Milli İstihbarat Akademisi’nden ‘NATO Ankara Zirvesi: İstihbarat ve Dayanıklılık’ Programı
Milli İstihbarat Akademisi (MİA), Ankara’da 7-8 Temmuz’da düzenlenecek 36’ncı NATO Zirvesi öncesinde başkentte bir otelde “NATO Ankara Zirvesi: İstihbarat ve Dayanıklılık” başlıklı uluslararası bir program düzenledi. Programa Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Talha Köse, NATO İstihbarat ve Güvenlikten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Scott W. Bray, büyükelçiler, akademisyenler ve güvenlik uzmanları katıldı.
Kalın: Ortak Stratejik Akla Her Zamankinden Fazla İhtiyaç Var
MİT Başkanı İbrahim Kalın, değişen tehdit ortamının ittifakın rolünü ve müttefiklerin değerlendirilmesini zorunlu kıldığını belirtti. “Güvenlik paradigmasının köklü biçimde değiştiği günümüzde, dönüşümü doğru okumak, yeni tehditleri zamanında kavramak ve bu tehditlere stratejik cevaplar üretebilmek kritik önemi haizdir. Bunun için dayanıklı toplumlara, güçlü kurumlara, etkili istihbarat kapasitesine, teknolojik donanıma ve ortak stratejik akla her zamankinde daha fazla ihtiyaç duyuyoruz” ifadelerini kullandı.
Kalın, NATO’nun kuruluş felsefesinde güvenlik, askeri, siyasi, ekonomik, teknolojik ve toplumsal unsurların iç içe geçtiğini, çok katmanlı ve çok boyutlu bir yapı arz ettiğini söyledi. Sınır güvenliği ve enerji güvenliği, ekonomik istikrar ve savunma kapasitesi, siber dayanıklılık ve toplumsal huzur ile yapay zeka çağının gerektirdiği bilgi güvenliğinin devlet egemenliğinin ayrılmaz unsurları olduğunu vurguladı. Bu köklü dönüşümün savaş ve istihbaratın doğasında da değişime neden olduğunu, her aktörün kendine yeterli olmanın, caydırıcı etki oluşturmanın ve krizlere çözüm üretmenin yollarını araması gerektiğini kaydetti. NATO’nun yalnızca caydırıcılık kapasitesini artırmakla kalmayıp müttefik ülkelerin dayanıklılık kapasitelerini güçlendirerek güvenlik mimarisindeki önemini koruduğunu ifade etti.
ABD-İran Gelişmeleri ve Türkiye’nin Rolü
Kalın, ABD ile İran arasında ilan edilen anlaşma haberinin memnuniyetle karşılandığını, ancak temkinli bir iyimserlik içinde olduklarını söyledi. Önümüzdeki günlerin müzakerelerde zorlu bir süreç olacağını belirterek, Pakistan, Katar ve sürece katkı sunan başta ülkemiz olmak üzere tüm aktörleri tebrik etti. Bu adımın Orta Doğu’da kalıcı barışın inşa edilmesine önemli bir merhale sağlayabileceğini umduklarını ekledi.
Türkiye’nin NATO Üyeliğinde Üç Dönem
Kalın, Türkiye’nin NATO üyeliğinde üç önemli dönem olduğunu aktardı: Soğuk Savaş dönemi; 15 Temmuz süreci ve FETÖ ile mücadele dönemi; ve Suriye konusu. Atılan kararlı adımlar, stratejik vizyon ve uzun vadeli tespitler sayesinde Suriye’nin beklenmedik bir noktaya geldiğini belirtti. Bugün Suriye’de yeniden inşa, yeniden güvenlik ve toplumsal kucaklaşma döneminin yaşandığını, Suriyeli Kürtlerin yeni Suriye’ye entegrasyon sürecinin bunun önemli ayaklarından biri olduğunu söyledi.
Kalın, eleştirilerde bulunanların şimdi entegrasyon sürecinin zeminini hazırladıkları için teşekkür ettiğini, Türkiye’nin doğru yerde durduğunu vurguladı. Suriye’den Türkiye’ye, komşulara veya NATO İttifakı’na yönelik şu anda en ufak bir tehdit olmadığını; DEAŞ unsurlarıyla mücadelede Suriye istihbaratıyla yoğun bir çaba içinde olduklarını belirtti.
‘Terörsüz Türkiye’ Hedefi
Kalın, Cumhurbaşkanının liderliğinde başlatılan “Terörsüz Türkiye” hedefinin yalnızca bir güvenlik politikası olmayıp güçlü, müreffeh ve istikrarlı bir gelecek hedefi olduğunu söyledi. Terörün her türlüsünden arındırılmış bir Türkiye’nin demokratik kapasitesini güçlendireceğini, ekonomik kalkınmayı hızlandıracağını ve ittifakın güvenliğine katkı sağlayan stratejik aktör konumunu pekiştireceğini ifade etti.
Bray’e Bedri Rahmi Eyüboğlu Tablosu Hediye Edildi
Kalın, konuşmasının ardından NATO İstihbarat ve Güvenlikten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Scott Bray’e, ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun 1960’ta NATO’ya armağan edilen mozaik panosunun yağlı boya resmini hediye etti. Kırmızı hakim renkteki mozaikte Anadolu’ya ait Türk motifleri, kilim motifleri ve nazar boncuğu gibi kültürel izler yer alıyor; mozaik, renkleri ve desenleriyle Türk halk sanatını yansıtıyor.
MİA Başkanı Köse: Teknoloji Değişimin Merkezinde
Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Talha Köse, dünya siyaseti ve güvenlik anlayışının alışılmış kalıpların ötesinde köklü bir dönüşümden geçtiğini söyledi. Bu dönüşümün devletleri ve karar alıcıları daha derin bir stratejik muhakemeye zorladığını belirtti. Günümüz güvenlik anlayışında istihbarat, dayanıklılık, teknoloji, toplumsal direnç ve ittifak dayanışmasının artık birbirinden ayrı başlıklar olmadığını; geleneksel güvenlik dinamiklerinin tamamlayıcı unsurları haline geldiğini vurguladı.
Köse, Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Liderler Zirvesi’nin ittifakın yeni yöneliminin tartışılacağı önemli bir eşik olduğunu belirterek, “Bu çerçevede Milli İstihbarat Akademisi olarak düzenlediğimiz programımızın, istihbaratın değişen rolünü ve topyekun dayanıklılığın artan önemini ele alarak Ankara Zirvesi’ne fikri zeminde katkı sunacağına inanıyorum” dedi.
Köse, güvenliğin anlamının, araçlarının, aktörlerinin ve sınırlarının yeniden tanımlandığı bir paradigma değişimi yaşandığını; teknoloji, hibrit tehditler ve bilişsel mücadelenin bu değişimin merkezinde olduğunu, bunun hem savaşın doğasını hem de barış zamanındaki caydırıcılık anlayışını dönüştürdüğünü ifade etti.
NATO 3.0 ve Topyekun Dayanıklılık
Köse, 2004’te İstanbul’da NATO’nun kolektif savunma ittifakından küresel güvenlik aktörüne dönüşümüne şahitlik edildiğini hatırlattı. Bu yılki Ankara Zirvesi’nde ise ittifakın güncel iç ve dış sınamalara yönelik kendini yeniden şekillendirmesinin beklendiğini söyledi. Artık ittifakın konvansiyonel tehditlerin yanı sıra siber, enerji ve kritik altyapı güvenliği ile teknoloji temelli sınamalara da cevap üretmek zorunda olduğunu belirtti. “NATO 3.0, geçmiş birikimini reddetmekten ziyade, ittifakı yeni tehdit ortamına uygun şekilde güncellemek, esnekleştirmek ve derinleştirmek anlamına gelmektedir” diye konuştu.
Köse, yeni güvenlik paradigmasının en temel kavramlarından birinin “topyekun dayanıklılık” olduğunu vurgulayarak, dayanıklılığın yukarıdan aşağıya inşa edilen tek bir kapasite olmadığını; aileden okula, geleneksel ve dijital medyadan üniversiteye, özel sektörden sivil topluma kadar uzanan geniş bir güvenlik kültürünün tabandan inşa edilmesi gerektiğini ifade etti.
Bray: Türkiye’nin Tecrübesi İttifaka Katkı Sağlıyor
NATO İstihbarat ve Güvenlikten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Scott W. Bray, Türkiye’nin terörle mücadelede tecrübeli bir ülke olduğunu ve ittifaka önemli katkılar sunduğunu belirtti. “Daha güçlü bir NATO, daha güçlü ittifaklar elde etmeye çalışıyoruz. Geleceğimizi güvence altına alabilmek için çalışmalarımız devam ediyor. Her gün NATO şemsiyesi altında güçlenmeye devam ediyoruz” dedi.
‘NATO’nun Görünmeyen Bağı: İstihbarat’ Paneli
Konuşmaların ardından “NATO’nun Görünmeyen Bağı: İstihbarat” adlı panel düzenlendi. MİA Başkanı Talha Köse’nin moderatörlüğünü yaptığı panelde Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç, Akron Üniversitesi’nden Emeritus Profesör James Clyde Sperling ve eski NATO İstihbarat ve Güvenlikten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı David Matthew Cattler panelist olarak yer aldı.

