırmasından sonra geçen bu bir yıllık süreçte duyduklarımız, ettiklerimiz, yapıp ettikleri, heves ettikleri her şey ortadadır. Süreci başlatan olarak finali böyle yapması kendi tutarlılığı açısından makuldür” dedi.

Ağıralioğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Umut hakkından bahsettiğine göre Öcalan’ın yanına gitmesi gereken sensin zaten. Yani çocuklarımızı 41 yıldır öldüren bir caniye Umut hakkından bahsedebildiğine göre, ona kurucu önder diyebildiğine göre… Bunu da Alparslan Türkeş’in mezarında söyleyebildiğine göre; bunların hepsini de aslında daha önce tam tersini söylemiş bir iradeyi temsil ettiğine göre; Türk milliyetçiliğinin, Türk milletinin teröristlere karşı daha önceki en keskin duygularını en sert ifadelerle söylemiş olan kişi sen olduğuna göre, Türk milletinin varlığını ifade ettiğin bu 40 yıl içerisindeki her sözünden dönüp bunları dediğine göre Öcalan’a kurucu önder, bir teröriste Umut Hakkı…”

Devamında Ağıralioğlu, “Bunları da niçin dediğini henüz milletinize izah etmediğinize göre bu izahı da herhalde Öcalan’la yapmaya karar vermiş olmanız lazım ki Öcalan’a gidiyorsunuz. Onu da kendinize, onu da şu andaki siyasi iradenize mütenasip görüyorsanız gidin, görüşün. Sonra Öcalan’ın ne demek istediğini gelin mecliste anlatın” dedi ve olası bir görüşme sürecini anlattı: “Zannediyorum Devlet Bey yanına iki üç arkadaşını ifade ettiği gibi alacak, gidecek herhalde. Sonra görüşecek, sonra Öcalan’ın ne demek istediğini gelip milletine anlatacak herhalde.” Ağıralioğlu, bu duruma karşı duygularını belirterek, “Allah akıl, feraset, istikamet, keskin bir şuur falan nasip etsin” diye konuştu.

Ağıralioğlu ayrıca, Meclis’in ve siyasetin Öcalan veya Kandil muhataplığına ilişkin güçlü eleştiriler yöneltti: “Ben Meclis’in Kandil’le muhataplığını, Meclis’in Öcalan’la muhataplığını Meclis’e hakaret sayarım. Kürt meselesi diye bir başlığı bu bahisle açıp Öcalan’ın muhatap edilmesini Kürt’e küfür sayarım. Öcalan’ın Kürtlerin temsilcisi sayılmasını 40 yıllık mücadelemize bühtan sayarım. Kandil’i muhatap almayı, Kandil’i Meclis’le muhatap edecek bir komisyon etrafında toplanmayı siyasete hakaret sayarım.”

Eleştirilerine devam eden Ağıralioğlu, terörsüz Türkiye hedefinde yöntem farklılıklarına işaret etti: “Terörsüz Türkiye istiyoruz. Ama biz terörsüz Türkiye’yi devlet irademizle, millet beraberliğiyle, hukukla, kanunla, kalkınma irademizle gerçekleştirmek istiyoruz. Teröristlerden medet umulmasından rahatsızız. Öcalan’ın terörsüz Türkiye muhatabı olmadığına inanıyoruz.”

Ağıralioğlu, Öcalan’la konuşma gerekçesini sorgulayarak geçmişteki tutumları hatırlattı: “Eğer konuşarak oluyorduysa, eğer Öcalan’la konuşarak oluyorduysa Devlet Bey dahil bütün devlet adamlarımız, bütün siyaset adamlarımız daha önce niçin konuşmadıklarını izah edecekler. Eğer Öcalan’la konuşarak oluyorduysa bu 41 yıllık terörün 25 yılı bu hükümet döneminde. Dolayısıyla daha önce niçin konuşmadınız? Daha önce konuşanlara niye hakaret ettiniz? Geçen seçim niçin Öcalan üzerinden, Öcalan’a hakaret ederek seçim geçirdiniz? Şimdi Öcalan’a niye iltifat ettiniz? Neyi murad ediyorsunuz açıklamak zorundasınız.”

Somut iddialara da değinen Ağıralioğlu, sürecin uygulamasına ilişkin eleştiriler yöneltti: “Bakın silahlar bırakılacaktı, teslim yerleri ayarlanacaktı. Teslim yerler belirtilecekti, süreci de istihbarat yönetecekti. Efendim 30 tane kovanın içine silah koydular. Diğer teröristler Suriye’ye geçtiler. Silahlarıyla bir sürü video paylaşıldı. Hani bu silahlar teslim alınacaktı? Herkes diyor ki Türkiye’de bırakacak, silah bırakacak terörist bırakmamıştınız zaten. Canını okumuştunuz bunların. Biz yenildik mi ki bunlarla konuşuyoruz? Biz terör örgütüne mağlup mu olduk ki bunlarla konuşmaya karar verdik?”

Ağıralioğlu, “50-60 tane kaldı diyordunuz. 50-60 tane kalmış teröriste koca Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni vakarıyla, 40 yıllık mücadelesiyle, meclisiyle, siyasetiyle, Türk milliyetçiliğinin çelikten iradesiyle nasıl teslim ettiniz kardeşim? Bunu izah edeceksiniz bize. Niçin ettiniz?” diye sordu ve açıklama talep etti: “Bugün yapmazsanız yarın yapacaksınız.”

Eleştirilerini sürdürürken Ağıralioğlu, PKK’nın süreçte sorumlu davrandığı yönündeki ifadelerin kendisini şaşırttığını belirtti: “Devlet Bey tarafından PKK kadar sorumlu davranmamız gerektiği söyleniyor bize… Yani PKK sorumlu davranıyor. PKK bu süreçte çok sorumlu davranıyor. Bize de PKK kadar sorumlu davranmamız tavsiye ediliyor. Ya bu kulaklarımızın duyduğunu bize birisi söylese rüya gördük sanırdık.”

Konuşmasının sonunda duygusal bir tonla devlet ve millet için temennilerde bulunan Ağıralioğlu, “Ben bunu kalbimde, devletimde, siyasetimizde, mücadelemizde, ödediğimiz bedelde, kabirlerinin başında evlatlarının hüznünü yaşayan ailelerimizle, geride kalanlarımızla ben hiçbir yere oturtamıyorum. O yüzden diyorum ki Allah devletimizin vakarına, Allah milletimizin zihin selametine hıfzıyla muhafaza etsin, inşirah duygusu versin bize. Yoksa biz gerçekten biraz daha devam ederlerse zihin selametimizi yitireceğiz yani. Allah devleti, milleti korusun bakalım.” ifadelerini kullandı.