ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan Yeni Rapor: Küba ve Washington Arasında Yükselen Gerilim
ABD ile Küba arasındaki siyasi gerilim, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yayımladığı “Küba: 21. Yüzyıl Komünizminin Başkenti” başlıklı 100 sayfalık raporla yeniden gündeme taşındı. Raporda, Havana yönetimine yönelik dikkat çekici suçlamalar yöneltildi; Küba’nın yaklaşık 70 yıldır ABD’ye karşı sistematik bir “bozgunculuk kampanyası” yürüttüğü iddia edildi.
Raporda, bu faaliyetlerin yalnızca propaganda ile sınırlı kalmadığı, Washington yönetiminin en üst kademelerine kadar uzanan gizli sızma girişimlerini de kapsadığı öne sürüldü. Bakanlık, Küba’nın ABD’ye yönelik faaliyetlerini düzensiz, gizli ve uzun vadeli yöntemlerle sürdürdüğünü savundu. Havana’nın doğrudan askeri güçle ABD’ye üstünlük sağlayamayacağı, bunun yerine casusluk, devlet kurumlarına sızma, sabotaj, vekil ağlar oluşturma ve ABD’yi kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmeyi amaçlayan yöntemlere dayalı uzun soluklu bir strateji geliştirdiği ifade edildi.
Belgede “Kübalılar, casusluk, sızma, sabotaj, vekil ağlar ve ABD’yi kendisine karşı kışkırtmayı amaçlayan devrimci bir yapılanma üzerine kurulu uzun süreli bir yıpratma savaşı modeli geliştirdi” değerlendirmesine yer verildi. Raporda ayrıca Küba istihbaratının ABD açısından “benzeri olmayan bir tehdit” oluşturduğu iddia edildi. Kübalı ajanların elde ettikleri bilgi ve istihbaratı Çin, Rusya, İran ve Kuzey Kore gibi ülkelere aktardığı öne sürüldü.
TRUMP DÖNEMİNDE GERİLİM TIRMANDI
Washington ile Havana arasındaki ilişkiler, son dönemde yaptırımlar ve karşılıklı sert açıklamalar nedeniyle daha da gerildi. ABD Başkanı Donald Trump, 2026 yılının ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun alıkonmasının ardından Küba’ya yönelik söylemlerini sertleştirdi. Trump, 30 Ocak’ta imzaladığı başkanlık kararnamesiyle Küba’ya petrol satan ya da sağlayan ülkelerden ABD’ye gelen ürünlere gümrük vergisi uygulanmasının önünü açtı. Beyaz Saray, kararın Küba’nın “zararlı eylem ve politikalarına” karşı ABD’nin ulusal güvenlik ve dış politika çıkarlarını korumayı hedeflediğini açıkladı.
Mart ayında yaptığı bir açıklamada Trump, “Önce şu işi İran’da bitirelim, ardından Küba meselesi var.” sözleriyle Havana yönetimine yönelik yeni adımların sinyalini verdi.
“GEREKÇE OLUŞTURMAYA ÇALIŞIYORLAR”
Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel ise ABD’nin ülkesine askeri müdahale için gerekçe oluşturmaya çalıştığını savundu. Diaz-Canel, olası bir askeri operasyonun yalnızca iki ülkeyi değil tüm bölgeyi etkileyeceğini belirterek, böyle bir senaryonun Karayipler’i “kan gölüne çevirebileceği” uyarısında bulundu.
EKONOMİK BASKI ARTIYOR
Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da 23 Haziran’da, Küba ekonomisinde önemli bir ağırlığa sahip ve ordunun kontrolünde faaliyet gösteren GAESA holdingiyle bağlantılı şirketlerin yaptırım listesine alındığını açıkladı. Rubio, söz konusu yapının Küba halkına ait ekonomik kaynakları kendi çıkarları doğrultusunda kullandığını ve bu nedenle yeni yaptırımların devreye sokulduğunu savundu. Bu adım, Washington’ın Havana üzerindeki ekonomik baskısını artıran son hamle olarak değerlendirildi.
