Ayşe Barım’ın Sağlık ve Tutukluluk Durumu
Ayşe Barım hakkında 10 Ocak’ta “çalışma hürriyetinin ihlali” ve “şantaj” suçlamalarıyla soruşturma başlatıldı; 13 Ocak’ta yurt dışı çıkış yasağı getirilen Barım, 24 Ocak’ta gözaltına alındı ve 27 Ocak’ta tutuklandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı açıklamasına göre Barım’ın, 29 Mayıs – 2 Haziran 2013 tarihleri arasında şirketi bünyesindeki sanatçıları Gezi Parkı olaylarına katılmaları için yönlendirdiği iddia edildi. Barım, Gezi Parkı protestolarının “planlayıcılarından” olduğu gerekçesiyle “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme” suçundan tutuklu bulunuyor.
İlk Röportaj
Barım, tutuklu bulunduğu süre içinde T24’ten Cansu Çamlıbel’in sorularını yanıtladı. Röportajda sağlık durumu, tutuklanma süreci, Gezi iddiaları ve sektörel etkileri hakkında ayrıntılı açıklamalar yaptı.
Sağlık Durumu
Barım, son üç aydır durumunun giderek kötüleştiğini belirtti. Tutuklanmadan iki yıl önce hipertrofik kardiyomiopati teşhisi konmuş, acil ameliyat önerilmiş ancak bazı kardiyologların görüşü doğrultusunda ilaç ve sağlıklı yaşam ile ameliyat geciktirilmeye çalışılmış. Cezaevi sürecinde kalp rahatsızlıkları kontrolden çıktı; ilaçların dozajı arttırılsa da durum kötüleşti ve dört ay önce bayılmalar başladı. Tıbbi olarak bu bayılmalar “senkop” olarak tanımlanıyor. Kalp kasındaki bozulma, kanın çıkış yerini daraltıyor ve vücuda yeterince kan pompalanamaması sonucu bayılma atakları meydana geliyor. Son bayılmada başını çarptığı için revirde müşahede altına alındı.
Ayrıca beyninde 10 yıl önce oluşan anevrizmaya karşı iki stent bulunduğunu, yeni bir anevrizmanın tespit edildiğini ve bunun mevcut stentlere yakın noktada olduğunu aktarıyor. Kanama halinde geri dönüşün imkânsız olabileceğini, tedavinin riskli olduğunu ve aynı doktor tarafından yapılması gerektiğini belirtiyor. İşlem sırasında açık beyin ameliyatına bile dönülebileceği söylenmiş. Barım, mevcut sağlık durumu nedeniyle bu ameliyatları kaldıramayacağını, nefes alma ve uyku apnesi sorunları bulunduğunu, vücudunun güçsüz olduğunu ve ameliyat sonrası nekahat dönemini cezaevi şartlarında geçirmesinin imkânsız olduğunu ifade etti.
Hastalıkların İlerlemesi ve Tedavi Olanakları
Doktorlar, kaygı bozukluğu ve panik atakların her iki hastalığı da tetiklediğini, bu nedenle yüksek ölüm riski bulunduğunu aktardı. Bayılma ataklarını hissetmediğini, aniden meydana geldiğini ve bu durumun kendisinde sürekli bir kaygı yarattığını dile getirdi. Cezaevi kampüs hastanesinde nörolog ve kardiyolog bulunmadığını, tam teşekküllü devlet hastanesinin 1,5 saat uzaklıkta olduğunu söyledi. Bu nedenle müdahale şansının kısıtlı olduğunu, tedavi imkânının sınırlı olduğunu vurguladı ve sağlıklı yaşam hakkının verilmesini talep etti.
Tutuklanma ve Suçlamalar Karşısındaki Duruş
Tutuklanma gerekçesiyle karşısına “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüse yardım etme” iddiası konulduğunda büyük bir şok yaşadığını belirtti. İlk gözaltına alındığında suçun kapsamını bilmediğini, nezaretteki ilk avukat görüşünde suçlamayı öğrendiğini anlattı. Kendini tek başına, sakin bir kadın olarak tanımlayan Barım, bu suçlamanın gerekçesini ve kanıtını anlayamadığını ifade etti.
Gezi İddiaları ve İlişkiler
Barım, Gezi Parkı protestolarına yalnızca bir kez gittiğini, o tarihte basın olduğu için oyuncularının yanında bulunmak üzere orada bulunduğunu ve daha sonra tatile çıktığını söyledi. Şirketteki bilgisayarlar ve hesap giriş çıkışlarının incelendiğini, hiçbir delil bulunmadığını ve MASAK raporunun da suç unsuru tespit etmediğini belirtti. Osman Kavala ile ilişkilendirilen iddialara ilişkin olarak Kavala ile Gezi’den önce veya sırasında tanışmadığını, Gezi’den bir yıl sonra yönetmen Fatih Akın aracılığıyla tanıştığını ve 2014 sonuna kadar film tanıtım çalışması nedeniyle görüştüğünü; sonraki dönemlerde görüştüğüne dair kayıt bulunmadığını aktardı.
Sektörel İddialar ve Tepkiler
Barım, şirketinin oyuncularının TRT kanallarındaki yapımlarda yer almasına engel olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, son yıllarda 28 oyuncularının yaklaşık 25 TRT ve Tabii projelerinde rol aldığını açıkladı. Bu verilerin iddiaları çürüttüğünü söyledi. Menajerin sadece bir aracı olduğunu vurguladı.
Barım, sektörde kendisine yönelik bir itibarsızlaştırma kampanyası yürütüldüğünü ve dijital zorbalıkla karşılaştığını, sosyal medyada kimliği belirsiz hesaplarca yaratılan iftiralara maruz kaldığını anlattı. Bu süreçte birçok yapımcıya gerçeği açıklamaları için başvurduğunu, yalnızca iki yapımcı dışında destek görmediğini ve bu durumun kendisinde büyük hayal kırıklığı yarattığını belirtti. Sektörün sessizliği nedeniyle yalnızlaştığını ifade etti.
İzolasyon ve Ziyaretler
Barım, yalnızlaştırma ve izolasyon uygulamalarından yakınarak Bakırköy Savcılığı ve Adalet Bakanlığı’na yapılan özel izin başvurularının reddedildiğini, milletvekili dışındaki birçok kişinin izin alabildiğini söyleyerek neden kendisinin yalnızlaştırıldığını anlayamadığını anlattı. Oyuncuların başvurularının da reddedildiğini, ancak aylar sonra mahkeme salonunda oyuncularla göz göze geldiklerini ve bunun kendisi için değerli olduğunu belirtti.
Silivri Deneyimi ve Cezaevi Koşulları
Silivri Cezaevi Kampüsü’nde yönetimlerin farklı olabileceğini, dolayısıyla deneyimlerin değişkenlik gösterebileceğini ifade etti. Kısıtlamalar, izolasyon ve belirsizlik duygusunun dayanılması zor olduğunu belirtti. Barım, kaldığı 9 No’lu Kapalı Cezaevi’ndeki bazı görevli ve sağlık ekiplerinin insani ve vicdani yaklaşımlarının süreci katlanılabilir kıldığını söyledi. Ancak yüksek güvenlikli cezaevi kurallarının yaşamı zorlayıcı olduğunu da ekledi.
Barım, cezaevinde dağıtılan yemeklerin sağlıksız olduğunu, özellikle kalp ve damar sağlığını korumasını zorlaştırdığını anlattı. Diyetisyen tarafından hazırlanan menülerin dengesiz olduğunu, kantinde daha çok paketli ürünler bulunduğunu söyledi. Bu koşulların kilo kaybı ve sindirim sorunlarına yol açtığını ifade etti.
Umutsuzluk ve Aile Bağları
Barım, mücadeleci bir karakteri olduğunu ancak haksızlık karşısında burada kendisini daha zayıf hissettiğini belirtti. Kardeşinin avukat olması dolayısıyla sık sık gördüğünü, annesiyle haftalık 10 dakikalık telefon görüşmesi yaptığını ve annesinin kendisine destek verdiğini anlattı. Ailesine ve geçmişine dair kısa bilgiler paylaşarak duygusal durumunu aktardı. Silivri’den çıkamayacağı kaygısına sık sık kapıldığını fakat mücadeleden vazgeçmediğini söyledi.
En Çok Özgünlediği ve Özlediği Şeyler
Barım, en çok sevdiklerine doyasıya sarılmayı özlediğini; dilekçe yazmadan özgürce bir şey isteyebilme, yemek pişirme, müzik dinleme ve kapının üstünde kilit olmadığı anları özlediğini söyledi. Hiçbir şeye alışmadığını, yalnızca uyumlandığını ifade etti.
Politikleşme İddiaları
Barım, yaşananların kendisini politikleştirmediğini, siyasetin içinde olmadığını ve olmayacağını belirtti. Onun önceliği onuru, itibarı ve masumiyeti olduğunu; haksız yere atılan iftiralar nedeniyle burada bulunduğunu ve hayatının tehlikede olduğunu vurguladı. Barım, ölmek istemediğini yineledi.
Sonuç ve Talepler
Röportaj boyunca Barım, sağlık sorunlarının acil ve ciddi olduğunu, cezaevi koşullarının tedavi ve iyileşme için yetersiz olduğunu, hukuki süreçte delil bulunmadığını iddia ettiğini ve sektörde yaşanan itibarsızlaştırma kampanyası nedeniyle mağduriyet yaşadığını belirtti. Tek talebi, sağlık haklarının sağlanması ve adalet süreçlerinin şeffaf şekilde yürütülmesidir.
