Bir emekli hikayesi: Avrupa bizi kıskanıyor

Emekli Maaşları ve Gerçekler: ‘Avrupa Bizi Kıskanıyor’ Sözüne İlişkin Haber Değerlendirmesi “Avrupa bizi kıskanıyor.” Bu ifade artık yalnızca bir siyasi slogan değil; aynı zamanda bir mizah türü gibi dolaşıma girmiş durumda. Hangi Avrupa? Neyi kıskanıyor? Bizde olup onlarda olmayan hangi mucizeyi? Örneğin emeklilerimizi mi? Bugün Türkiye’de bir emekli ayda ortalama 300 avro alıyor. Bu parayla […]

Emekli Maaşları ve Gerçekler: ‘Avrupa Bizi Kıskanıyor’ Sözüne İlişkin Haber Değerlendirmesi

“Avrupa bizi kıskanıyor.” Bu ifade artık yalnızca bir siyasi slogan değil; aynı zamanda bir mizah türü gibi dolaşıma girmiş durumda.

Hangi Avrupa? Neyi kıskanıyor? Bizde olup onlarda olmayan hangi mucizeyi? Örneğin emeklilerimizi mi? Bugün Türkiye’de bir emekli ayda ortalama 300 avro alıyor. Bu parayla Avrupa’da emekli ne yapar biliyor musunuz? Bir ay yaşamaz. Bir hafta idare etmeye çalışır, sonra Google Maps’te “en yakın konsolosluk”i arar. Ama bizde bu para aylık. Ve buna “maaş” diyoruz. Yetmiyor; bir de “refah artıyor” diyoruz.

Şimdi dönüp bakalım Avrupa’ya. Rakamlar konuşsun. Almanya’da emekli 1.500 avro alıyor. Fransa’da 1.200. İtalya’da 1.100. Lüksemburg’da 2.500. Aradaki fark uçurum değil; kıta farkı. Avrupa’da emekli maaşı yattığında “Bu ay torunları alıp tatile mi çıksam?” diye düşünür. Türkiye’de emekli maaşı yattığında “Doğalgaz mı, ilaç mı?” diye karar vermek zorundadır. Biri yaşam planı yapar. Diğeri eleme usulü yaşar.

“Ama Avrupa’da hayat pahalı” diyenler var. Doğru; ama orada maaş da yüksek. Bizde ise ekonomi çok daha yaratıcı: hayat Avrupa gibi pahalı, maaş Afrika sabrı kıvamında. Avrupa’da emeklilik, çalışmanın onurudur. Türkiye’de emeklilik, çalışmanın bedeli. Otuz beş yıl çalış, prim öde, vergi ver… Sonra devlet sana şunu desin: “Artık üretmiyorsun, fazla harcama.”

Ve sonra ekranlara çıkıp şunu söyleyelim: “Avrupa bizi kıskanıyor.” Evet. Kesin kıskanıyor. Pazarda akşamüstü yere dökülmüş domatesi seçebilme becerimizi; ilacını yarım yarım kullanma zekâmızı; torununa harçlık veremediği için “başka zaman” diyen emeklinin yaratıcılığını… Bunlar kolay işler değil. Bu bir dayanıklılık rejimi.

Ancak Avrupa bizi kıskanmıyor; Avrupa bizi inceliyor. “Bir ülke, emeklisine bunu yapabiliyorsa, gençlerine neler yapar?” diye bakıyor. Ve muhtemelen şunu not alıyorlar: “Bu bir ekonomi değil. Bu bir alıştırma.”

Ama biz hâlâ ısrarla söylüyoruz: “Avrupa bizi kıskanıyor.” Doğru, kıskanıyordur belki — bizim kadar sabırlı bir halk oldukları için değil; bizim kadar sabredene razı bir sistem kuramadıkları için.

Exit mobile version