CHP Heyeti Silivri’de: Sezgin Tanrıkulu’ndan Cezaevi ve Yargı Süreçleri Değerlendirmesi
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile diğer tutukluları Silivri Marmara Cezaevi’nde ziyaret etti. Ziyaretin ardından Tanrıkulu şu değerlendirmeyi yaptı:
“Ben yaklaşık 14–15 yıldır bu cezaevine gelip giden bir avukat, insan hakları savunucusu ve milletvekiliyim. Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının bu 14–15 yıllık döneminde, en azından benim birebir takip ettiğim süreçte, burası adaletin değil; adaletsizliklerin ve hukuksuzlukların mekânına dönüşmüş durumda. Adil yargılamanın olmadığı bir ortama dönüştü.
Bugün burada ‘kampüs yargılaması’ dediğimiz yargılamalar yapılıyor; onları yakından takip ediyorum. Beşiktaş Belediyesi’nin odağında olduğu davalar burada görülüyor. Diğer tarafta devasa bir inşaat yükseliyor: Avrupa’nın en büyük, hatta dünyanın en büyük duruşma salonunun inşa edildiği bir alan. Bütün bunlar, içinde bulunduğumuz siyasal ve yargısal ortamın bir özetini oluşturuyor.
“BU HUKUKSUZLUĞU YAPANLARDAN HESAP SORACAĞIZ”
Böyle bir ortamdayız. Hukuk maalesef tüm yurttaşlar açısından öngörülebilir olmaktan çıkmıştır. Hiç kimse için hukuk artık öngörülebilir değil. Adil yargılamanın olmadığı, mahkemelerin bağımsız ve tarafsız olmadığı bir dönemden geçiyoruz. Bu nedenle cezaevlerinde çok sayıda siyasetçi, avukat, gazeteci ve aktivist bulunuyor. Cezaevlerinde bulunan hiçbir tutuklu ve hükümlünün adil yargılandığına inanmıyorum.
Tutuklu ve hükümlü yakınları burada; her gelişimde onlarla görüşüyorum. Herkes şikâyetçi: cezaevlerinin koşullarından şikâyetçiler. 20 kişinin kalması gereken koğuşlarda 60 kişi kalıyor. İnsanlar mahkemelerine gidemiyor. İddianameler yazılmıyor. Duruşmalarda hâkimler yurttaşları, sanıkları dinlemiyor. Bir ezberleri var; o ezbere göre karar veriliyor. İçeride de başka bir ezber işliyor. Tamamen hukuka aykırı biçimde toplanmış delillerle yargılamalar yapılmaya çalışılıyor.
Ancak şunun bilinmesini isterim: Bütün bunların tamamı kayıtlara geçiyor. Dostlarımızı elbette bir gün özgürlüklerine kavuşturacağız. Bu hukuksuzluğu yapanlardan da mutlaka, hukuk kuralları içerisinde hesap soracağız.”

