HopFlyt’in Cyclone’u: 100 yıllık kanal kanat fikriyle hibrit VTOL dönüşümü
VTOL yani dikey iniş ve kalkış yapma özelliğine sahip araçlar için yıllardır farklı tasarımlar geliştiriliyor. Bu tasarımlardan biri olan Cyclone modeli, ABD merkezli HopFlyt isimli girişim tarafından açıklandı. Kıvrımlı kanat yapısından dolayı “kanal kanat” ismi verilen Cyclone’un kökeni, 100 yıl önce ortaya atılmış bir uçak tasarımına dayanıyor.
100 yıllık fikir yeniden gündemde

1925 yılında mühendis Willard Ray Custer, alışılmış uçak yaklaşımlarının dışında bir tasarım önerdi. Custer, kanatlarda kaldırma oluşturmak yerine havayı kanatlar üzerine taşımayı önerdi; yani pervaneler, havayı doğrudan kanatlara yönlendirerek kaldırma sağlayacaktı.
Fotoğraf: New Atlas
Düşük hızda yüksek kaldırma sağlıyor
Bu yaklaşım kısa sürede “kanal kanat” (channel wing) adıyla patentlendi. Kanatların yarım daire şeklinde tasarlanması sayesinde uçaklar düşük hızda bile yüksek kaldırma kuvveti elde edebiliyordu ve havalanma mesafesi azalabiliyordu. Deneylerden birinde, bir kişinin uçağın yanında koşmasıyla uçak yerden kesilmeyi başarmış, başka bir deneyde ise uçak sabitken pervaneler çalıştırılarak ortaya çıkan kaldırma dikey kalkışın ilk örneklerinden biri sayılmıştı. Ancak tasarımın döneminin teknolojisiyle yaygınlaşması zor oldu; uçakların o dönem ağır olması sistemin etkili çalışmasını engelledi.
Teknolojik gelişimler fikri yeniden canlandırdı
Günümüzde elektrikli dikey kalkış-iniş araçlarının gelişmesi, kanal kanat fikrinin yeniden ele alınmasına imkân verdi. Daha hafif uçak yapıları ve gelişen teknoloji sayesinde HopFlyt mühendisleri kanal kanat projesini tekrar inceledi. Yenilik olarak kanallar sabit bırakılmadı: kalkış sırasında arkaya doğru yöneliyor, ileri uçuşta kanadın altına dönüyor ve gerektiğinde hava freni görevi görüyor.
Cyclone adı verilen hibrit VTOL drone modelinde bu yaklaşım somut bir ürüne dönüştü. HopFlyt’in Baş Mühendisi Neil Winston, benzer fikirlerin 1960’lardan beri gündemde olduğunu ancak o dönem dijital kontrol mekanizmaları, elektrik motorları ve tahrik sistemlerinin yeterince gelişmediğini, bu yüzden uygulamaya konulamadığını belirtiyor.

Daha az enerji harcayan çevre dostu yaklaşım
Cyclone, günümüz teknolojisiyle geliştirildiğinde benzer araçlara kıyasla ilk tırmanışta üçte bir oranında daha az enerji tüketiyor. Hibrit güç ünitesi sayesinde uçuş sırasında saatte 11 litreden daha az yakıt tüketen araç, bu verimlilikle 1.287 kilometreyi aşan bir menzile ulaşabiliyor. Kısa mesafeli görevlerde 113 kilogram yük taşıma kapasitesine sahip olan modelin operasyon maliyetlerini yüzde 90 oranında azaltması ve karbon salınımını 50 kat düşürmesi bekleniyor.
Şirket, Cyclone’un 2027 yılında ticari olarak hizmete girmesini hedefliyor. İlk aşamada deniz ikmali, açık deniz enerji platformlarına lojistik destek ve acil tıbbi taşımacılık gibi kritik alanlarda görev alması planlanıyor; ilerleyen süreçte ise modelin yolcu taşımacılığına uyarlanması öngörülüyor.

