Selahattin Demirtaş’tan Deniz Göktaş’a hitaben yazılan mektup yayımlandı
Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, hakkında soruşturma başlatılan komedyen Deniz Göktaş’a hitaben yazdığı mektubu sosyal medya hesabından paylaştı.

Demirtaş’ın mektubu şu şekilde:
Avukatlarımın aktardığına göre “Deniz Göktaş diye genç bir adam var, siyasi mizah yapmak suretiyle çaktırmadan senin koltuğuna göz dikmiş, haberin olsun!” dediler. Ben de “şu andaki koltuğuma mı?” diye sordum. “Evet” dediler, “öyle görünüyor ki bugün yarın tutuklanır.” Ben de “hadi inşallah, hayırlısı” dedim. O hapse girerse bu defa ben kesin çıkarım; nitekim hapishaneler aynı anda iki adet böyle mahpusu kaldıramaz. Az kaldı!
Bu tür genç yetenekleri teşvik ve tahrik etmek boynumun borcudur. Güzel kardeşim, kesinlikle doğru yoldasın, aynen devamke. Bana bazen “Selo” diyenler oluyor, ben de sana kısaca “Denyo” diyebilir miyim? Gerçi bu olmadı; senin ismini kısaltmıyoruz. Hatta asalar da, kesseler de olmuyor; Deniz her zaman Deniz olarak kalıyor. Neyse, ben sana mecburen kısaca Deniz diyeceğim.
Bak Deniz kardeş; koltuğuma göz dikmeni takdirle karşıladım, hatta tatlı bir telaş, fazlaca umut da var. On yıldır bu günü bekliyorum; Yılmaz, Cem falan benim yerime gelirler diye düşünmüştüm, hepsi hayal kırıklığına uğrattılar. Fakat sen öyle değilsin; sende o ışık var, başaracaksın illaki. Çaban, mücadelen, gayretin mutlaka sonuç verecek, vazgeçme lütfen.
Baktın sabahın köründe kapına dayanıyorlar —ki en kötüsü bu şekilde beklemektir— durma, git. Taksim’e git mesela; avukatlarımın sana ileteceği iki sağlam sloganı sol yumruk havada, hançereni yırtarcasına meydanın ortasında haykır; akşamına koltuğum senindir inşallah.
Sana bir de abi tavsiyesi: “Yurt dışına kaçmadım ki, iki şort, iki tişörtle yurt dışına mı kaçılır” şeklindeki savunman pek sağlam olmamış. Sanırsın kıyafet yeryüzünde sadece Türkiye’de satılıyor; dünyanın geri kalanı halen incir yaprağıyla geziyor! Öyle olmaz, yemezler bunlar.
Misal şöyle inandırıcı bir şeyler uydur: “Yeminle altın fiyatları dip yapınca daha dün bir çeyrek aldım, haftaya yine tavan yapınca satacağım. Çeyreği Türkiye’de bırakıp kaçar mıyım ya!” Takdir yine de senindir Deniz kardeş; bu halk her halükârda Deniz’leri sever. Üstelik tuhaftır ki dönmeyen Deniz’leri daha çok severler. Olan bana olacak ya neyse, yapacak bir şey yok.
Son olarak yetkililere seslenmek isterim: Bu genç arkadaşımız tam olarak neler söylemiş bilemiyorum ama bırakın da gençler korkmadan, özgürce düşünsün, konuşsun, gülsünler bari. Toplumsal gelişme ve ilerleme için özgürlükler şarttır, olmazsa olmazdır; gençleri engellemeyin lütfen.
Not: Eğer iki gösterisinde bana da giydirmişse tutuklayın tabii, o ayrı.
Selam ve sevgilerimle
S. Demirtaş

