Prof. Dr. Ali Hakan Kara: Altın İthalat Kotaları Kaçakçılığı Tetikledi, 2025’te Patlama Yaşandı
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) eski Başekonomisti ve Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Hakan Kara, ülkenin kronik sorunlarından biri haline gelen altın ithalatı kotaları ve bunların yol açtığı kaçakçılık verilerine ilişkin çarpıcı bir analiz paylaştı. Kara, 2022 yılında uygulamaya konulan kota rejiminin, 2025 itibarıyla illegal yollardan yapılan altın girişini rekor seviyeye çıkardığını vurguladı.
“Net Hata Noksan”ın Ardındaki Sebep Altın Kaçakçılığı mı?
Ekonomi çevrelerinde uzun süredir tartışılan ve “nereden geldiği belli olmayan para” olarak tanımlanan Net Hata Noksan kalemindeki şaşırtıcı artışın arkasında altın kaçakçılığının olabileceği değerlendirmesi somutlaştı. Prof. Dr. Kara, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “Ödemeler dengesinde ‘net hata noksan’ artışının altın kaçakçılığından kaynaklanabileceğine bir süredir işaret ediyordum ama somut kanıt sunamamıştım. Ticaret Bakanlığı gümrük istatistikleri bu düşüncemi destekliyor. 2025’te altın kaçakçılığı patlamış.”
Kota Uygulaması, Kayıt Dışılığı Tırmandırdı
Hükümetin dış ticaret açığını azaltma amacıyla getirdiği altın ithalatı kotaları, iç piyasanın altına olan talebini karşılamada yetersiz kaldı. Yasal kanallardan karşılanamayan talep, kaçakçılık şebekeleri için büyük bir rant alanı oluşturdu. Gümrük verilerinden derlenen grafikler, yasal ithalat azaldıkça kaçak girişlerin nasıl hızlandığını açıkça gösteriyor.
Halkın Birikimi Karanlık Pazarın Etkisinde
Küresel piyasalarda ons altının 5 bin doları aştığı bir dönemde, yerel halkın enflasyondan korunmak için başvurduğu altına erişimin zorlaşması merdiven altı piyasaları besliyor. Bu kontrolsüz artış, milyonların güvenli liman arayışını istismar eden ve kayıt dışı işlemleri büyüten karanlık bir piyasa yaratıyor.
Prof. Dr. Kara’nın değerlendirmesi, ödemeler dengesi kalemlerindeki anomalilerin arkasındaki mekanizmaya yönelik önemli bir işaret sunuyor. Ticaret Bakanlığı verilerinin bu tespiti desteklemesi, politika yapıcılar ve izleyiciler için dikkat çekici bir uyarı niteliği taşıyor.

