Ermeniler, SGK Dolandırıcılığı ve Dr. Öz

Evde sağlık ve bakım hizmetlerinde şeffaflık ve denetim ihtiyacı Evde sağlık ve bakım hizmetleri, hayatının son dönemindeki hastalar için kritik öneme sahiptir. Bu hizmetler, evde kaliteli bakım sağlayarak hem tıbbi hem de psikolojik destek sunar. Ne yazık ki, bu sistemin şeffaflığı ABD’de çoğu zaman yeterince sorgulanmamaktadır. Çoğu ev sağlık ajansı hastaların evlerine giden nitelikli hemşire, […]

Evde sağlık ve bakım hizmetlerinde şeffaflık ve denetim ihtiyacı

Evde sağlık ve bakım hizmetleri, hayatının son dönemindeki hastalar için kritik öneme sahiptir. Bu hizmetler, evde kaliteli bakım sağlayarak hem tıbbi hem de psikolojik destek sunar. Ne yazık ki, bu sistemin şeffaflığı ABD’de çoğu zaman yeterince sorgulanmamaktadır. Çoğu ev sağlık ajansı hastaların evlerine giden nitelikli hemşire, fizyoterapist ve davranış terapisti ziyaretlerini planlamak için telefon üzerinden çalışır. Ancak randevular aksamakta; haftalık ziyaretler kağıt üzerinde yapılmış gibi görünse de gerçekte haftalarca gerçekleşmeyebilmektedir. Amaç, insanların devlet veya sigorta tarafından ödenmiş veya ödenecek olan hizmetleri gerçekten almasını sağlamak olmalıdır.

Dolandırıcılık iddiaları ve örnek vakalar

Bazı durumlarda bu sistem maalesef dolandırıcılık fırsatlarına açık hale gelmektedir. Los Angeles’taki örnekler sorunun boyutlarını göstermektedir. Medicare ve Medicaid Hizmetleri Merkezleri’nin (CMS) yöneticisi Dr. Mehmet Öz son videosunda dört blokluk bir alanda 42 hospis tesisi bulunduğunu, bazı tesislerin sahte hizmetler sunuyor olabileceğini aktarmıştır. Medicare dolandırıcılığı kapsamında sahte faturalarla devletten yaklaşık 16 milyon doların çekildiği, ana faillerden birinin 12 yıl hapis cezası aldığı ortaya çıkmıştır. İddiaya göre yüzlerce doktor sisteme dahil edilerek sahte reçeteler yazdı ve 100 binden fazla hastanın bilgileri kullanıldı. Bu olay, sistemdeki denetim eksikliğini ortaya koymaktadır.

Topluluklara yönelik ifadeler ve tepkiler

Ancak bu tür dolandırıcılıkları konuşurken belirli toplulukları suçlu gibi göstermeye çalışmak tehlikelidir. Dr. Öz’ün Los Angeles videosunda Rus-Ermeni mafya bağlantısına atıfta bulunması, Ermeni toplulukları tarafından eleştirilmiştir. Bazı Ermeni gruplar Türk kökenli bir sporcunun California’daki bir takıma katılmasına da nefret söylemiyle tepki göstermişti ve bu durum üzüntü yaratmıştır. Hiçbir grup toptan “suçlu” ya da “güvenilmez” olarak gösterilemez. Öz de Ermeni Amerikalı gruplar tarafından eleştirildi ve yorumların topluluğu haksız yere hedef aldığını savundular. Bu tartışmayı anlamak, New York’ta süren müfredat tartışmaları açısından da önemlidir.

New York’ta müfredat tartışması ve imza kampanyası

Türk kökenli Amerikalılar, New York Eyaleti’nde Holokost ve soykırım eğitim tasarısının devlet okullarının müfredatına eklenmesine karşı imza topluyor. Tasarı, Eğitim Yasası’na eklenen yeni 801‑b maddesiyle, ilkokul ve liselerde Holokost’un yanı sıra Ermeni Olayları, Ukrayna’daki kıtlık-soykırım ve Kamboçya, Bosna, Ruanda ve Sudan’daki soykırımların da öğretilmesini zorunlu kılıyor. Derslerde ayrıca ulusal, etnik, ırksal veya dini nefretten doğabilecek yıkıcı sonuçlar da vurgulanıyor. Amerikan eğitim sisteminde ABD tarihine dair olayların nasıl aktarılacağı konusundaki tartışma devam etmektedir. Trump yönetimi ise kölelik ve ırkçılığın kurumsallaşmasına dair eleştirel ırk teorisi gibi tarih derslerini sınırlamaya odaklanmıştır.

Yetkililerin tarafsızlık beklentisi ve halkla ilişkiler etkileri

Bu bağlamda, Medicare ve Medicaid sisteminde dolandırıcılığı önleme sorumluluğunu üstlenen yetkililerin görevlerini siyasi veya toplumsal önyargılardan bağımsız yürütmesi oldukça zordur. Dr. Öz’ün bölgede Kiril alfabesi levhalarını gösterirken kamerayı lavaş ve pide satan bir mağazaya yakın plan yapması halkla ilişkiler açısından hassas bir konu oldu. Fırın, Dr. Öz’ün kendilerini mafya diye kameraya göstermesinden sonra satışlarının %30 düştüğünü açıkladı. Bir zoomu yapmak veya yapmamak kadar ince olan bu tür halkla ilişkiler tepkileri önem taşımaktadır. California Valisi Gavin Newsom da, “Mehmet Öz’ün yakın zamanda Güney Kaliforniya’daki Ermeni Amerikalı topluluğunu hedef aldığına dair raporları inceliyoruz. Popüler bir fırın da dahil olmak üzere Ermeni sahipli işletmelerin önünde ırksal olarak kışkırtıcı dolandırıcılık iddialarında bulunduğu belirtiliyor. Bu iddiaları ciddiyetle ele alıyoruz” dedi. Dr. Öz, hasta bakım ajansı yerine fırını gösterdiği için tepki aldı; derdini anlatsa da konu gölgede kaldı. Bazıları, Öz’ün Türk kökenli olmaması halinde kullandığı dilden nefret söylemi çıkarılmayacağını savundu.

Diğer bölgelerdeki iddialar ve siyasi bağlam

Trump yönetimi, Somali kökenli Amerikalıların Minneapolis’teki okul fonlarını alıp, okul açmadan paraya çöktükleri iddialarını araştırıyor. Minneapolis ve Los Angeles gibi şehirler göçmen topluluklarına yönelik soruşturmaların hedefi oldu. Bu bölgeler genellikle Demokrat yönetimler altındadır. Trump yönetimi, Davos’ta Kaliforniya Valisi Newsom’ın ABD pavilyonunda bir röportaj vermesine dahi izin vermedi; Newsom’un Trump’ın Davos konuşmasına “sıkıcı” yorumunu yaptığı belirtilmiştir.

Aflar ve sonuçları

Konu ayrıca Trump yönetiminin, huzurevi ve evde bakım dolandırıcılığı suçlarından hüküm giymiş bazı iş insanlarını affetmesiyle bağlantılıdır. Örneğin Skyline Healthcare’in eski sahibi Joseph Schwartz, ülke genelindeki tesislerde yürütülen 38 milyon dolarlık istihdam vergisi dolandırıcılığı davasında suçunu kabul etmiş ve üç yıl hapis cezası almıştı; Kasım 2025’te Trump tarafından tam ve koşulsuz af aldı. Florida’da faaliyet gösteren huzurevi yöneticisi Paul Walczak da 10 milyon dolardan fazla vergi ödememekten suçlu bulunmuş ve affı 2025’in başlarında gerçekleşti. Af lobisi çalışmaktadır. Bu aflar, evde bakım ve huzurevi sisteminde denetim ve adalet tartışmalarını daha da öne çıkarmıştır.

Hedef ve sonuç

Sonuç olarak amaç, sistemdeki hataları yakalamak, dolandırıcılığı önlemek ve vatandaşların, hasta ve yaşlıların hak ettiği hizmete ulaşmasını sağlamaktır.

Exit mobile version