İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’ndan 15 Temmuz ve Sonrası Değerlendirmesi
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin nasıl yaşandığını ve sonrasındaki sürecin değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. TBMM bahçesindeki Sözcü Televizyonu yayınında konuşan Dervişoğlu, ülkenin bir darbenin sonuçlarına bağlı olarak rejim değişikliğine uğradığını, olağanüstülüklerin olağanlaştırıldığını ve bunların devlet ciddiyetiyle ele alınması gerektiğini söyledi.
Dervişoğlu, darbe girişiminin yalnızca gece yaşanan olayı değil, o geceye kadar izlenen yönetim anlayışının, yargı ve ordunun durumu ile dönemin uygulamalarının da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bu kapsamda TBMM’de kurulan araştırma komisyonu tarafından hazırlanan raporun Meclis gündemine getirilmediğini, raporun kamuoyuyla paylaşılmasının şart olduğunu ifade etti.
Komisyon raporunun kamuoyuyla paylaşılmamasını eleştiren Dervişoğlu, bazı yayın organları ve açık kaynaklardan raporun kısmen ulaşılabildiğini, ancak Meclis tarafından resmi olarak açıklanması gerektiğini söyledi. Örgütün dini ve toplumsal alanlara müdahalesinin devlet ile millet ilişkisini zedelediğini, bunun sonucunda Türkiye’nin darbe ortamına çekildiğini anlattı. 15 Temmuz darbe teşebbüsünde 253 vatandaşın hayatını kaybettiğini hatırlatarak şehitleri rahmetle andı, gazilere şükranlarını sundu.
Dervişoğlu, FETÖ ile mücadelede eksiklikler olduğunu, operasyonların devam ettiğini ve yakın dönemlerde bine yakın kişinin gözaltına alındığına dair haberlerin görüldüğünü belirterek, konunun tamamen şeffaf ve kapsamlı şekilde ele alınması gerektiğini kaydetti. Sorumluların hesap vermiyorlarsa bile öz eleştiri yapmalarını talep etti.
Türkiye’de yaşananların dünya siyasi tarihinde nadir görülen bir rejim değişikliğine dönüştüğünü söyleyen Dervişoğlu, İYİ Parti’nin kuruluş gerekçelerinden birinin bu olağanüstü uygulamalara karşı demokrasi ve hukuk mücadelesi vermek olduğunu vurguladı. Örgütün her ayağının ortaya çıktığını ancak siyasi ayağının yeterince açığa çıkarılmadığını, hangi kesimlerin örgütten beslendiğinin ve dış desteklerin kamuoyuna net olarak aktarılmadığını ifade etti.
Dervişoğlu, tarihi aydınlatma sorumluluğunun siyasette olduğunu ve bunun iktidar partisinden başlaması gerektiğini belirtti. 15 Temmuz’u bir kurtuluş günü gibi anlatmanın doğru olmadığını, yaşanan kayıpların ve rejim değişikliğinin sonuçlarının doğru okunması gerektiğini söyledi.
İktidara Öz Eleştiri Çağrısı
FETÖ ile mücadelede devlet ciddiyetinin şart olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, darbenin oluşum sürecinin herkes tarafından bilindiğini ifade etti. Meselenin kapsamlı şekilde ele alınması ve hatası olanların en azından öz eleştiri yapmasının gerektiğini talep etti.
Darbe sonrası yargılamalara ilişkin olarak da konunun hukuki mi yoksa siyasi amaçlı mı olduğuna dair kamuoyunda önemli soru işaretleri bulunduğunu belirtti. Suç varsa cezanın verilmesi gerektiğini; fakat soruşturma ve yargı süreçlerinde hukuki olmayan, siyasi amaç taşıdığı izlenimi veren uygulamalardan kaçınılması gerektiğini söyledi. Bu tür kanaatlerin adalet duygusunu zedeleyerek kurumların kaybedilmesine neden olduğunu işaret etti.
Çerçeve Yasa ve Siyasi İlişkiler Tartışması
Çözüm sürecine ilişkin çerçeve yasa tartışmalarına değinen Dervişoğlu, bu tür konuların oldubittiye getirilemeyeceğini, geçmişte hükümetin bazı yasa dışı örgütlerle iş birliği yaptığı yönündeki eleştirilerini yineledi. Hükümetin bazı konularda örgütlerle temas etme alışkanlığı olduğunu, bunun devlet geleneğine uygun olmadığını söyledi. Komisyon çalışmalarına katılım ve uzlaşmanın ne tür tartışmaları beraberinde getireceğini daha önce anlattığını, maalesef haklı çıktığını ifade etti.
Dervişoğlu, örgütün uzantısı olduğu iddia edilen siyasi partinin Meclis gündeminde devletle örgüt arasında bir mutabakat varmış gibi bir algı oluşturduğunu, bazı siyasi liderlerin bu dayatmaya katkı verebilecek söylemler kullandığını belirtti. Bu konuda cevap verilmesi gereken yerin Genel Kurul ve grup toplantıları olduğunu söyledi.
Yerel Yönetimler ve Savunma Hakkı
Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in tutuklanması ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a yönelik iddialarla ilgili soruya yanıt veren Dervişoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının kısıtlanmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Ceza Muhakemesi Kanunu’na ve Türk yargılama geleneklerine aykırı tutumları kınadı. Suç varsa cezanın verilmesi gerektiğini ancak mücadelede hukuki olmayan, siyasi amaçlı uygulamalardan kaçınılması gerektiğini yineledi.
Dervişoğlu, yargının araçsallaştırıldığı algısının adalet duygusunu zedelediğini, kurumların siyasetsizleştirilmesinin ve hukukun işlevinin zayıflatılmasının tehlikeli olduğunu söyledi. Devlet ciddiyeti, kurum işlevlerinin yeniden işler hale getirilmesi ve hukukun üstünlüğünün sağlanmasının çözümün anahtarı olduğunu kaydetti.
Meclis Başkanı ve Komisyon Raporu Talepleri
Yayın sırasında Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un alandan geçmesi üzerine Dervişoğlu, Meclis Başkanının raporları gizleme durumunun Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yakışmadığını belirtti. 2016 darbe teşebbüsüyle ilgili kurulan komisyonun raporunun ya da rapor taslağının kamuoyuyla paylaşılmasını ve akıbetinin açıklanmasını istediğini söyledi. İYİ Parti olarak FETÖ’nün siyasi ayağının tespit edilmesi amacıyla çok sayıda araştırma önergesi verdiklerini paylaştı.
Konuşmasının genelinde Dervişoğlu, hem 15 Temmuz öncesinin hem de sonrasının detaylı şekilde incelenmesi ve sonuçların kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmasının gerekliliğini vurguladı. Hataların tespiti ve sorumluların hesap vermesi ile devlet ciddiyetinin yeniden sağlanmasının, Türkiye’deki demokrasi ve hukukun güçlenmesine katkı sunacağını ifade etti.

