Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ABD’nin yaptığı darbe

ABD’nin Venezuela Operasyonu ve Uluslararası Tepkiler ABD, Venezuela operasyonuyla Devlet

ABD’nin Venezuela Operasyonu ve Uluslararası Tepkiler

ABD, Venezuela operasyonuyla Devlet Başkanı Maduro ve eşini kaçırarak New York’a getirdi. ABD, Maduro’nun ülkesinden ABD’ye uyuşturucu sevk ettiği gerekçesiyle yargılanacağını açıkladı. Bu girişim, birçok çevrede ABD’nin yaptığı bir darbe olarak değerlendirildi ve uluslararası hukuka ile Birleşmiş Milletler Şartı’na aykırı olduğu belirtildi. Bu tür bir müdahalenin suç teşkil ettiği vurgulandı.

Birleşmiş Milletler’e göre bir devletin diğer bir devlete böyle bir operasyon yapmasının hukuki dayanağı bulunmuyor. Ayrıca, “Maduro, ülkesini kötü yönetiyordu, diktatördü” gibi iddialar, ABD’nin müdahalesine meşruiyet kazandırmıyor. Bu hukuk dışı müdahaleye Rusya ve Çin dışında dünyadan ciddi bir tepki gelmedi.

Türkiye ise doğrudan kınama yapmak yerine taraflara “itidal” tavsiyesinde bulunan, daha ılımlı bir açıklamayla yetindi. New York Times gazetesi, ABD Başkanı Trump’ın Maduro’ya, 2025 Aralık sonunda bir miktar malvarlığını koruyarak Türkiye’ye sığınmasını önerdiğini yazdı; ancak Maduro’nun bu öneriye sert tepki verdiği bildirildi. Bu önerinin, Türkiye’nin bilgisi ve onayı olup olmadığı konusunda bir bilgi paylaşılmadı.

Operasyonun Hukuki ve Siyasal Boyutları

Gerekçesi ne olursa olsun ABD’nin bu operasyonu kabul edilemez bulundu. ABD’nin, Maduro’nun demokrasiden uzaklaştığı, otoriter bir yönetim kurduğu, son seçimlere hile karıştırdığı, Venezuela halkını fakirleştirdiği, ABD’ye uyuşturucu sevk ettiği iddiaları, bu müdahaleye hukuki gerekçe oluşturmaz. Venezuela’nın nasıl ve kimler tarafından yönetileceğine karar verecek olan, ülke halkıdır.

En yaygın değerlendirmelerden biri, Trump’ın asıl hedefinin Venezuela’ya demokrasi getirmek veya uyuşturucuyla mücadele etmek değil; petrol başta olmak üzere bu ülkenin zengin doğal kaynaklarını ele geçirmek olduğudur. Nitekim Trump, operasyondan sonra yaptığı basın toplantısında Venezuela’yı ve petrolünü yöneteceklerini şöyle açıkladı: “Venezuela’yı biz yöneteceğiz. Güvenli, düzgün ve ihtiyatlı bir geçiş sağlayacağımız zamana kadar ülkeyi yöneteceğiz. Dünyanın en büyükleri olan Amerikan petrol şirketlerimizi oraya, Venezuela’ya sokacağız. Milyarlarca dolar harcayacaklar, ağır hasar görmüş altyapısını düzeltecekler ve ülke için para kazanmaya başlayacaklar.”

Uzman Görüşleri

Ceza hukukçusu Prof. Dr. Adem Sözüer şu değerlendirmeyi yaptı: “Maduro gibi otoriter rejim uygulamacılarından hukuken hesap sorulması ancak o ülkelerin vatandaşları ve makamları tarafından yapılabilir. Bir devlet kendi mevzuatına göre, başka bir devlet başkanı hakkında yakalama kararı verip, bunu uygulamak üzere o devletin topraklarında operasyon yapıp, devlet başkanına karşı zor kullanamaz. Venezuela Devlet Başkanı’na yönelik kaçırma fiili, uluslararası nitelikte bir suçtur.”

Uluslararası hukuk profesörü Funda Keskin Ata ise şunları belirtti: “Maduro bir diktatör. Seçimi kaybettiği halde sonucu kabul etmedi, kendi iktidarını sürdürdü. Bunlar doğru ancak bütün bunlar dışarıdan bir devletin gelip bu kişiyi alıp götürmesini haklı çıkaracak nedenler değil. Bir devletin topraklarına girip, böyle bir müdahalede bulunduğunuzda o devletin toprak bütünlüğünü ve egemenlik haklarını ihlal etmiş oluyorsunuz. Bu konunun uluslararası mevzuat açısından tartışılacak bir yanı yoktur.”

Operasyonun Olası Sonuçları

Trump’ın bu adımıyla Venezuela’nın doğal kaynaklarına el koyduğu, Rusya ve Çin’i Latin Amerika’dan uzaklaştırmayı hedeflediği değerlendirildi. Bu hamlenin durdurulamaz hale gelmesi durumunda Birleşmiş Milletler ve uluslararası hukukun yetkisinin zayıflayacağı; dünyanın uluslararası hukuk yerine “gücü gücüne yetene” sistemine geçebileceği kaygısı dile getirildi.