Son dakika… DEM Parti’den ‘Öcalan’ vurgulu ‘Suriye’ açıklaması: ‘Ankara’da yapıcı, Suriye’de yıkıcı olunamaz!’

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu’ndan Suriye’ye İlişkin Yazılı Açıklama Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu, Suriye’de yaşanan son gelişmelere dair yazılı bir açıklama yayımladı. MYK, sahadaki uygulamaların çözümü değil, çözümsüzlüğü planlı biçimde derinleştirdiğini ve halkların iradesine karşı silahlı dayatmanın yeniden devreye sokulduğunu belirtti. Mazlum Abdi’nin SDG güçlerini Fırat’ın doğusunda yeniden mevzilendirme […]

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu’ndan Suriye’ye İlişkin Yazılı Açıklama

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu, Suriye’de yaşanan son gelişmelere dair yazılı bir açıklama yayımladı. MYK, sahadaki uygulamaların çözümü değil, çözümsüzlüğü planlı biçimde derinleştirdiğini ve halkların iradesine karşı silahlı dayatmanın yeniden devreye sokulduğunu belirtti. Mazlum Abdi’nin SDG güçlerini Fırat’ın doğusunda yeniden mevzilendirme kararını duyurmasının ardından saldırıların arttığına dikkat çekilerek, bunun müzakere zeminini dinamitlemeye dönük bir girişim olduğu vurgulandı.

“ANKARA’DA YAPICI SURİYE’DE YIKICI OLUNAMAZ!” “Ankara’da yapıcı Suriye’de yıkıcı olunamaz” başlıklı açıklamada, Türkiye’de bir çözüm süreci yürütülürken aynı dönemde Kuzey-Doğu Suriye’de izlenen tarafgir politikaların tam bir siyasi riyakârlık olduğu ifade edildi. Bir yandan barış arayışı sürerken diğer yandan Kürtlerin kazanımlarını hedef alan politikaların uygulandığı, bu çelişkili tutumun samimiyeti sorgulattığı ve sürece zarar verdiği belirtildi. METİNDE ayrıca Dışişleri ve Savunma Bakanlığı başta olmak üzere yürütme erkini, Türk-Kürt ilişkilerini zedeleyen politikalardan derhal vazgeçmeye çağırıyoruz ifadeleri yer aldı.

Geçici Şam yönetiminin tutumunun çözüme değil çözümsüzlüğe hizmet ettiği kaydedilen açıklamada, “Yürütülen karalama kampanyaları ve algı operasyonlarıyla diyalog zemini ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. 10 Mart Mutabakatı’nı ihlal eden taraf, taahhütlerine sadık kalmayan Geçici Şam Hükümeti’dir” denildi.

Açıklamada devamla şunlar belirtildi: Suriye’de yeni cephelere değil denenmemiş, cesur bir barışa ve tüm halkların eşit olduğu bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç olduğu vurgulandı. Siyasi çözüm iradesinin ciddiyetinin sözlerle değil pratiklerle ölçüldüğü; Suriye’deki krizin siyaset temelli olduğu, bu nedenle sadece kültürel ve sivil düzeyde hak tanımayla kalıcı çözüme ulaşılamayacağı ifade edildi. Kalıcı ve siyasi çözümün kararnamelerle değil anayasal düzenlemeyle gerçekleşeceği, Suriye için demokratik bir anayasa yapılması ve halkların ile inançların öz iradelerinin tanınarak haklarının güvence altına alınması gerektiği belirtildi.

Açıklamada, Suriye’nin genelini kapsayan gerçek bir demokratikleşme perspektifinin gerekliliği vurgulandı. Alevilerin, Dürzilerin ve Hıristiyanların haklarının tanınmadığı, inanç özgürlüklerinin güvence altına alınmadığı bir sistemde toplumsal barıştan söz edilemeyeceği; bu nedenle Suriye’nin tamamına demokratikleşme ve âdem-i merkeziyetçi yapının sirayet etmesi ile bunun anayasal güvence altına alınmasının zorunlu olduğu kaydedildi. Farklı kimlik ve inançtan insanların Suriye Arap Cumhuriyeti adı altında yaşamaya zorlanmaması, Demokratik Suriye çatısı altında onurlu, eşit ve özgür paydaşlar olmaları gerektiği tekrarlandı.

Metinde tekraren, Suriye’de yeni cephelere değil denenmemiş bir barış ve tüm halkların eşit olduğu bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç olduğu belirtildi. “Türkiye’de devlet ve iktidara, Suriye’de tarafları kızıştıran değil uzlaştıran ve bir arada tutan bir aktör olması çağrısında bulunuyoruz” ifadesi yer aldı. Türkiye’de yürütülen çözüm süreciyle, Kuzey-Doğu Suriye’de izlenen tarafgir politikaların çelişkiye düştüğü; bir yandan barış arayışı sürerken diğer yandan Kürt kazanımlarına yönelik politikaların uygulanmasının samimiyeti zedelediği yinelendi. Dışişleri ve Savunma Bakanlığı başta olmak üzere yürütme erkini, Türk-Kürt ilişkilerini zedeleyen politikalardan derhal vazgeçmeye çağırıyoruz denildi.

Açıklamada ayrıca Suriye’de Kürtlerin statüsüne ve demokratik kazanımlarına karşı yürütülen her türlü kirli propaganda ve yaklaşımın terk edilmesi gerektiği vurgulandı. Sınırın bir tarafında ‘yurttaş’ denilen kişilere öbür tarafta ‘düşman’ muamelesi yapılamayacağı; bunun halkın hafızasında onarılmaz yaralar açtığı kaydedildi. Barışın bütünlüklü bir irade gerektirdiği, Ankara’da yapıcı Suriye’de yıkıcı olunamayacağı, barışın söylemde değil uygulamada hayat bulacağı belirtildi. Suriye politikalarının Türkiye’deki barış iradesiyle uyumlu hale getirilmesinin elzem olduğu ifade edildi.

17 Ocak tarihinde Sayın Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmede Suriye’deki durumun değerlendirildiği, Öcalan’ın çatışmaları Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni baltalama çabaları olarak nitelendirdiği aktarıldı. Öcalan’ın Suriye’deki sorunların diyalog, müzakere ve ortak akılla çözülebileceğine vurgu yaptığı; bu konuda sorumluluk alma noktasında net bir irade beyanı ortaya koyduğu belirtildi. Öcalan’ın gidişattan son derece endişeli olduğunu belirterek tüm taraflara sağduyu çağrısında bulunduğu, bu kritik süreçte daha aktif rol oynayacağı koşulların acilen yaratılması gerektiği vurgulandı.

Açıklamada DEM Parti’nin çözüm önerileri de paylaşıldı: Rojava’ya yönelik saldırıların bölgesel barışı tehdit eder duruma geldiğinin altının çizildiği metinde, Suriye’nin yeniden inşası sorumluluğunu paylaşan devletler başta olmak üzere tüm bölge devletlerinin Suriye’de Kürt-Arap ve farklı halklar ile inançlar arasındaki barışın sağlanmasına katkı sunmaları gerektiği çağrısı yapıldı. Türkiye’den, Suriye’de tarafları kızıştıran değil uzlaştıran ve bir arada tutan bir aktör olması istendi.

Somut talepler arasında Halep’te Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’ye yönelik kuşatmanın kaldırılması, Dêr Hafir, Tişrîn Barajı, Tabqa, Reqa ve Dêra Zor bölgelerindeki saldırıların derhal durdurulması, diyalog ve anayasal çözüm yolunun yeniden işletilmesi yer aldı. DEM Parti, Suriye’de barışı savunmanın aynı zamanda Ortadoğu halklarının eşitliğini ve ortak geleceğini savunmak anlamına geldiğini belirterek bu çizgide ısrar edeceklerini kamuoyuyla paylaştı.

DEM Parti MYK açıklamasında ayrıca Geçici Şam Hükümeti’nin uygulamalarının 10 Mart Mutabakatı başta olmak üzere uluslararası taahhütlere uyum göstermediği; yürütülen algı operasyonlarının diyalog zeminini yok etmeye çalıştığı eleştirisi yinelendi. Açıklama, barış ve demokratik çözüm çağrısını tekrarlayarak sonlandırıldı.

Kaynak: DEM Parti Genel Merkezi resmi açıklaması (Twitter: https://twitter.com/DEMGenelMerkezi/status/2012874999414063207)

Exit mobile version