Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden Su Yönetimi ve Kuraklık Açıklaması
Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AKP grup toplantısındaki, “Ankara’ya haftalardır su bile veremeyen beceriksiz” sözlerine yanıt verdi. Yapılan açıklamada; Ankara’ya su verildiği, ancak 2025 yılının son 50 yılın en ağır kuraklık koşullarını içerdiği, bu nedenle suyun adil, dengeli ve sürdürülebilir biçimde yönetilmesinin zorunlu hale geldiği vurgulandı.
ABB açıklamasında, 1990’lı ve 2000’li yıllarda kişi başına günlük 100–125 litre seviyelerinde olan barajlara gelen su miktarının, 2025’te neredeyse yarı yarıya azaldığı; bunun beceriksizlik değil, ülke çapında bilimsel verilerle tespit edilen derinleşen bir kuraklığın sonucu olduğu belirtildi. Açıklamada, “Suyu bir polemik aracı hâline getirmek ne doğru ne de etik bir yaklaşımdır” ifadesine yer verildi.
Barajlara gelen toplam su miktarının tarihsel olarak en düşük seviyelere gerilediği, artan nüfusa rağmen kişi başına düşen günlük su miktarının Gerede hariç 55 litreye kadar düştüğü kaydedildi. Ayrıca aşırı sıcaklar nedeniyle artan buharlaşmanın, kullanılabilir su miktarını yaklaşık yüzde 10 oranında azalttığına dikkat çekildi.
Gerede hattına ilişkin gerçekler de vurgulandı: Gerede Tüneli açılırken kamuoyuna “2050 yılına kadar Ankara’nın su sorunu olmayacağı” şeklinde açıklamalar yapıldığı; ancak 21 Mayıs – 11 Ekim 2025 tarihleri arasında Gerede’den Ankara’ya sıfır metreküp su alınabildiği belirtildi. Gerede’den gelen su miktarlarının yıllara göre 2023’te 235 milyon m3, 2024’te 119 milyon m3 ve 2025’te 72 milyon m3 olduğu, son olarak Gerede’den gelen günlük su miktarının yalnızca 150 bin m3 seviyesinde bulunduğu açıklandı.
Açıklamada, söz konusu “2050’ye kadar su sorunu yok” duyurularının DSİ’nin internet sitelerinden sessizce kaldırıldığı ve kamuoyunun buna dikkat çekmesinin ardından aynı içeriklerin yeniden görünür hâle getirildiği ifade edildi. Artan nüfus, göç ve aşırı sıcak geçen mevsimler nedeniyle Ankara’ya verilen ortalama su miktarının günlük 1,4 milyon m3’e yükseldiği; bunun iki yıl içinde 1 milyar m3’ün üzerinde suyun sisteme verilmesi gerektiği anlamına geldiği belirtildi.
Barajlara gelen ve verilen su birlikte değerlendirildiğinde Ankara’nın net en az 170 milyon m3 su açığı olduğu vurgulandı. ABB açıklamasında ASKİ’nin kendi başına yeni su kaynakları bulup getirme yetkisinin olmadığı; yeni kaynakların bulunması, tahsis edilmesi ve Ankara’ya kazandırılmasının yasal olarak DSİ’nin sorumluluğunda olduğu hatırlatıldı. DSİ’ye defalarca yazı yazılmasına karşın, yeni kaynak tahsisi ve zamanında adım atılmasında gereken hızın gösterilmediği ifade edildi.
ABB ve ASKİ’nin alınan önlemlerine değinilerek, barajlarda hâlâ su varken dahi geleceğe yönelik adımların atıldığı belirtildi. Kesikköprü hattı en yüksek kapasitede çalışır hale getirildi; atıl kuyular devreye alınarak kayıp-kaçakla mücadele hızlandırıldı; park ve bahçe sulamaları kısıtlandı; kademeli tarifeyle israfın önlenmesi hedeflendi; gece saatlerinde debi ve basınç yönetimi uygulamasına geçildi.
Ayrıca barajlardaki mevcut su alma yapılarının altında kalan rezervuardan su alabilmek amacıyla Akyar, Eğrekkaya, Kavşakkaya ve Çamlıdere barajlarında yüzer pompa sistemleri kurulduğu; bu çalışmaların Ağustos ayında başlatıldığı, Eylül ve Ekim aylarında iki kez ihaleye çıkılmasına rağmen katılım olmaması sonucu çalışmaların Kasım başında sonuçlanan üçüncü ihaleyle hızla başlatıldığı ve bugün itibarıyla tamamlanma aşamasına gelindiği ifade edildi. Öngörülen takvime göre ihaleler zamanında sonuçlansaydı sistemin Kasım ayında devreye alınabileceği belirtildi.
Hobi bahçelerine su verilmesinin tamamen durdurulduğu; içme suyunun bahçe sulama veya araç yıkama gibi amaçlarla kullanılmaması konusunda vatandaşların bilgilendirildiği bildirildi. ABB, tüm bu önlemler sayesinde 2024 ve 2025 yıllarında Ankara’ya verilen toplam su miktarının neredeyse aynı seviyede tutulabildiğini; İvedik Arıtma Tesisine geçen yıl gelen su ile bu yıl gelen su arasında iddia edildiği gibi dramatik bir düşüşün bulunmadığını belirtti.
Açıklama, belediyenin ve ASKİ’nin kuraklıkla mücadele çalışmalarının sahadaki gerçeklere dayandığını vurgulayarak, bu çalışmaları “lafla” gölgelemeye kalkılmaması çağrısıyla sonlandırıldı.

