CHP İstanbul’dan ‘Geçim, Özgürlük, Adalet, Seçim’ Yürüyüşü Beykoz’dan Paşabahçe’ye
CHP İstanbul İl Başkanlığı akşam saatlerinde Beykoz Sultaniye Parkı’ndan Paşabahçe Meydanı’na “Geçim, Özgürlük, Adalet, Seçim” yürüyüşü düzenledi. Yürüyüşte “CHP Halktır, Halkın Dediği Olur” yazılı pankart taşındı; katılımcılar “Özgür İstanbul, özgür Türkiye”, “Hak, hukuk, adalet”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Kayyumlar gidecek biz kalacağız” sloganları attı.
Yürüyüşe İBB Meclisi Grup Başkanı Ülkü İnanlı, CHP İstanbul Milletvekili Ali Gökçek, CHP PM Üyesi Baran Seyhan ile CHP’li belediyelere yönelik operasyonlarda tutuklanan Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler’in eşi Firdevs Köseler katıldı. Dün hakkında disiplin soruşturması başlatılan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de yürüyüşte bir konuşma yaptı.
Çelik konuşmasında, “Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, Türkiye’de büyük bir yürüyüş başlattı. İstanbul’da öncelikle geçim için yürüyoruz. Neden geçim için yürüyoruz?” sorusunu yönelterek şunları söyledi: Cumhuriyet Halk Partisi 1 yıl 7 aydır büyük bir saldırı altında. Bu mesele sadece Cumhuriyet Halk Partisi meselesi değildir. Sandığı milletin önünden kaçırmaya çalışan, bu toprakları monarşiye sürüklemeye çalışan bir anlayış var. Bu nedenle yalnızca CHP’liler değil, bütün muhalefet partileri de bu antidemokratik uygulamaların karşısında durdu. Haksızlığın karşısında duran tüm siyasi partilere yürekten teşekkür ediyoruz.
“BU SEFALET, YOKSULLUK GÖRÜNÜR HALE GELMESİN DİYE YENİ DOĞAN HER GÜNE OPERASYONA UYANIYORUZ”
Çelik, bugün emekliyi, işçiyi, memuru sefalete sürüklemiş bir iktidarla karşı karşıya olunduğunu belirterek, bu sefalet ve yoksulluğun görünür hale gelmemesi için her yeni güne operasyonlarla uyanıldığını söyledi. Her gün yeni bir operasyonla Türkiye’nin yoksulluğu ve sefaleti örtülmeye çalışıldığını ifade etti.
“ÖZEL OKUL ÖĞRETMENLERİNİN ÖZLÜK HAKLARI VERİLMELİ”
Ankara’da geçinemedikleri ve atanamadıkları için açlık grevinde olan öğretmenlerin direnişini selamlayan Çelik, KPSS’de yüksek puan alan adayların mülakatlarda elendiğini, siyasi tanıdıkları olmayanların haksızlığa uğradığını söyledi. Mülakatlarda haksızlık yaşandığını, düşük puanlı kişilerin siyasi torpillerle öğretmen ve memur yapıldığını belirtti. Özel okullarda çalışan öğretmenlerin 2014’te kaldırılan taban maaş uygulaması nedeniyle asgari ücret ve altında maaşlarla çalıştığını, bu nedenle özel okul öğretmenlerinin taban maaş ve özlük haklarının geri verilmesi gerektiğini vurguladı. Öğretmenlerin toplumun en saygın mesleklerinden biri olduğunu, onlara değer verilmeyen bir toplumun çökmeye mahkum olduğunu ifade etti.
Çelik ayrıca madenciler, emekliler, işçiler ve memurların hak arayışı için sokaklarda olduğunu, CHP olarak memurun, işçinin, madencinin, öğretmenin ve emeklinin yanında olmaya devam edeceklerini kaydetti.
“CHP DURUM TESPİTİ YAPAN, SORUN ANLATAN BİR PARTİ DEĞİLDİR”
Geçim için yürüdüklerini ancak bununla kalmadıklarını belirten Çelik, CHP’nin sadece durum tespiti yapan bir parti olmadığını söyledi. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi, Genel Başkan Özgür Özel ve milletvekilleriyle parti programını güncellediklerini, Türkiye’nin temel sorunlarını nasıl çözeceklerini meydanlarda anlattıklarını ifade etti. CHP iktidarında kalkınan bir ekonomi kuracaklarını, işsizlik sorunlarını çözeceklerini ve yoksulluğu ülkenin kaderi olmaktan çıkaracaklarını belirtti.
“KUMPAS DAVASI ÇÖKMÜŞTÜR”
Adalet ve özgürlük için de yürüdüklerini söyleyen Çelik, Cumhurbaşkanı adayları Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşlarının haksız şekilde yargılandığını, Silivri’de görülen kumpas davasının çökmüş olduğunu iddia etti. Hiçbir delil ve kanıt olmadan yol arkadaşlarının tutuklandığını, iddianamelerin gizli tanık ve iftiracı ifadelerine dayandığını belirtti. Etkin pişmanlıktan faydalananların ifadelerini geri aldığını, bazılarınca ‘Lütfen hakkınızı helal edin’ denildiğini anlattı. İBB bürokratı Yavuz Saltık ve yol arkadaşlarının tahliye edildiğini hatırlattı.
Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler’e selam gönderen Çelik, Köseler’in 2024’te seçim kazanarak göreve geldiğini, bunu hazmedemeyenlerin Beykoz’un rantına çökmek isteyerek haksız ve hukuksuz biçimde Köseler’i tutukladığını söyledi. 476 gündür seçilmiş belediye başkanının tutsak olduğunu, yargılandığını, suçsuz olduğu anlaşılıp tahliye edildiğini, ardından tekrar tutuklandığını anlattı. Çelik, Alaaddin Köseler’in görevine dönmesi gerektiğini vurguladı.
“BEYKOZ HALKININ İRADESİNİ SATANLAR O UTANCI ÖMÜR BOYU YAŞAYACAK”
Çelik, zor günlerin ve zulümlerin bir gün biteceğini belirterek Alaaddin Köseler’in Silivri’de dimdik ayakta duran bir Paşabahçeli olduğunu söyledi. Beykoz’un onurlu meclis üyelerinin yürüyüşte bulunduğunu, Beykoz halkının oylarıyla CHP listelerinden seçilip sonra iradeyi satanların ise Beykoz sokaklarında başı önünde yürüyeceğini; o utancın ömür boyu yaşanacağını ifade etti.
“GÖREVİMİZİN BAŞINDAYIZ”
Dün İstanbul İl Başkanlığıyla ilgili açıklanan karara da değinen Çelik, geçen yıl 5 bin polisle il binasına girildiğini, kadınların yerlerde sürüklendiğini ve gençlere biber gazı sıkıldığını hatırlatarak “O gün ‘görevimizin başındayız’ dedik. Bugün de söylüyoruz, görevimizin başındayız.” dedi. Çelik, kendileri için koltuk ve binaların makam olmadığını, makamın Beykoz halkının gönlündeki yer, meydanlar ve sokaklar olduğunu belirtti.
DÜZGÜN: “HİÇBİR ATANMIŞ GÜÇ HALKIN İRADESİNDEN ÜSTÜN DEĞİLDİR”
CHP Beykoz İlçe Başkanı Aydın Düzgün ise Alaattin Köseler ve arkadaşlarının hukuki dayanaklardan yoksun bir şekilde özgürlüklerinden mahrum bırakılmasını asla kabul etmediklerini söyledi. Beykoz’un bugün de yarın da CHP’nin sarsılmaz kalesi olmaya devam edeceğini belirtti. Hiçbir atanmış gücün halkın iradesinden üstün olamayacağını, hiçbir bürokratik makamın milyonların değişim talebinin önünde duramayacağını dile getirdi. Geçici makamlarına güvenerek halkın sesini kısmaya çalışanlar olabileceğini, ancak dün olduğu gibi yarın da son sözü milletin söyleyeceğini kaydetti. Umudu büyütmeye, adaleti savunmaya ve demokrasiyi korumaya kararlılıkla devam edeceklerini vurguladı. Umudun olduğu yerde mücadelenin, mücadelenin olduğu yerde değişimin, değişimin olduğu yerde ise halkın kazanacağını söyledi.

