1. Haberler
  2. Gündem
  3. Siyaset
  4. Dilek İmamoğlu’ndan ‘bozuk araç’ tepkisi: ‘Ekrem İmamoğlu’nun mahkeme salonunda fiziken bulunmasından bu kadar korkma sebebiniz ne?’

Dilek İmamoğlu’ndan ‘bozuk araç’ tepkisi: ‘Ekrem İmamoğlu’nun mahkeme salonunda fiziken bulunmasından bu kadar korkma sebebiniz ne?’

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Silivri’de 36’ncı ADA Buluşması: Aileler “449 Gündür Özgürlük Bekliyor”

19 Mart sivil darbesinin mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), Silivri Duruşma Salonu’nun yan tarafında bulunan otopark alanında bir araya geldi. 36’ncı buluşmaya; CHP’nin seçilmiş Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Millî Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, CHP’nin seçilmiş milletvekilleri, gazeteciler, sanatçılar ve kalabalık bir vatandaş topluluğu destek verdi.

“HİÇBİR SUÇU OLMAYAN İNSANLAR 449 GÜNDÜR ÖZGÜRLÜKLERİNDEN MAHRUM”

Bir yılı aşkın süredir hukuksuz bir şekilde Silivri’de tutulan seçilmiş İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, yaptığı konuşmada 19 Mart’tan bugüne tam 449 gün geçtiğini belirtti. Günleri saydıklarını; 449 gündür sevdiklerinden ayrı olduklarını, hiçbir somut delil olmadan ve hiçbir suçu olmayan insanların özgürlüklerinden mahrum bırakıldığını vurguladı. İmamoğlu, milyonların hak, hukuk ve adalet aradığını; huzuru bozmadan, kimseye zarar vermeden iradelerine sahip çıktıklarını, demokrasiyi, cumhuriyeti ve seçme-seçilme haklarını koruduklarını söyledi. Ayrıca halkın yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekerek milletin değişim isteğinin engellenemeyeceğini ve tarih boyunca engellemeye çalışılsa da başarısızlıkla sonuçlandığını ifade etti.

“İMAMOĞLU’NUN MAHKEMEYE ÇIKMASINDAN BİLE KORKAR HALE GELDİNİZ”

İmamoğlu, siyasetçilerin görevini halka kulak vermek olarak tanımladı. Milyonların cumhurbaşkanı adaylarını dört duvar arasında değil, halkının yanında görmek istediğini, bunun engellenemeyeceğini söyledi. İki kez beraat ettiği davada üçüncü kez yargılanmasının yetmediğini, duruşmaya katılmasını engellemek için araç bozuldu gibi uydurma bahanelerle mahkeme salonunda bulunma hakkının gasp edildiğini, en temel ihtiyaçlardan mahrum bırakıldığını belirtti. Silivri’de bir yılı aşkın süredir tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu’nun duruşmada fiziken bulunmasından bu kadar korkulmasının nedenini sorguladı ve mahkeme koridorlarında jandarma tarafından uygulanan sert müdahalelere dikkat çekti. Ayrıca sanıklara ve ailelerine yönelik aşırı kontrollerin yapıldığını, barışçıl bekleyişin zorlaştırıldığını ve sevdiklerini görmelerinin engellendiğini savundu.

“YILLARCA BU ÜLKEYE DÜRÜSTÇE HİZMET ETMİŞ KADINLARA YAPILAN BU FİZİKSEL VE PSİKOLOJİK BASKI ASLA KABUL EDİLEMEZ”

Konuşmada dava sürecinde akıl almaz uygulamalara, kötü muamelelere ve hak ihlallerine tanık olunduğu, bunların en ağırının kadınlara uygulandığı belirtildi. Kadınlara yönelik bedenleri ve annelikleri üzerinden yapılan baskıların kabul edilemez olduğu, masumiyet karinesinin ihlal edildiği ve toplumun kutsal değerlerinin zedelenmesinin söz konusu olduğu ifade edildi. Çıplak aramanın işkence olduğu vurgulanarak bir savcının anneyi çocuklarını sosyal hizmetlere göndermekle tehdit etmesinin suç olduğu, bu çağ dışı uygulamalar hakkında yargının derhal harekete geçmesi gerektiği söylendi.

“BU ÜLKENİN GELECEĞİNİ HAKSIZLIKLARLA, KURMACA SENARYOLARLA ŞEKİLLENDİREMEZSİNİZ”

Metinde hukuken geçersiz sayılması gereken kararlarla mücadele edildiği; adaletin, teamüllerin, kuralların ve hukuk prensiplerinin yerle bir edildiği uygulamalarla sınandıkları belirtildi. Hukukun kişiye özel tasarlanan senaryolarla yürütülemeyeceği, adil yargılanma hakkının anayasal bir zorunluluk olduğu ve haksız uygulamalardan derhal vazgeçilmesi gerektiği vurgulandı. Milletin her şeyi gördüğü ve buna izin vermeyeceği, masa başında alınan kararların millet tarafından kabul edilmeyeceği ifade edildi.

“ARTIK TÜM SEVDİKLERİMİZ İÇİN TAHLİYE BEKLİYORUZ!”

Konuşmada 449 gündür devam eden mücadelede sabredildiği ancak artık sabretmek istemediklerini, tüm sevdikleri için tahliye beklendiğini belirtildi. Adaletin işlediğine tanık olmak istediklerini, haksız süreçlerden ve insanları kutuplaştıran söylem ve uygulamalardan vazgeçilmesi çağrısında bulunuldu. Adaletin kişisel ve siyasi hesapların üzerinde tutulması gerektiği; masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkının korunmasının zorunlu olduğu, tutuksuz yargılamanın esas olması gerektiği ifade edildi. Yalan, iftira ve haksızlıkla örülmüş duvarların yıkılması, hukukun üstün olduğu, hiçbir kadının eziyet görmediği ve ailelerin ayrılmayacağı günlerin gerçekleşmesi istendi.

“BİZLER KENDİMİZ VE SEVDİKLERİMİZ İÇİN DEĞİL ÜLKEMİZ İÇİN ADALET MÜCADELEMİZİ SONUNA KADAR SÜRDÜRMEKTE KARARLIYIZ”

Metinde yargının gücünü şahsi hesaplardan değil yalnızca milletin vicdanından ve hukuktan alması gerektiği belirtildi. Toplumsal huzurun ve barışın ön koşulunun herkes için eşit işleyen, adil bir hukuk sistemi olduğu, Türkiye’nin demokrasi geleneğinin bu sistemi koruyup geliştirecek güce sahip olduğu ifade edildi. ADA’nın adalet mücadelesini ülke için sonuna kadar sürdüreceği vurgulandı.

“HİÇBİR İKTİDAR, HİÇBİR MAKAM VE HİÇBİR TALİMAT İNSAN ONURUNDAN DAHA ÜSTÜN DEĞİLDİR”

CAO Millî Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş da 30 Ekim 2024 tarihinde Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in gözaltına alınıp tutuklanması ile 19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu ve çok sayıda bürokrat, iş insanının gözaltına alınıp tutuklanması süreçlerinde hak ihlalleri yaşandığına dikkat çekti. Özçağdaş, her birinin bu ülkenin saygın yurttaşları olduğunu, suçlu olsalar bile insan onuruna uygun şekilde yargılanmaları gerektiğini; suçları ispat edilirse insan onuruna yakışır biçimde ve yurttaşlık hakları gözetilerek cezalarını çekmeleri gerektiğini söyledi. Ancak burada bir ön cezalandırma sistemi uygulandığını belirtti.

Özçağdaş, siyasi hırslar ve intikam duygusuyla insanların en mahrem sınırlarının ihlal edilmesinin vicdansızlık olduğunu; tehdit etme, çocukların sosyal hizmetlere gönderilmesiyle korkutma, itirafçı yaratma çabalarının, avukatlarından gizlice ifadeye çağırma gibi uygulamaların bir mahkeme kazanamayacağını ve bu yolla başarı elde edilemeyeceğini kaydetti. Bu hukuksuzlukların halk tarafından görüldüğünü ve insan onurunu çiğneyen hiçbir düzenin kalıcı olmayacağını vurguladı. Yaşananların hesabının hem adalet önünde hem de halk önünde sorulacağını ifade etti.

“FATOŞ PINAR TÜRKER’İ DİNLEYİN, ELİF ATAYMAN’I DİNLEYİN, BURADAKİ TUTUKLU ARKADAŞLARIMIZI DİNLEYİN. YÜREĞİNİZ VARSA DİNLEYİN!”

Özçağdaş, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açıklamalarına atıfta bulunarak iddiaların hukuka saygısı olan bir devlet mekanizması tarafından derhal soruşturulması gerektiğini söyledi. İddiaları anında reddetmek yerine açıklama yapılarak soruşturma başlatılmasının beklendiğini belirtti. Adalet Bakanı’ndan iddialara ilişkin açıklama ve soruşturma süreci hakkında cevap verilmesini istedi. Konuşmasında, Fatoş Pınar Türker, Elif Atayman ve tutuklu arkadaşların dinlenmesi çağrısını yaparak, yüreği olanların Silivri’ye gelip duruşmayı dinlemesi gerektiğini söyledi. AKP yargısının zalimce cezalandırdığı kişiler hakkında etiket koymamaları çağrısında bulundu ve egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu hatırlattı.

Dilek İmamoğlu’ndan ‘bozuk araç’ tepkisi: ‘Ekrem İmamoğlu’nun mahkeme salonunda fiziken bulunmasından bu kadar korkma sebebiniz ne?’
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Giriş Yap

ATA TV HABER ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.